Diyanet İşleri Başkanı Görmez’den Cuma Hutbesi…

 

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 

اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يَلْبِسُٓوا ا۪يمَانَهُمْ بِظُلْمٍ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ الْاَمْنُ وَهُمْ مُهْتَدُونَ۟

Serhat şehri Ağrı’da Ulu Camii’nin kubbesi altını imanla dolduran aziz kardeşlerim, Cuma’nız mübarek olsun. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi, feyzi, fazileti, afiyeti üzerinize olsun.

Hutbemizin başında okuduğum ayeti kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor, gerçek müminleri tarif ederken, yeryüzünde müminlere verilen dünyayı güzelleştirme, güvenli bir dünya kurma görevini verirken şöyle buyuruyor: اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يَلْبِسُٓوا ا۪يمَانَهُمْ بِظُلْمٍ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ الْاَمْنُ  Onlar ki, iman ederler ve imanlarına zulüm karıştırmazlar. Onlar ki, iman ederler ve adaletten ayrılmazlar. İşte onlara güven vardır. Onlara eman vardır hem bu dünyada, hem de ebedi hayatta.مُهْتَدُونَ  وَهُمْ  Onlar hidayet üzeredirler, onlar doğru yol üzeredirler.

Aziz kardeşlerim,

İslam’ın iman esaslarını çerçeveleyen üç büyük kavram vardır; iman, emanet ve eman. Allah öncelikle bütün kâinatı, bize verdiği bütün nimetleri bize emanet etti. Bu emanete riayet edenler ancak yeryüzünü güvenli bir dünya kılarlar. Allah’ın emanetlerini riayet ettikçe yeryüzü güven bulur, kalpler emana kavuşur. Emanete riayet edip emana kavuşunca iman etmiş oluruz, iman ettikçe eman buluruz, eman buldukça emanete riayet etmiş oluruz.

Bu 3 kavramın zıttı olan bir başka 3 kavram vardır; imanın zıttı küfür ve şirktir, emanın zıttı korku ve zulümdür, endişedir, emanetin zıttı da ihanettir. İman yok olunca küfür ve şirk sarar yeryüzünü, küfrün ve şirkin var olduğu yerde insanlık eman bulmaz, zulüm egemen olur. Hazreti Lokman’ın evladına ifade ettiğini hatırlayalım; اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظ۪يمٌ Çünkü şirk en büyük zulümdür. Eman yok olunca emanete ihanet başlar. Allah’ın bize emanet ettiği, teslim ettiği her emanete insan ihanet etmeye başlar. Canımız emanet, kalbimiz emanet, evlatlarımız emanet, eşlerimiz emanet, ülkemiz, dünyamız emanet, bütün varlık, bütün kâinat insana emanet edilmiştir ve o emaneti insan üstlenmiştir.

Rabbimiz bir başka ayet-i kerimede; biz bu emaneti dağlara, göklere tevdi ettik, ama onlar bu emaneti taşımaktan kaçındılar. وَحَمَلَهَا الْإِنسَانُ  O emaneti insan yüklendi. Eğer o emanete ihanet edersek,  إِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا zalim oluruz, zulmü hayatımıza egemen kılmış oluruz, emanı yok ederiz.

Aziz kardeşlerim,

İman ve eman birbirinden ayrılmayacak iki kavramdır. Onun için Allah Resulü Sallallahü Aleyhi Vesellem hadis-i şerifte şöyle bulurdu: Emanete riayet etmeyenin imanı kamil olmaz, ahde vefa göstermeyenin dini kamil olmaz, dindarlığı mükemmel olmaz. Mümin, bütün insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.

Aziz kardeşlerim,

Mümin iman ettikten sonra, mümin Allah’a güvendikten sonra emanı da kalbine yerleştirmiş oluruz. Ancak iman olmazsa eman olmaz, eman olmazsa iman olmaz. Eman olduğu zaman Müslümana korku yoktur. Kur'an-ı Kerim’in muhtelif ayetlerinde; اَلَٓا اِنَّ اَوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ  Allah’ın veli kullarına, Allah’a dost olmuş müminlere korku yoktur, hüzün yoktur. Müminin kalbinde korku olmaz, Allah’tan başkasından korkmaz. Müminin kalbinde gelecek korkusu yoktur, fakirlik korkusu olmaz, çünkü o Rezzak’a iman etmiştir. Gelecek korkusu olmaz, çünkü o Allah’a tevekkül etmiştir. Düşman korkusu olmaz, çünkü o Allah’ın yanında olduğunun şuurunda ve bilincinde yaşar. Korkuları yok olunca, dünyadaki korkular yok olunca ahiretteki korkulardan da emin oluruz. Dünyada kalbimizi korkulardan arındırdığımız zaman, yürek kalemizi sağlama aldığımız zaman, ahirette de cehennemden azat olmuş oluruz, azabın korkusu da kalpten silinmiş olur. Çünkü iman ve eman ile O’nun huzuruna varmaya o zaman hazır olmuş oluruz.

Aziz kardeşlerim,

Hep birlikte öncelikle birer mümin olarak birbirimize güvenmeliyiz, kardeşler topluluğu olmalıyız, kalpler arasında merhamet köprüleri kurmalıyız. Dünyanın her tarafındaki mümin kardeşlerimizle bu topraklarda imanı ve emanı sağlamlaştırmalıyız ve o emanı avuç avuç Bağdat’a, Şam’a taşımalıyız, Suriye’ye, Irak’a, Yemen’e, emanı kaybeden, selamı kaybeden kardeşlerimize taşımalıyız, bize yakışan budur.

Cenab-ı Hakk bizleri imandan ve emandan asla ayırmasın. Cenab-ı Hakk üzerinde yaşadığımız beldelerimizi emin beldeler kılsın. Hazreti İbrahim’in Kabetullah’ı inşa etmeden önce Allah’tan isteği şu olmuştur:  رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا الْبَلَدَ اٰمِناً  Allah’ım, bana emin bir belde nasip et. Cenab-ı Hakk beldelerimizi emin kılsın. Her türlü kötülükten, her türlü şerden, her türlü şiddet ve terörden muhafaza eylesin. Kardeşçe yaşamayı, kardeşlik ahlakına, kardeşlik hukukuna dayanarak, kardeşlik hukukuna riayet ederek gerçek kardeşler topluluğu olmayı Cenab-ı Hakk bizlere nasip eylesin.