Emin ULU
Tokat Yeşilırmağın Kelkit, Tozanlı ve Çekerek kollarının suladığı; Niksar, Kazova ve Artova' dan meydana gelen ovalarla; hemen hemen her tarafı ormanlarla kaplı yemyeşil bir ilimizdir.
Denizden 623 metre yükseklikte kurulun şehrin kuzeyinde Samsun ve Ordu; güneyinde Sivas ve Yozgat; doğusunda Sivas ve Ordu; batısında Amasya İli vardır. İlin Yüzölçümü 9958 km2 dir. Tokat şehri Yeşilırmağın ana kolu üzerine kurulmuştur.
Şehrin ilk kurulduğu yer, şimdiki yerleşim merkezine 10 km uzaklıkta bulunan Gümenektir. Tokat' ın tarih içinde Komana Evdoksiya Sobaru Darü'l-Nasr gibi adları olmuştur.
6000 yıllık tarihi içindi Hitit, Frig, Med, Roma, Bizans, Arap, Danişmend, Selçuklu, Moğol, İlhanlı ve Osmanlı gibi 14 medeniyetin izlerini taşıyan Tokat, bir çok tarihi olaya tanıklık etmiştir.
Bu olaylar arasında Kadı Burhanettin' in defalarca Tokat kalesini kuşatması; 1402 yılında Timur'un Tokat kalesini alamayınca şehri yakıp yıkması; 1470 yılında Uzun Hasan, 1506 yılında da Şah İsmail'in Tokat'ı yakıp yıkması enteresandır. Bu olaylardan sonra şehir defalarca yeniden imar edilmiştir.
Tokat şehri önceleri Roma ve Bizanslıların elinde idi. Malazgirt savaşından hemen sonra Sultan Melik Şah'ın komutanlarından Gümüşteken Ahmet Gazi Tokat'ı Bizanslıların elinden aldı. 13. yüzyılda Selçuklu Devleti yıkılınca Tokat İlhanlı egemenliği altına girdi.
Beylikler döneminde ve daha sonraki dönemlerde büyük savaşlara ve iç karışıklıklara şahit olan Tokat zengin halkı, Karadenizden İç Anadolu' ya geçiş yollarının kavşak noktasında olmasından dolayı; defalarca yangın ve yağma ile karşı karşıya kalmıştır.
Tokat halkı 1392 yılında kendi isteği ile Yıldırım Bayazıt'a başvurarak Osmanlı Beyliğine katıldı.
1552 ve 1555 yıllarında Kanuni Sultan Süleyman iki defa Tokat'a geldi ve Anadolu' nun dirlik ve düzenini sağlamak için burada konakladı.
Önceleri Sivas İline bağlı bir sancak iken; 31 Mayıs 1920 tarih ve TBMM'nin 23 nolu kararıyla; bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk' ün teklifi ile il oldu.
Selçuklu ve Osmanlı döneminin en önemli 7-8 şehrinden biri olan Tokat, bir zamanlar ipek dokumaların ve bakır işlemeciliğin merkezi idi. Bugün 100.000 in üzerinde nüfusu; Almus, Artova, Başçiftlik, Erbaa, Niksar, Pazar, Reşadiye, Sulusaray, Turhal, Yeşilyurt ve Zile olmak üzere onbir ilçesi vardır. Şehir eski ticaret canlılığına yeni yeni kavuşmaktadır.
Niksar, Erbaa ve Kazova'nın bereketli topraklarında her türlü sebze ve meyve üretilir. Hatta, Niksar ovasında pirinç bile yapılmaktadır. Tokat, elma, armut, şeftali, erik, kiraz, vişne, kaysı, ceviz gibi meyvelerin üretim merkezidir. Kazova'da yetişen "Narince" denilen üzüm de ince kabuklu olması bakımından ülkemizin en lezzetli üzümlerinden biridir. Artova'nın tahıl ambarı olduğunu; Zile nin leblebisi ve pekmezi ile ünlü olduğunu anlatmaya bilmem gerek var mı?
Ünlü Seyyah Evliya Çelebi Tokat için: "Âlimler ve şairler yatağı" demiş. Bu söz gerçekten doğrudur. Selçuklu Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde 200 den fazla şair yetişmiştir. Erzurumlu Emrah bile ömrünün büyük kısmını Tokat'ta geçirmiştir. Kabri Niksar İlçesindedir. İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif'in annesinin Tokatlı olduğunu biliyor muydunuz? Aşık Nuri ve Cahit Külebi de Tokatlı şairler arasındadır. Son otuz yılda yüzden fazla şairin Tokat'ın güzellikleri için şiir yazdığını söylemek, bilmem yerinde olur mu?
Tokat'tan yetişen alimler arasında: "Kırk yıllık Kani olur mu yani" deyimi ile Türk mizahına giren Ebubekir Kani, Seyid Ali, Molla Hüsrev, İbn-i Kemal, Hüsamettin Tokadi, Molla Lütfi, Şemsettin Sivasi, Muhammed Emin Tokadi, Hayrettin Tokadi, Sani Ahmet Efendi, Mustafa Sabri Efendi gibi yüzlercesini saymak mümkündür.
Bu meşhurlar arasında Tokat'ın girişinde sizi selamlayan:

"Tuna nehri akmam diyor
Etrafımı yıkmam diyor
Şanı büyük Osman Paşa
Plevne'den çıkmam diyor."

Marşını hatırlatan Gazi Osman Paşayı unutmamak gerekir.
Size Tokat'ın güzelliklerinden bahsedemedim. Ama Dumanlı, Çamiçi, Gürvelik, Çatak yaylalarının güzelliğini; Almus Barajı gölünün yeşil ve mavi cümbüşünü, Kaz gölündeki sayısız yabani kuşları; Yeşilırmağın adı gibi yemyeşil akışını anlatmadan geçemeyeceğim.
Hele bir de Ballıca Mağarası var ki; dünyada eşinin bulunması mümkün değil. İçine girince insanın dışarı çıkası gelmiyor. Reşadiye ve Sulusaray kaplıcalarını bilmeyen var mı acaba?
"Ah!.." bir de "Tokat Kebabını" parmaklarınızı yalayarak yediniz mi, kolay kolay Tokat' tan ayrılamazsınız.
Aman Tokat'a ilk geldiğinizde kaleye çıkmayasınız... Yoksa yedi yol misafirimiz olursunuz.
Daha ne bekliyorsunuz!.. Tokat bütün güzellikleri ile sizi bekliyor!
Hoşca kalın...