|
Merhaba
Çocuklar
Ayın
Şiiri
Şehitlerin
Derecesi
Çocuklarla
Dini Sohbetler
İsmail
GELENBEVİ
Çevre
Bilinci
Hayat
Kurtaran Yumurtalar
Ankara
Tarihçesi
30
Ağustos ve Zaferlerimiz
Çavuş
Ağacı
Sizlerle
Başbaşa
Yurttan
Ve Gurbetten Haberler
|

Merhaba
Çocuklar İçinde bulunduğumuz Ağustos Ayın’da kahraman bir millet
olmanın şerefini, onurunu yaşamak en tabii hakkımızdır. Türk-
İslam ruhunun ve heyecanının şan ve şerefi, gurur ve onuru ne
büyük bir hikmettir ki,
bu ayda:
16 Ağustos 1071 Malazgirt,
23 Ağustos 1514 Çaldıran,
24 Ağustos 1516 Mercidabık,
29 Ağustos 1526 Mohaç,
30 Ağustos 1922 Büyük Taarruz zaferleri olarak tam beş kere şahlanmıştır.
Bunların hepsi çok şanlı zaferlerdir ama, Türk tarihinin yönünü
değiştirmesi bakımından önemi çok büyük olan Malazgirt Zaferi
ile Büyük Taarruz’a değineceğiz biraz. Çünkü Alparslan komutasındaki
Malazgirt Zaferi ile Anadolu’nun kapıları Türk’lere açılmış; Atatürk
komutasındaki büyük Taarruz ile de bugün, üzerinde yaşadığımız
bütün vatan toprakları Türk Milletinin üzerine tapulandırılmıştır.
Artık onun bir karışını bile hani şaiirin, "ister savaş ister
barış, Vermem ondan ben bir karış" dediği gibi hiç kimse Türk
milletinin elinden alamaz. Sizlere burada Sultan Alparslan ve
Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi iki büyük komutanın nasıl bir
iman, irade, azim, cesaret ve kararlılık içinde olarak bu savaşları
kazandıklarını en güzel şekilde anlatabilmek için kendi ağızlarından
şu kısa fakat öz konuşmalarını vereceğim.
Sultan Alparslan Cuma namazını kıldıktan sonra beyaz elbiseyi
giymiş ve, "Burada Allah’tan başka sultan yoktur. Eğer şehit olursam
bu beyaz elbise kefenim olsun. Biz ne kadar az, düşman ne kadar
çok olursa olsun, bütün Müslüman’ların zaferimiz için dua ettikleri
şu anda kendimi düşman üzerine atacağım. Ya muzaffer oluruz, ya
da şehitlik mertebesine ulaşır cennete gideriz. İsteyen benimle
gelsin, isteyen geri dönsün. Ya Rabbi! Galip et, çünkü bu son
ordusudur İslam’ın." Konuşmasını yapmış, sonra da 50 bin kişilik
ordusuyla 200 bin kişilik Bizans ordusunu, akşam güneşinin batışına
kadar yerle bir etmiştir.
Büyük Taarruz öncesi kurtuluş savaşlarında ise düşman Afyon ve
Eskişehir’e girmiş, Ankara’ya yaklaşmış. Herkeste bir panik havası
başlamış ve bazı milletvekilleri tarafıdan Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nin Kayseri’ye taşınması teklifi yapılmış. Gazi Mustafa
Kemal Atatürk ise meclis kürsüsüne çıkıp şu konuşmasını yapmış:
"Ben sizleri bu milli davaya silah zoruyla davet etmedim. Dileyen
memleketine geri döner. Düşman, adım adım her tarafı işgal ederek....
Ankara’ya gelecek olursa; ben bir elime silahımı, bir elime Türk
Bayrağı’nı alıp Elmadağı’na çıkacağım. Burada tek başıma, son
kurşunuma kadar düşmanla çarpışacağım. Sonra bu mukaddes bayrağı
göğsüme sarıp şehit olacağım. Bu bayrak kanımı sindire sindire
emerken, ben de milletimin uğruna hayatımı feda edeceğim. Huzurunuzda
buna yemin ediyorum.
" İşte böyle sevgili çocuklar! Zafer kazanmak kolay değil, ordusuna
zafer kazandıran komutan olmak da kolay değil.
|