|
İSLAM
TARİHİNDE ÖNEMLİ BİR OLAY “HİCRET”
Alemlere
rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamberin hayatının özellikle
610-632 yılları arasındaki safhası gayet meşakkatli bir
dönemi kapsar. Bu mücadele bâtıla karşı hak adına verilen
bir mücadeledir ve bütün peygamberlerin ortak özelliği olarak
kendini belli eder. Bununla birlikte Hz. Peygamberin verdiği
bu mücadele bütün insanlığa yönelik bir çağrı olması dolayısıyla
diğer peygamberlerle kıyaslandığında ayrı bir özellik taşır.
Bu özellik onun son peygamber olmasından ve muhatabının
bütün insanlık oluşundan kaynaklanır.
Hz.Peygamber
kendisine vahyedileni anlatırken, insanların kalbine en
köklü şekilde tevhid inancını yerleştirirken, bu yolun uzun
ve oldukça zor bir yol olduğunu belirtmiş, onlara ahiret
kurtuluşundan başka bir vaadde de bulunmamıştır.
Kainatın
efendisi bu kutlu davayı insanlara tebliğ etme çabasındayken,
bir takım insanlar da ona ve onun getirdiğine inananlara
karşı birçok menfi tavır içerisinde olmuşlardır. İlk önce
onun peygamberliğini önemsemez görünmüşler, daha sonraları
ona ve Müslümanlara alaycı bir tavır sergileme dönemine
girmişlerdir. Akla gelebilecek her türlü hakaret ve işkenceyi
onlara layık görmüşler; onları toplumdan soyutlamaya çalışmışlar,
hayatlarını devam ettirmeleri için lazım gelen asli ihtiyaçlarına
ambargo koymuşlardır.
Müslümanların
huzurlu bir yaşantıya kavuşabilmesi için devamlı bir arayış
içerisinde olan Hz. Peygamberin emriyle Hicret hareketi
başlamıştır. 615 ve 617 yıllarında olmak üzere Habeşistan’a
iki kere hicret gerçekleştirilmiş, 620 yılında da Hz. Peygamber
Taif’e gitmek durumunda kalmıştır. Gerçekleştirilen bu hicretlerden
istenen neticelerin elde edilemediğini söylemek yanlış olmasa
gerek. Özellikle Hz. Peygamberin Taif’e yaptığı yolculuk
sonrası yaşadıkları, inanan insanların yüreklerinde bir
acı ve sızı olarak yer etmiştir.
Hz.
Peygamberin İslâm’ı daha geniş alanlara yaymak için zaman
zaman Mekke dışına çıkması ve çevre kabilelerden gelenlerle
sohbet etmesi; özellikle Akabe biatları, Medine’de Müslümanlar
için bir alt yapı oluşturmuş, nihayet 622 yılında, etkileri
kıyamete kadar sürecek bir Hicret gerçekleştirilmiştir.
Dergimizin
bu sayısında ele aldığımız konulardan biri Hicret. İslâm
tarihindeki önemi bakış açısı ile ele alınan yazı ilk Müslümanların
sıkıntılı günlerden kurtulmalarına ve kardeşlik esası üzerine
kurulan toplum hayatına kavuşmalarına vesile olan Hicreti
özet bir şekilde anlatıyor. Gündem bölümünde konuyla bağlantılı
olarak değişik başlıklar altında Hz. Peygamberin bir takım
özelliklerini anlatan yazılar da bulmanız mümkün.
Yakın
tarihlerde zaman zaman dile getirilen, insanların düşüncelerinde
soru işaretleri bırakan; İslâm dininin hayat dini olmadığı,
insanların hayatları ile ilgilenmeyen; sadece kullar ile
Allah arasındaki ilişkileri düzenleyen, namaz, zikir, dua
ve ahlak ilkelerinden ibaret bir din olduğu şeklindeki yaklaşımlara
gerekli cevapların verildiği ‘İslâm’ı Doğru Anlamak ve
Yaşamak’ başlığını taşıyan yazıyı da ilgi ile okuyacağınızı
ümit ediyoruz. Ayrıca toplum hayatını yakından ilgilendiren
ve toplumun manevi savunma sistemi olarak değerlendirilen
Haya Duygusu da dergimizde yer verdiğimiz konular arasında
yer alıyor.
Daha
güzel günlerde, daha güzel dergilerde buluşmak ümidiyle,
bir sonraki sayıda buluşmak üzere her şey gönlünüzce olsun.
Hoşça
kalınız.
|