HAZRETİ
HUBEYB'İN İMANI


Baş Yazı

Ayın Şiri

İnancın Işığında
Mutluluk

Güç Yarışı

Bacaksız Sami

Küçük Portakal
Yaprağı

Yurdumuzdan

Hazreti Hubeyb'in
İmanı

Küçük Ansiklopedi

Keser ve Testere

Sizlerle Başbaşa

Yurttan ve Dünyadan
Haberler

Boyama

Hubeyb (r.a.) ile Zeyd bin Desine (r.a.) esir edilerek hapsedilmişlerdi. Hz. Hubeyb (r.a.) çok sakin ve telaşsız... Sebebini soranlara şu tarihi cevabı vermiş:
"Bu iman davası kadar büyük bir dava yeryüzüne bir daha gelmeyecek ve bu dava uğruna ölenlerin şerefine denk bir şeref daha dünyada vücud bulmayacaktır. İşte bunun için telaşa lüzum yoktur."
Demiş ve arkadaşı Zeyd'e şöyle nasihatta bulunmuştur:
"Sakın üzülme! Eğer müşrikler bizi öldürürlerse, bu Allah'ın rızasına ve mütün mü'minlerin duasına mazhar olacağımıza işarettir. Çünkü bundan sonra gelecek olan İslâm mücahidleri, bizi örnek alırlar ve sırası gelince İslâm'a hizmet yolunda canlarını fedâ etmenin dahi gerektiğini onlar da idrak etmiş olurlar."
Evet, onların imanları böyle idi. Böyle olduğu için davalarına sahip oldular, zafere erdiler...
Hz. Hubeyb'in idam edileceği gün gelir. Hz. Hubeyb'e, Hz. Peygamber (s.a.s.)'i inkâr etmeleri teklif edilir. Fakat imanı damarlarından fışkıracak derecede kuvvetli olan o büyük sahabe, müşriklere şöyle karşılık verir:
"Bana ölümlerin en fecisini mi teklif ediyorsunuz? Ben iman ettim, iman nedir, biliyor musunuz?" Demişti.
Evet, dinden dönmek en feci, en ızdıraplı ölümdür. Küfre düşmek en büyük manevi ölümdür.
Hubeyb (r.a.) gibi imana sahip olmak zorundayız... Davayı iman halleder. Davalar inanmakla kazanılır... Onun için Hz. Hubeyb örnek bir insandır.
Nihayet asılmak üzere darağacına getirilir. İmansız ve insafsızlar, ellerinde sopalar olduğu halde, Hz. Hubeyb'e bağırıyorlardı. Hubeyb (r.a.) ise, onlara karşı çekinmeden şöyle hitap ediyordu: "Benim katlim, iman ve İslâm davası için değil mi? O halde, aslâ üzgün ve pişman değilim... İslâm'a bir değil, bin Hubeyb fedâ olsun!.."
Evet, İslâm yoluna, İslâm davasına bir değil, binlerce müslüman fedâ olsa, yine azdır. Çünkü hayatımızın gayesi; " İman ve cihaddır." Bu dava iman, Kur'an, Hakk ve hakikat davasıdır.
Neticede, müşrikler tahammül edemeyerek Hz. Hubeyb'in üzerine saldırıp, ellerinde sopalarla onun mübarek vücuduna vurmaya başlarlar. Hz. Hubeyb (r.a.), o anda şöyle niyaz eder: " İlahi görüyorsun ya, canımı fedâ ediyorum, ama imanımı aslâ... Rasûlüne selamımı tebliğ eyle. Ona karşı olan muhabbet ve imanımın asla sarsılmadığından onu haberdar kıl..."
O sırada Medine-i Münevvere'de Ashab-ı Kiram ile bulunan Rasûllulah (s.a.s.) Efendimiz: "Ve aleykesselam ya Hubeyb (Allah'ın selâmı üzerine olsun ey Hubeyb!..") Diye selamına karşılık veriyordu.