|
Merhaba
Çocuklar
Ayın
Şiiri
Şehitlerin
Derecesi
Çocuklarla
Dini Sohbetler
İsmail
GELENBEVİ
Çevre
Bilinci
Hayat
Kurtaran Yumurtalar
Ankara
Tarihçesi
30
Ağustos ve Zaferlerimiz
Çavuş
Ağacı
Sizlerle
Başbaşa
Yurttan
Ve Gurbetten Haberler
|
Ankara
Tarihçesi
Ankara, 1143'te Selçuklu Sultanı I. Mesut tarafından kesin olarak
Türk ülkesine katıldı. Selçuklu Türkleri Ankara'ya çok önem verdi.
Şehir; kalesiyle askeri yönden, Ege'nin Liman şehirlerinden Mezopotamya
ve doğu ülkelerine uzanan ticaret yolu üzerinde oluşu sebebiyle
de ekonomik yönden Türklerin ilgisini çekti. Selçuklu Sultanları
iç ve dış kale surlarını onardılar. Selçuklu dönemi yapılarından
Alaaddin Camii, Arslanhane Camii, Ahi Şerafettin Camii, Saraç
Sinan Mescidi ve Akköprü günümüze kadar ulaşmıştır.
XIII. ve XIV. Yüzyıllarda Moğalların ve İlhanlıların istilası
sonucu Ankara sıkıntılı yıllar yaşadı. Selçuklular, İlhanlılar,
İlhanlı valilerinden Eretna Oğulları ve Ahiler arasında sık sık
yönetim değişikliği oldu. Ahiler, şehirde sofculuğu ve dericiliği
geliştirdiler. Ticareti canlandırdılar. 1354 yılında Osmanlı Sultanlarından
Orhan Gazi tarafından Ankara'nın Osmanlı Devletine bağlanmasıyla
yeni bir dönem başladı. Şehrin savaşsız şekilde Ahilerden alındığı
Osmanlı tarihlerinde belirtilmektedir.
Osmanlı döneminde, 1402 de Ankara yakınlarında (Çubuk Ovası’ nda)
Timur ve Sultan Bayezid arasında Ankara Savaşı yapıldı. Savaşta
yenilen Yıldırım lakaplı Sultan Bayezid bir süre Ankara Kalesi'ne
hapsedildi. Yıldırım Bayezid'ın ölümü ve Timur'un Anadolu'dan
çekilmesinden sonra Yıldırım'ın oğulları arasında iktidar mücadelesi
başladı. 1411 yılında Çelebi Mehmet Ankara'yı alarak karmaşık
duruma son verdi. II. Murad döneminde şehir imar edildi. Fatih
Sultan Mehmet döneminde, ordunun toplandığı uğrak yeri oldu. Kanuni
Sultan Süleyman döneminde Osmanlı Eyalet sistemi kurulurken Ankara
bir süre Anadolu eyaletinin merkezi olduysa da eyalet merkezinin
Kütahya'ya nakli üzerine sancak merkezi haline getirildi. Ankara
Osmanlılar zamanında sof yapımı, debbağlık ve kundura üretimiyle
tanınan bir ticaret merkezi durumuna geldi. Kalesiyle de askeri
yönden önemini korudu. Ankara sofu, İstanbul, Bursa ve Halep'te
satıldığı gibi başta Venedik, Lehistan ve İngiltere olmak üzere
uzak ülkelere ihraç ediliyordu. Şehrin imarı da diğer taraftan
sürdürülüyordu. 1440 yılında cami, türbe, çeşme ve çift hamamdan
oluşan Karacabey Külliyesi 1427-1428'de Hacı Bayram Camiî İnşa
edildi. 1522 yılında şehrin nüfusu 12.000-16.000 olarak tahmin
edilmektedir. XVI. yüzyılda sofculuk ve debbağlık daha da gelişti.
Gelişen ticari hayat sonucu XV.-XVII. yüzyıllarda Ankara'da Kurşunlu
Han, Mahmut Paşa Bedesten’ i, Çengel Han, Pilavoğlu Hanı, Sulu
Han, Çukur Han, Kıbrısoğlu Hanı, Yeni Han, Zafran Hanı yapıldı.
Ankara'nın Osmanlı dönemindeki parlak yılları, XVII. Yüzyılın
başlarında Celâlî isyanlarıyla birlikte yerini sıkıntılı günlere
bıraktı. Celâlîlerden korunmak üzere halk şehri çevreleyen bir
sur inşa etmek durumunda kaldı. XIX. yüzyılın ortalarından itibaren
İngilizlerin Güney Afrika'da tiftik keçisi yetiştirmeleri ve dokumacılıktaki
makineleşme dolayısıyla sof, ve tiftik ticaretinde gerileme görüldü.
1892 yılında Ankara'ya demiryolunun ulaşmasıyla şehre biraz canlılık
geldi. Büyük bir şehirden giderek kasabaya dönüşen Ankara'yı 1917
yılında da yangın felaketi buldu. Kalenin kuzey batısındaki mahaller
yandı.
Tüm ülkeyle birlikte Ankara'nın kötüye giden kaderi 27 Aralık
1919 tarihinde Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Sivas'tan Ankara'ya
gelmeleriyle değişti. Kurtuluş mücadelesini Erzurum ve Sivas'ta
topladığı kongrelerle teşkilatlandıran Mustafa Kemal, 23 Nisan
1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasını
sağlayarak, yeni bir Türk devletinin temelini atmayı başardı.
Türk Kurtuluş Savaşının yönetim merkezi Ankara, 1920-1922 yılları
arasında işgal altındaki illerden göç eden ailelere, memur ve
askerlerle, yabancı gözlemci ve diplomatlarla hareketli günlere
sahne oldu. Türk İstiklâl Marşı bu yıllarda şair Mehmet Akif Ersoy
tarafından Ankara'da yazıldı. Savaş sonrası şehrin önemi daha
da arttı. Esasen, 23 Nisan 1920 tarihinden beri sürdürülen yeni
Türk devletinin başkent statüsü, 13 Ekim 1923'te kabul edilen
bir kanunla tescil edildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ile
başkent Ankara'da hızlı bir gelişme görüldü. Devlet kuruluşları
için binalar inşa edildi. Büyükelçilikler, birer birer Çankaya'ya
uzanan cadde üzerinde yerlerini aldılar. Şehir tarihi gelişim
içerisinde yöreye egemen olan milletler tarafından çeşitli şekillerde
adlandırıldı. En eskisinden en yenisine kadar bu adlar, Ankyra,
Ancyre, Enguriye, Engürü, Angara, Angora ve Ankara'dır.
|