Merhaba Çocuklar

Ayın Şiiri

Reçel Kavanozları ve Ramazan'ın Bereketi

İyilik ve Güzel Huylu Olmada Yarışmak

Hayatın En Güzeli

Yurdumuzdan Bir Köşe (Karahallı)

Akılsız Dost

Papağan ve Bakkal

Örümceğin Paraşütü

Sizlerle Başbaşa

Yurttan ve Gurbetten Haberler


PAPAĞAN VE BAKKAL

Bir bakkalın papağanı vardı. Yeşil, güzel sesli ve konuşan papağandı. Dükkân bekçiliği yapar, alışveriş yapanlara hoş espiriler yapardı. İnsanlarla tıpkı bir insan gibi konuşurdu. Papağan gibi ötmede de üstün bir yeteneği vardı. Sahibi bir gün evine gitmişti. Kuş dükkânı gözetliyordu. Aniden bir kedi girdi dükkâna. Bir fare kovalıyordu. Güzel papağan korkusundan, bir yerlere sığınmak istedi. Kendisine güvenilir bir yer ararken de bir gül yağı şisesine çarptı. Şişe yere düşerek parçalandı. İçindekiler yere döküldü. Bakkal evden döndü. Rahat bir şekilde sandalyesine geçip oturdu. Bir de baktı ki, dükkân yağ içinde kalmış, elbisesi yağlara bulanmış. Bunu papağanın yaptığını anlayınca hırsla onun başına vurdu. Zavallı kuşun dili tutuldu, başı kel oldu. Birkaç gün papağanın sesi sedası çıkmadı. Ne konuşuyor, ne de ötüyordu. Bakkal pişmanlığından ahh etmeye başladı. Saçlarını yoluyor: Eyvah! Diyordu, nimet güneşim bulut altına girdi, görünmez oldu. Keşke elim kırılsaydı da, onun başına vurmaz olsaydım. Kuşunun yeniden konuşması için yoksullara sadaka verdi. Bir şişe gül yağı yüzünden hiddete kapılarak yaptığı bu işten dolayı fazlasıyla suçlu buluyordu kendini. Bu kuş yeniden ne zaman konuşmaya başlayacak, dükkânımı ne zaman şenlendirecek yeniden, diye kara kara düşünüyordu. Bir gün, sokakta leğen gibi tüysüz kafasıyla kel bir adam geçiyordu. Papağan hemencecik dile gelip akıllılar gibi adama bağırdı: - Ey Kel! Neden kellere karıştın? Yoksa benim gibi gül yağı şişesini mi döktün sen de?