
Kars,
Türkiye’nin Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinde, 1750 metre yüksekliğindeki
yaylalar üzerinde, 9442 km2 yüzölçümü ve 87.500 merkez nüfusuyla
planlı bir şehirdir.
Kars,
binlerce yıllık tarihi ile bir çok medeniyete beşiklik etmiş bir
ilimizdir. İlimiz adının başına getirilen ‘Serhat’ ünvanı ile,
tarih boyunca Türk vatanseverliğinin en güzel örneklerini sergilemiştir.
1064 yılında Kars ve Ani’nin Sultan Alparslan tarafından fethedilmesiyle
Müslüman Türklere Anadolu’nun fetih kapıları açılmış, Ruslar’a
karşı verdiği 1855 direnişi ile şehre ve halkına “Gazi” ünvanı
verilmesi, Kurtuluş Savaşı’nın ilk askerî savaş ve zaferiyle yeniden
Türk vatanına katılması, “Serhat” (sınır) ünvanını ne kadar haklı
bir şekilde taşıdığını gözler önüne sermektedir.
Türkiye’de
hayvancılığın merkezi olması ünvanıyla tanınan, meşhur kaşar peyniri
ve nefis balları yurdun her yerinde aranan ve kümes hayvanı yetiştiriciliği
ve kaz üretimi ile, Türkiye kaz üretiminin %30’una sahip bulunan,
el sanatları ve kendi adıyla anılan Kars Halılarıyla dünya çapında
bir üne sahiptir.
Eğitim
ve kültür alanında ileride olan ilimiz, son yıllarda kurulan Kafkas
Üniversitesiyle de eğitimde daha da ileri seviyeye gelecektir.
Ulaşımı
çok kolay olan ilimiz, İstanbul ve Ermenistan’a demiryolu ve karayoluyla
bağlantılıdır. Yine Kars’tan, Ankara ve İstanbul’a günlük uçak
ve otobüs seferleriyle seyahat etmek mümkündür.
Adının
Kaynağı:
Kuzey
Kafkasya’dan gelip buraya yerleşen Karsak Türklerinden almaktadır.
Dede Korkut Oğuznamesinde ve Kaşgarlı Mahmut, Kars isminden bahsetmektedir.
İlkçağlardan kalma kalıntı ve eserlerden de belli olduğu gibi,
tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Bölge sırasıyla; Hurriler,
Hititler, Urartular, Kımmerler, Partlar, Sasaniler ve Bizanslıların
hakimiyetine girmiştir. Milattan sonra 690’lı yıllarda İslâm’la
tanışmış ve 1064 yılına kadar Arap-İran ve Bizanslılar arasında
el değiştirmiştir. 1514 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından
Osmanlı Devletine katılmış ve 400 sene eyalet merkezi olmuştur.
93 Harbi dediğimiz 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ile uzun ve çileli
yıllar geçirmiştir. Bu zorlu günlerde Kars ve Sarıkamış’ta Müslüman-Türk
halkı Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmış, göç edemeyenler büyük
sıkıntılara ve zulme düçar olmuşlardır. 1918 yılında Kazım Karabekir
Paşa Kars’ı fethetmiş fakat Mondros Mütarekesiyle, Kars’ı bırakmak
zorunda kalmıştı.
Kars
halkı omuz omuza vererek 5 Kasım 1918’de “Millî İslâm Şûrası”
adıyla kendi hükümetlerini kurdular. Sonradan 8 vilayet daha katılarak
büyük bir güç oluşturdular. 1919 yılı sonunda İngilizler, Kars
Parlamentosu’nu basarak üyelerini Malta’ya sürgün ettiler ve
birgün sonra Ermenilere teslim ettiler. Bu kara günlerde Kars
halkı, Ermenilere karşı Kuvay-ı Millîye hareketi başlattı ve yüzbinlerce
şehit verdiler. Eylül 1920’de Sarıkamış ve Selim, 30 Ekim 1920’de
de Kars ve civarı Kazım Karabekir ve Halit Paşa kumandasındaki
şanlı ordumuz tarafından kurtarılarak Türkiye topraklarına katılmış
oldu. Büyük kumandan Kazım Karabekir Paşa’nın deyişiyle, “Boğazlar
Türk’ün boğazı, Kars ise bel kemiğidir” sözünde, hamâsî bir deyişin
ötesinde hayâtî bir anlam aramak gerektir.
Sanat
Tarihi ve Turizm Açısından Kars:
Tarihte
Kaleler Şehri, Yüksek Ülke diye bahsedilen Kars, bugün bile ayakta
kalabilmiş yüzlerce kale, cami ve ören yerleriyle bir açık hava
müzesi gibidir. Kars’a adım attığınızda kendinizi Osmanlı döneminde
hisseder, geniş caddelerinde yürüdüğünüzde Osmanlı ve Rus dönemlerinden
kalma yüksek binaların ve revakların altında, o estetik ve mimarinin
ışığında mest olursunuz.
Biraz
kenar mahallelerde gezindiğinizde yıkılmış cami ve saraylarla
karşılaşırsınız ve bu esnada yüreğiniz burkulur. Yüzlerce yıllık
Osmanlı şehir planıyla donanmış caddelere çıkar ve halen dimdik
ayakta olan eserlere bakarak yüreğinizi ferahlatırsınız.
Şehrin
üzerine kollarını açmış, anne şefkatiyle bağrına almış Kars Kalesi,
uzaktan gelenlerin anısıyla sizleri büyüler. Müslüman-Türk’ün
Anadolu’ya girişini simgeler gibi azametli ve heybetli durur.
Ebu’l Hasen el-Harekânî, Arap Baba ve Celal Baba türbelerinin
bekçiliğinde geçmişin izini günümüze taşımaktadır. Üzerinde dalgalanan
şanlı bayrağımızın şavkı Kars çayına vurmakta, iman ve inancımızın
şahadet parmağı gibi birlik ve beraberliğimizi canlı ve ayakta
tutmaktadır.
İlimizde
Bulunan Tarihî Eserler:
Kars
Kalesi, (1200 ve 1571; iki kez yapılmış), Kümbet Camii (937),
Evliya Camii ve Ebu’l-Hasen Harekânî türbesi (1571), Taş Köprü
(1579), İlbeyoğlu, Muradiye, Mazlumağa ve Cuma hamamları (17.
y.y.), Yusuf Paşa Camii (1664), Hacı Seyfi Camii (1610), Büyük
Abdi Ağa , K. Abdi Ağa, Vaizoğlu, Laçinbey, Ulu Camii ve Fethiye
Camiileriyle tarihî zenginliklere sahiptir. Kars, Ani ören yerinde
Büyük Selçuklu Sarayı, Meryem Ana Katedrali, Selçuklu Hamamı,
Mikdat Türbesi, Ebu Menaçehr Camii ve minaresi, Şifahane, Ebu
Muameran Camii ve yüzlerce eserleriyle ünlüdür. Ayrıca Sarıkamış,
Kağızman ve diğer ilçelerindeki tarihî eserleri ile kale ve camileriyle
dopdoludur. Son yıllarda turizm ön plana çıkmış, Ani ve Sarıkamış’ta
turizm patlaması yaşanmıştır.
Kültür
alanında ozan ve şairleriyle, destan ve menkıbeleriyle ön plana
çıkan Kars’ımız, sahip çıkıldığı takdirde daha da iyi tanınacak
ve hakettiği yere ulaşacaktır.