Mesaj

DİYANET İŞLERİ BAŞKANIMIZ SAYIN MEHMET NURİ YILMAZ'IN GÜNDEM OLUŞTURAN MİRAÇ KANDİLİ MESAJI
Kutsiyetiyle gönüllerimize feyiz ve bereket bahşeden Miraç Kandili'ni tekrar idrak etmenin sevinç ve mutluluğunu yaşamaktayız. Kelime anlamıyla "gece yolculuğu" manasına gelen İsra ve "yükselmek, yükseğe çıkmak, yükselmeyi sağlayan vasıta" anlamlarına gelen Miraç; insanlığın kurtuluşu için gönderilen Sevgili Peygamberimize, Allah'ın sonsuz kudretinin eserlerini temaşa etmesi için yaptırılan mukaddes ve manevi bir yolculuktur. Birçok hikmet ve ilahi sırları bünyesinde barındıran bu gece, İsra suresinin ilk ayetinde şöyle ifade edilmektedir: "Kulu Muhammed'i bir gece Mescid-i Haram'dan, kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür." Mucizeler, insanların mahiyetini idrakte acze düştüğü, fizik alemiyle ifadesi mümkün olmayan ilahi tasarruflardır. Bu hadiseler, mutlak kudret sahibi Yüce Allah'a inananların imanını güçlendirdiği gibi O'nun; varlığının da apaçık delillerini oluşturmaktadır. Yeni bir bin yılın ilk yıllarını yaşadığımız bu günlerde beşer aklının ulaştığı icat ve keşifle, baş döndürücü teknolojik gelişmeler, iletişim alanındaki yenilikler sayesinde mucizelerin mahiyetini kavramamız daha da kolaylaşmaktadır. İnsana düşen, kendisini ve kainattaki tüm varlıkları yaratan sonsuz kudret sahibini mutlaka idrak etmesi ve ona kulluktan asla ayrılmamasıdır. Peygamberimizin, Rabb'inin huzuruna yükseldiği en manalı ve en büyük mucizelerden biri olan Miraç; Rasulullah'ın şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir yükseliş ufkudur. Bu hadisede; maddi ve manevi yükselişe, bütün süfli duygulardan, her türlü kötülüklerden arınarak gerçek kulluğa, en yüce mertebeye erişmeye işaret vardır. Miraç'ta; çalıştığı zaman insanın maddi ve dünyevi mesafeleri kısaltabileceği, yerlere, göklere ve denizlere hakim olabileceği mesajları mevcuttur. Allah'ın varlık alemine koyduğu ilahi düzen, inanan ve inanmayan insana göre değişiklik arz etmez. Çalışan hangi dinden olursa olsun yükselir, tembel olan mümin de olsa zelil olur. Milletlerin yükseliş ve düşüşleri bu ilahi kural üzere cereyan etmektedir. Nitekim yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de bu gerçeği şöyle ifade etmiştir: " ... Bir toplum, içinde bulunduğu durumu değiştirmedikçe, Allah onların halini değiştirmez." (Ra'd, 11) Bu gecede, insanların dünyada ve ahirette ebedi mutluluğunu gaye edinen yüce İslâm dininin ilmi, çalışmayı, kalkınmayı, güzel ahlakı vb. evrensel nitelik taşıyan tüm değerleri emretmiş olmasına rağmen bugünkü Müslümanların -içinde bulundukları- konumun değerlendirmesini iyi yapmalıyız. İslâm aleminin cehalet ve tefrika sebebiyle içine düştüğü perişanlığı, geri kalmışlığı, dünyanın en yoksul ülkelerinden birinde yaşanan trajik hadiseleri ve buna karşın Müslüman olmayan bazı ülkelerin bir çok yönden kalkınmış olması bu gece bizleri derin tefekkürlere sevk etmelidir. Mensubu olmakla büyük mutluluk duyduğumuz yüce dinimiz, son zamanlarda dünya gündemini meşgul eden terör olaylarına alet edilmeye çalışılmaktadır. Bir takım şer odaklarının, olayları maniple ederek dünya kamuoyunu yanıltma girişimleri, tüm Müslümanları büyük bir zan altına ittiği gibi, yüce dinimizi de lekelemeyi amaçlamaktadır. Adı barış ve esenlik anlamına gelen "İslâm", suçsuz insanları öldürmek bir yana, herhangi bir canlının hayatına son vermeyi dahi yasaklamıştır. Bir insanı diriltmenin, tüm insanları diriltmek, bir insanı öldürmenin tüm insanları öldürmek anlamına geldiği, kendisine temel ilke edinen bir dinin, terörle uzaktan-yakından hiçbir bağlantısı olamaz. Globalleşen dünyada karşılıklı güvenin, saygının ve hoşgörünün zedelenmesi sonucunu doğuracak davranışların hiçbir dine yararı yoktur. Gönüllerimizin müstesna bir coşku yaşadığı bu mübarek gecede, gerek kendi toplumumuz, gerekse tüm dünya insanları arasında kalın çizgilerle sınırlar oluşturan anlayış ve davranışlardan uzaklaşarak, bizi birbirimize yaklaştıracak, dünya barışını sağlayacak uzlaşmacı tavırlar sergilemenin yollarını arayalım. Kin ve nefret yerine, sevgi ve barış tohumlarının ekilmesine çalışalım. Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.) ifadesiyle, birbirimizi sevmedikçe olgun bir imana sahip olamayacağımız gerçeğini asla unutmayalım. Kutsiyetiyle gönüllerimizi manevi iklimlere taşıyacak olan bu gecede niyet, düşünce, söz ve davranışlarımızı bir kez daha değerlendirmeli, hatalarımızın affı için tövbe etmeli, huzur ve mutluluğumuz için Yüce Allah'a dua ve niyazda bulunmalıyız. Bu duygu ve düşüncelerle; yurtiçinde ve yurtdışındaki bütün vatandaşlarımızın, soydaşlarımızın ve bütün din kardeşlerimizin Miraç kandillerini tebrik eder, bu mübarek gecenin kalplerimizi ve gönüllerimizi aydınlatmasını, bütün insanlığın hidayetine vesile olmasını Cenab-ı Hakk'tan niyaz ederim.

