Bahar
Gelince

Hiç şüphe
yok ki, her gecenin bir sabahı, her karanlığın bir aydınlığı olduğu
gibi her kışın sonunda da bir bahar vardır. Bu tabiatın değişmez
kanunudur. Bu nedenledir ki bahar gelince topraklar güneşle buluşur,
kırlarda çiçekler, papatyalar, çiğdemler rengârenk açar, kuşlar
ağaçlarda daha heyecanlı ötüşür. Kış uykusuna yatan hayvanlar
yuvalarından çıkmaya, karıncalar yol üzerine bir tren konvoyu
gibi dizilmeye başlar. Uzun bir kış mahmurluğundan uyanan diğer
canlılar gibi insanoğlu da kendisini baharın bu eşsiz güzellikleri
içerisine atar.
Bahar gelince
köylüler ekecekleri tar1alarını, bahçelerini hazırlar, hayvanlar
kır1arda taze bitmiş otlardan nasiplenir. İnsanlar piknik alanlarına
koşar. İçimizin daraldığı, çekilmez bu hayat demeye başladığımız
an can simidi gibi yetişir bahar. Çünkü bahar1a ümitler de yeşermeye,
yeni ürünler elde etmeye çalışılır. Bilinir ki baharın gelişiyle
yaz mevsimi de yaklaşıyor demektir. Her mevsimin kendine özgü
bir güzellikleri vardır. Bu nedenle bahar mevsimi tüm canlıları
harekete geçirir. Adeta rahat bir gece uyku uyuyup sabah erkenden
dinç bir şekilde kalkan insan gibi. Bahar da tüm canlıların uyanışlarına
sebep olur, içlerini açar. Tıpkı tabiattaki her taşın kovuğunda
çıkan bir çiçek gibi.
Yalnız insan
oğlunun bir farkı var; mutlu bir hayat için manevî iklimini de
daima bahar zenginlikleri gibi sabit tutmalıdır. Yoksa baharın
kırlarda çıkan o rengârenk kır bitkileri gibi kısa bir süre sonra
kuruyup yok olabilir.