İçinde
bulunduğumuz Haziran Ayı'nda önemli olan şu dört olay geldi aklıma:
5 Haziran, ''Dünya Çevre Günü'' 10 Haziran da, ''Çevre Koruma
Haftası'' olarak ilan edilmiş. Ne güzel. Fakat başımızı ellerimizin
arasına alıp düşünelim biraz: Çevre konusunda duyarlımıyız? Avusturya'ya
gittiğimde aldım bilgiyi: Avusturya ormanlarında ne kadar ağaç
türü varsa nerede olduğu Devlet tarafından hepsi isim isim biliniyormuş.
Ormanların içindeki yaban hayvanlarının, kuşların da sayıları
biliniyormuş. Belçika 'ya gittiğimde aldım bu bilgiyi: Bir ağacı
kesmeyi, kırmayı bırakınız, kabuklarının soyulması zararını veren
kişiye ağır hapis ve para cezası veriliyormuş. Biz de koro halinde
ilkokul çocuklarımıza öğretiyoruz, hatta televizyon ekranlarından
şarkı olarak söyletiyoruz ki, ''Baltalar elimizde, uzun ip belimizde.
Biz gideriz ormana oy ormana.'' Kes kesebildiğin kadar; ormanlık
bölgelerin içine kur eğitim kampı adı altında dinlenme tesislerini,
villaları, gecekonduları kurabildiğin kadar. Çevrenize bakınız
şöyle bir: Yerler sigara izmariti, çekirdek kabukları ile dolu.
Bugün çok güzel açılışı yapılan parkın banklarına, tuvaletlerine,
çiçeklerine-çimenlerine 3 ay sonra bir bakınız bakalım ne haldeler?
7
Haziran 1557'de, yani 7 yıl içinde tamamlanarak Kanuni Sultan
Süleyman tarafından 1550 Haziranında temeli atılan muhteşem Süleymaniye
Camii ibadete açıldı. Şu imana, şu azme, şu iradeye bakınız.
9
Haziran 1617'de de, mavi çinileri sebebiyle dünyada, ''Mavi Cami''
diye anılan Sultan Ahmet Camii ibadete açıldı. Türk Tarihi 'nin
ne muhteşem şaheserleri. Turist, turist diyoruz hep. Turist sadece
denizde yüzmek, boğazda balık yemek için gelmiyor, çünkü onlar
dünyanın her tarafında var, ama bu muhteşem eserler dünyanın başka
hiçbir ülkesinde yok, işte onları görmeye geliyor. Bu şaheserlerin
kıymetini bilelim.
Bu
ayın en önemli özelliği; Kainatın, yüzü suyu hürmetine yaratıldığı
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)'in 8 Haziran'a tesadüf eden
Miladi 632 yılındaki vefatıdır. Bildiğiniz gibi Hz. Muhammed (s.a.s)
571 yılında Mekke'de doğdu, annesinin adı Amine, babasının adı
Abdullah’tır. Doğmadan 1-2 hafta önce babasını, altı yaşındayken
de annesini kaybederek yetim kaldı. O'nu önce dedesi Abdü'l-Muttalib,
sonra Hz. Ali'nin babası olan Ebû Talib bakıp büyüttü. 40 yaşında
iken Yüce Allah tarafından kendisine Peygamberlik verildi. Fakat
Mekke'li müşrikler tarafından horlandı, hakarete uğradı. Kendisine
inanan Müslüman'lara akıl almaz işkenceler yapıldı. Bunun üzerine
622 tarihinde Mekke'den Medine'ye hicret etti. Orada yaşadı ve
63 yaşında iken de 632 yılında orada vefat etti. Kabri de orada,
Mescid-i Nebi (Peygamber Mescidi)'nin içindedir. Şükürler olsun
Yüce Allah'a ki, bu Mescid Osmanlı Padişahı Abdülmecid zamanında
yapılmış, kubbesi de 2. Mahmud’un emriyle yeşile boyatılarak ''Yeşil
Kubbe'' adı verilmiştir. Peygamberimiz işte o kubbenin altında
bulunmaktadır. Böyle bir milletin torunları olmaktan övünüyoruz,
şeref duyuyoruz.
Yüce
Allah, O Peygamberler Peygamberinin şefaatine hepimizi ulaştırsın.