BERAT KANDİLİ MESAJI
Ramazan ayının müjdecisi olan mübarek Berat Kandili'ni de idrak etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Berat Kandili Müslümanların, sınırsız af ve merhamet sahibi olan Yüce Allah'a sığınarak günahlardan arındıkları, ilahî lütuf ve bereketlere eriştikleri müstesna zaman dilimlerinden birisidir. Müminler için bu gece, hem af, mağfiret ve ilahî rahmete kavuşma vesilesi, hem de birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını en yoğun bir şekilde yaşadıkları bir fırsattır. Bu gecede kırgınlıklara son verilir, gönüller alınır, fakir fukara hatırlanır. Bu sebepledir ki, asırlar boyu bu topraklar üzerinde yaşayan Müslüman ecdadımız, bu geceyi diğer kutsal geceler gibi, dinî hayata derinlik kazandıran bir değer olarak görmüşler ve onu nefisleri kontrol altına almanın bir fırsatı olarak değerlendirmişlerdir. Bunalan ruhlar için bu gece gerçekten bulunmaz bir fırsattır. Bu gece, kulluk esprisi içinde Allah'ın ilahlık hakikatine en köklü anlamda bir sığınma anlamı taşıyan ve ibadetin özü olan dualarla en güzel bir şekilde değerlendirilmeli, günahlardan arınmak için Yüce Allah'a yalvarıp yakarılmalı, tevbe ve istiğfarda bulunulmalıdır. Unutmayalım ki, tevbe ruhu arındırmanın en güzel yollarından biridir. Kur'an-ı Kerim, ameli ne olursa olsun istisna koymaksızın herkesi tevbeye davet etmektedir (Nur, 31). Ruhî olgunluğun doruğuna yükselmiş peygamberlerle beşer arasında bu bakımdan fark yoktur. Peygamberimizin günde 70'den fazla tevbe etmesi de, bu sebepledir. Bu gece ana baba ve akrabaların kandilleri tebrik edilmeli, hayır duaları alınmalıdır. Fakir ve muhtaçlara imkanlar nispetinde yardım eli uzatılmalıdır. Unutmayalım ki, paylaşılmayan sevinç ve mutlulukların insan için fazla bir anlamı yoktur. Sevinç ve mutluluklar paylaşıldıkça artar, kederler de paylaşıldıkça hafifler. Mübarek Berat Kandili münasebetiyle bazı hususların altının çizilmesinde yarar görüyorum. Madde ve mana arasındaki doğal dengenin madde lehine bozulduğu, global ihtilafların bütün dünyayı olumsuz etkilediği, ihtilafların çözümü için akl-ı selimin yerine silahların devreye sokulduğu, pek çok fenalık ve kötülüğün hüküm sürdüğü günümüzde, insanın, ruhunu derin kırılmalardan ve acılardan koruyabilmek için büyük ölçüde iç gözleme ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç her geçen gün daha fazla kendini hissettirmektedir. İnsanlık çoğu zaman maddeyi simgeleyen değerlerin peşinden koşarak niçin yaratıldığı ve dünyadaki gerçek misyonunun ne olduğuna dair varoluşun en temel sorularına karşı ilgisiz bir tavır sergilemektedir. Halbuki insanın hayatta varoluşun temel gayesi, nefsinin esaretinden kurtularak güzelliğin kaynağı Yüce Allah'ın kendinde yaşattığı mutlak kemalin içindeki yansımalarını idrak etmesidir. İç gözlemi hakkıyla yapanlar, nefsin küçük ve sefil dünyasından kurtularak Allah'a yaklaşan, düşünen bir varlık konumuna yükselirler. Hayatın aşkın manası da Allah'a giden yolu, diğer bütün alternatif yollara tercih edebilme erdemine ulaşmaktır. Nefsiyle muhasebesini hakkıyla yapan insanlarda görülen ilk değişim, bütün kötülükleri reddedip, Allah'ın emaneti olarak algıladıkları insanların ıstıraplarını içlerinde hissetmeleridir. Buna mukabil iç gözlemden uzaklaşanlarda fark edilen özellik ise, kendi özlerine yabancılaşmaları ve yaratıcı yeteneklerini kaybetmeleridir. İnsanın ihtirasları, saldırganlıkları, çirkinlik ve kötülüklerinin altında yatan gerçek sebep, işte tam bu noktalarda aranmalıdır. İnsanın iç dünyasında