Talip ULUŞAN

Bir senede iki dini bayramımız vardır. Bunlardan birincisi Ramazan Bayramı, ikincisi de Kurban Bayramıdır. Bu bayramların her ikisi de dinimizce çok önemli bir görevin yapılması ile ilgilidir.
Rahmet ve mağfiret ayı olan mübarek Ramazan ayında bir ay oruç tutan ve diğer görevlerini yapan müslümanlar, Şevval ayının ilk gününde bayram ederler. Böylece Yüce Allah'a karşı kulluk görevini eda etmenin sevinç ve gururunu yaşarlar.
O sene Hacc yapacak olan müminler dünyanın dört bir yanından akın akın Kutsal Bölgeye giderler. Zilhıcce'nin ilk haftasında Mekke-i Mükerreme de toplanırlar. Bu ayın 9. günü ihramlı olarak Arafatta bulunurlar. Vakfe yaparlar ve dua ederler. İslam'ın şartlarından biri olan Hacc'ın en önemli rüknünü eda ederler. Ertesi günü onlar haccın diğer görevlerini yerine getirirler. Bu sebeble bütün müslümanlar da bulundukları yerlerde Zilhıcce nin 10. günü Kurban Bayramı'nı yaşarlar.
Her iki bayramda da sosyal yardımlaşma, birlik ve beraberlik ruhu mevcuttur. Ramazan Bayramı fakir ve muhtaçlara sadaka ve zekatlar verilir. Onların da bayrama sevinç içinde ulaşmaları sağlanır. Kurban bayramında ise kesilen kurbanların etlerinden fakirlere ve kimsesizlere dağıtılır. Böylece zengin-fakir arasında bir kaynaşma olur, sevgi-saygı duyguları kuvvetlenir.
Ayrıca her iki bayramda da çocuklara yeni elbiseler alınır ve hediyeler verilir. Bayram ziyaretine gelenlere tatlılar ve diğer yiyecekler ikram edilir.
Her insanın hatırasında çocuklukta geçirdiği bayramlardan çok tatlı anılar vardır. Sizlere bu anılarımdan birini anlatacağım. Bu anlatacağım anı "Bayramda Şeker Toplama Anısıdır".
Biz çocuk iken köylerde şöyle bir gelenek vardı. Bayram sabahı çocuklar erkenden kalkarlardı. Bayramlık elbiselerini giyerlerdi. Boyunlarına bezden dikilmiş çantalarını takarlardı. Evden çıkarlar, caminin yakınındaki bir meydana toplanırlardı. Hep beraber, Bayram Namazının bitmesini beklerlerdi. Büyükler camide bayram namazını kılıp dışarı çıkmaya başladıkları anda, meydana toplanan çocuklar hemen harekete geçerlerdi. En yakındaki evden başlayarak şeker toplama koşusuna girişirlerdi. Sırayla bütün evler gezilirdi. Evlerden verilen şeker, fındık ve fıstık gibi şeyler boyuna asılan çantada toplanırdı. Evlerin tamamı gezildikten sonra herkes kendi evine giderdi. Evdekilere toplayabildiği şeyleri gösterirdi.
Şeker toplama esnasında yanında küçük kardeşi olanlar olurdu. Onlar şeker dağıtan kimseye şöyle derlerdi: "Bana da ver, kardeşime de ver".