Dergimizin
2002 yılı dizaynını, içeriğini, sayfa düzenini çok güzel bulduğunuzu
ifade ediyorsunuz mektuplarınızda. Sizlerin bu yakın ilgisi devam
ettiği sürece bu güzellikleri hep görecek ve yaşayacaksınız; birlikte yaşayacağız. Yeter ki sizler dergimizden alâkanızı hiç kesmeyin ve bizden hiç ayrılmayın.
Okuyun, okutturun; bakın daha ne güzellikler çıkacak ortaya...
Dergicilik,
toprağa dikilen bir fide gibidir. Nasıl ki toprağa ekilen bir
fidenin kökü kazılır, suyu verilir, bakımı zamanında yapılırsa
ve o fide bir gün büyük bir ağaç olup dal salarsa etrafa ve herkes
de yazın sıcağından onun altında gölgelenirse; karın soğuğundan,
yağmurun boranından onun
altında korunursa, okuyucusunun desteğini alan bir dergi, bir
yayın da aynen öyledir. Herkesin ufku onun bilgisiyle aydınlanır, yüreği ferahlar.
Diyanet
İşleri Başkanlığı olarak biz de bu düşünce
içerisinde sizlere her yıl daha güzel bir dizayn ve daha
güzel bir içerikle dergilerimizi huzurunuza getirmenin gayreti
içindeyiz. Bu yönde bıkıp usanmadan çalışıyoruz ve şükürler olsun
Allah’a ki, bu çalışmalarımızda sizlerin desteğinizi daima
arkamızda buluyoruz. Sizlere küçük bir ipucu vereydim sevgili
çocuklar: Sadece Diyanet Çocuk Dergisi’ne her ay 1000 civarında
mektup geliyor hepsi sımsıcak duygularla dolu ki bu rakam Türkiye’ede
başka hiç bir dergiye nasip olmayan rakamdır. Sağolun, var olun.
Bu
Mart ayında Türk Tarihi’nin yönünü değiştiren bir olay var ki,
o da 18 Mart Çanakkale savaşlarıdır. Hepinizin çok iyi bildiği
gibi Anadolu’dan Balkanlar’a, Ortadoğu’ya, yani hemen hemen dünyanın yarısına sahip olan ve gittiği her yere İslâm’ın adaletini,
eşitliğini, medeniyetini; Türk’ün sevgisini ve merhametini götüren
Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı sırasında sahip olduğu toprakların üçte ikisi bir bir elinden çıkmış, elde kalan Anadolu toprakları
da düşmanlar tarafından işgal edilmişti.
Bu
çok çetin şartlar altında Mustafa Kemal Paşa kurtuluş mücadelesini
başlattı. 18 Mart Çanakkale Savaşları, işte bu kurtuluş mücadelesinin
dönüm noktasını teşkil etmesi bakımından çok önemlidir. Düşmanların
en modern silahlarıyla donatılmış bulunan savaş makinesi gemileri
Seyit Çavuş’ların, Mehmet Onbaşı’ların 270 kiloluk gülleleriyle
Çanakkale’nin serin sularına batırılmış, en muazzam orduları,
Türk Milleti’nin iman dolu göğsünde yok edilmiştir. Yani kısa ve öz olarak bu topraklar öyle kolay vatanlaştırılmamıştır.
Onun için vatanımızın kıymetini iyi bilelim.
Herşey
gönlünüzce olsun, gelecek sayımıza kadar kalın sağlıcakla...