
Çocuk İle Ayı
ava çok soğuktu. Büyük kentin sokaklarında yapayalnız dolaşan
küçük çocuk soğuktan tir tir titriyordu. Nereye gidebilirdi ki?
Anası ve babası ölmüş, hısım akrabası kalmamıştı. Bilmediği insanlar
ise onu daha kapıdan kovuyorlardı. Zavallı, evlerin pırıl pırıl
ışıyan pencerelerine özlemle bakıyordu. İçerleri şimdi kim bilir
ne kadar sıcak ve ne kadar rahattı! Gülüşen oynaşan çocukların
sesleri duyuluyordu. Birkaç dakikalık ısınmak isteğiyle onu da
içeri almaları için gidip yalvardıysa da aldıran olmadı.
Böylece çocuk kentin kenarına çıktı. Soğuk burada çok daha çetindi.
Rüzgar çıplak boynunu haşlıyordu. Elleri de korkunç sızlamaya
başladı. Gözlerinden yaşlar boşandı. Zavallı çocuk! Oracığa çökerek
belini ıssız bir ahırın duvarına verdi, ağlamaya başladı. Birara
kulağına bir ses geldi: Tak, tak, tak... Bu da ne acaba? Bakındı,
ne görsün! Rüzgar ahırın kapısını bir açıyor, bir kapıyordu. Çocuk
hemen içeriye daldı. Ahır karanlıktı. El yordamıyla duvar dibinden
ilerledi. Birden kocaman, ama yumuşak bir yığına dayandı. Düşündü:
"Bu olsa olsa yaşlı ve kocaman bir köpek olacak" dedi.
Oracığa çöküverdi. Kocaman ve yumuşak yığının sıcaklığıyla rahatladı,
gözleri kapandı. Sabah olunca bu kocaman ve yumuşak yığının bir
ayı olduğunu görünce şaşırdı, ama hiç korkmadı. O zamana kadar
ayı görmediği için, bunun bir ayı olduğunu da farketmedi. Ayı
ile ikisi yine koyun koyuna sokularak gecelediler. Ve bu böyle
birkaç gün sürdü. Ayıya her gün bol bol yiyecek getiriyorlardı.
Yenmeden kalan artıklarıysa çocuk yiyordu.

Ancak, bir gün yemek gecikti. Ayı ile çocuk erkenden
uykuya yattılar. Tam dalmışlardı ki, bir elinde fener, bir elinde
yemek olduğu halde ayı bakıcısı geldi. Ayının yanındaki çocuğu
görünce elindekileri atarak geriye döndü. Gördüklerini ev halkına
bir bir anlattı. O anda içerde misafirler de vardı; olayı duyunca
merakla ahıra koştular. Çocuk korkudan ayının boynuna sarıldı.
Bundan ayı da duygulandı, ayaklarıyla çocuğun sırtını sıvazladı,
bir yandan da gelenlere dönerek korkunç sesler çıkardı. İnsanlar
oldukları yerde sessizce donup kalmışlardı. Çocuğun buraya niçin
sığınmış olabileceğini düşününce ev sahibinin yüreğine de merhamet
geldi. Çocuğu oradan alıp evine götürdü, onu özenle eğiterek iyi
bir insan olarak yetiştirdi.