Arefe günüydü.
Amcam ile yengem bize gelmişlerdi. Ellerinde bir çok kağıt çanta vardı. Çok
merak etmiştim. Amcam ile yengem oturduktan sonra ben dışarı çıktım. Çantaların
ağzı açıktı. Bir de ne göreyim. Bir bebek ile iki ayıcık... Bu bize mi acaba!
diye düşündüm. Bir bebeğim olmasını çok istiyordum. Yine de bu bebeğin bana
geldiğine inanamıyordum. Çünkü yengemin kardeşi Goncagül'e alınmış olabilirdi.
Onlar içerideyken ablamı çağırıp bebekle ayıcıkları gösterdim. Ablam kolumdan
çekip, yaptığımın yanlış olduğunu söyledi. Ben de özür diledim.
O akşam erkenden yatmıştık. Sabah erkenden kalkacaktık. Ama sevinçten uyuyamıyorduk.
Çünkü yarın bayramdı. Bayramlıklarımızı giyip, ev ev dolaşıp bayramlaşacaktık.
Bir de amcam ile yengemden alacağımız hediyeleri merak ediyorduk.
Sabahleyin erkenden uyanmıştık. Babamla amcam çoktan bayram namazına gitmişlerdi.
Annem de etrafı topluyordu. Biz de elimizi, yüzümüzü yıkayıp giyindik. Annem
saçımızı tarayıp yeni tokalarımızı taktı. Yengem kıyafetlerimizin pek yakıştığını
söyleyince, çok mutlu olmuştuk.
Amcamla babam bayram namazından geldikten sonra bayramlaşma yapıldı. Önce
babamla bayramlaştık. O bize birer hikâye kitabı almıştı. Ama benim aklımda
bebek vardı. O bebek benim miydi acaba? Annemle bayramlaştıktan sonra sıra
amcamla yengeme gelmişti. Amcam ikimize de bayram harçlığı verip, yanaklarımızdan
öptü.
Yengemin elinde dün gördüğüm çanta vardı. İyice heyecanlanmıştım. Önce ablamı
öpüp çantasından çıkardığı ayıcığı verdi. Ablam bu güzel hediyeye çok sevindi.
Yengeme teşekkür edip yerine oturdu.
Sıra bana gelmişti. Ayıcık ablamın olduğuna göre, bebek de benim olmalıydı.
Ben de ablam gibi yengemle bayramlaştım. O da benim yanaklarımdan öpüp, çantasından
çıkardığı oyuncak bebeği bana uzattı. İnanamıyordum. Dileğim kabul olmuştu.
"Yaşasın " diye bağırdım. Önce bebeği kucaklayıp öptüm, Sonra da
yengemi... Bayramda bir bebeğim olmuştu. Sevinçten uçuyordum.