bulacağı en güzel armağan, Yüce Allah'ın bahşettiği güzel ahlâktır. Ünlü gönül adamımız Mevlana, "bütün cihanı araştırdım, ahlâk güzelliğinden daha değerli bir şey görmedim" demektedir. İç gözlem, varlığımızın özünde var olan ve kimliğimizin temelini teşkil eden ahlaki değerlerimizi kaybetme tehlikesinden bizi uzak tutacak en emin yoldur. Dinimizin bize ısrarla tavsiye ve telkin ettiği bu yöntem, ihmal veya terk edilirse, insanın varlığı değersizleşir. Bunun toplumsal tezahürü de, arsızlık, ahlâksızlık, haksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, kin ve intikam duygularının yaygınlaşması, merhametsizlik ve sevgisizlik biçiminde ortaya çıkar. İşte Berat gecesi sözünü ettiğimiz iç gözlemin yapılmasına fırsatlar sunması bakımından bizler için büyük önem arz etmektedir. Umuyoruz ki, insanlık modern rehavet döneminin ve bunun yarattığı ruhsal boşluğun en kısa zamanda farkına vararak dikkatini yeniden hayatın felsefî ve ruhsal yönüne çevirir. Şüphesiz ruhumuzun açlığı bedenimizin açlığından da daha acı vericidir. İç gözlem kişiler için ne kadar önemli ve zaruri ise, toplumlar için de önemlidir. Dünyanın geldiği bu noktada, İslam dünyası da kendi iç sorunlarının çözümü için kendine yönelmesi gerekiyor. Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, kendini hesaba çekme düşüncesi, İslâm'ın özüne yabancı değildir. İslâm dünyası bugün ciddi bir sınavla karşı karşıyadır. Bu sınav, İslâm toplumlarının insanlığın geleceği için geçmişte olduğu gibi günümüzde de artı değerler üretebilip üretemeyeceğini ortaya çıkaracak olan bir sınavdır. İslâm uygarlığının başka uygarlıklara karşı özgünlüğüyle meydan okuma gücünü koruyabilmesi bakımından müslümanlar bu sınavda tutarlı ve başarılı olmak mecburiyetindedir. İnançlarımız bize, hiçbir zaman adaletten ayrılmamayı, kim tarafından yapılırsa yapılsın bütün kötülüklere karşı çıkılması gerektiğini telkin etmektedir. Yüce Allah bir ayet-i kerime'de: "Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin" (Maide, 8) buyurmaktadır. Şu halde müslümanlar duygularının esiri haline gelip, insanlığın huzurunu kaçırmak için iğrenç ve korkunç eylemler gerçekleştirenlere asla destek olmamalı, bunlarla aralarındaki çizgiyi net olarak belirginleştirmelidir. Mensup oldukları medeniyetin barışçıl mesajlarla yüklü olduğunu eylemleriyle ispat etmeleri, medeniyetler arası çatışmaları önlemek için kendilerine de önemli görevlerin düştüğünü hatırdan uzak tutmamaları gerekiyor. Her zaman iç bünyedeki sorunların çözümü için başkalarından yardım beklemek, onurlu bir davranış değildir. Bunun için İslam dünyası iç hesaplaşmasını yapması ve içindeki İslâm'ın evrensel ilkelerine ters düşen düşünce tortularını temizlemesi gerekiyor. Kendi iç bünyesindeki hastalıkları teşhis ve tedavi edemeyenler, başkalarıyla hesaplaşmayı hayal bile edemezler. İslam dini insanlığın önüne hem madde hem de manasıyla bir bütünlük içinde insanlığını gerçekleştirmesine katkıda bulunacak geniş imkanlar sunmaktadır. İslâm ülkeleri içinde bunu müşahhas bir proje haline dönüştürebilecek olan ülke Türkiye'dir. Zira Türk insanı dinle dünyanın ahenkli sentezini yapabilecek potansiyeli her zaman bünyesinde bulundurmuştur. Bu duygu ve düşüncelerle milletimizin, yurtdışında yaşayan aziz vatandaş ve soydaşlarımızın ve bütün İslâm aleminin Berat Kandilini kutluyor insanlığın barış, huzur ve saadetine ve bütün müminlerin affına vesile olmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyorum.

Mehmet Nuri YILMAZ
Diyanet İşleri Başkanı