Merhaba Çocuklar

Ayın Şiiri

23 Nisanlı Çocuklarımız

Bahar Gelince

Rüzgarın Gücü

Bir Hikaye

Tarihten Sayfalar

Gezelim Görelim

Bilgin Dede'nin verdiği Ders

Sizlerle Başbaşa

Yurttan ve Gurbetten Haberler

 

İlçenin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğuna dair elde kesin belgeler bulunmamaktadır.

İlçe çevresinde bulunan tarihi kalıntılara bakılarak, yapılan incelemeler ve elde edilen tespitlere göre; Gülşehir’e ilk oturan kavim Hititler olup, kesin tarihî bilinmemektedir. İlçenin halen mevcut Kepez tepesinde bulunan mağaralar Hititler tarafından oyulmuş, yerleşim merkezi olarak kullanılmıştır. Hititler'den sonra M.Ö. 900-800 yıllarında Frigyalılar Kapadokya’ya saldırarak bölgeyi egemenlik1eri a1tına almışlardır. Gülşehir de bu saldırılardan etkilenmiştir.

M.Ö. 9. yüzyılın ortalarında kurulmuş olan Yabal krallığı bu egemenliğe de son vererek, Gülşehir de dahil Kapadokya’yı hakimiyeti altına almıştır. Eski adı Sivasa olan, şimdiki Gökçetoprak köyündeki Hiyeroglif kaya yazı1arı ve eski ismi Göstesin olan şimdiki Ovaören kasabasındaki yer altı şehirleri, heykel, kaya yazıları bunları ispatlamaktadır. Ayrıca Gülşehir (Arabsun) yakınında bulunan Büyükkale, Açıksaray, Kızılkatma, Beyyurdu, Döllük, Ozankaya, Araplı hüyüğü gibi yerlerde bulunan eserler ilçenin 9. Yüzyılda önemli bir merkez olduğunu göstermektedir.

1071 yı1ındaki Malazgirt Zaferi’nden sonra Kapadokya Selçuklu Türkleri’nin hakimiyeti altına girmiştir. Selçuklular devrinde Zorapassos ismi Arabson haline dönüşmüş, daha sonra da Arabsun denilmiştir. 1948 yılında Gülşehir ismini almıştır. Gülşehir, İç Anadolu’nun hemen hemen orta yerinde yer alan Nevşehir iline bağlı bir ilçedir. İlçe merkezi Nevşehir'i Hacıbektaş ve Kırşehir'e bağlayan yol üzerinde kurulmuştur. İl merkezine 18 km uzaklıkta olan Gülşehir, kis ve volkanik saha içerisinde yer alır. Bu saha Kızılırmak vadisi boyunca uzar. Gülşehir'in en çarpıcı özelliği tabiat şartlarının sonucunda oluşan peribacalarıdır. Çevrede oluşan bu eşsiz manzaralar, ilçeyi doğal bir müze havasına sokmuştur. Yörede, mantara benzemesi yönüyle “Mantar Kaya” adını alan peribacası buna bir örnektir. Yörede bulunan içmece ve kaplıcalar başta diabetik olmak üzere metabolizma hastalıklarında, karaciğer ve safra kesesi yetersizliği üzerinde olumlu etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca basur, mayasıl, kaşıntı, mantar, cilt ve kadın hastalıklarına şifa olmaktadır. İlçede Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait cami ve tarihi eserleri bulunmaktadır. İlçenin başlıca camileri arasında; Kızılkaya, Ovaören, Tuzköy Alaaddin, Kaya, Kurşunlu Camileri bulunmaktadır. Bugün kütüphane olarak kullanılmakta olan 1781 yılında Sadrazam Silahtar Karavezir Seyyid Mehmet Paşa’ nın yaptırmış olduğu medrese, tarihî yapısını korumaktadır.

Kaynak: Bilinmeyen Kapadokya Gülşehir, Gülşehir Kaymakamlığı.

 

Konumu: Denizden yüksekliği 420 m. olan ve Türkiye’nin kuzeyinde yer alan Osmancık, bağlı  bulunduğu il merkezi Çorum’a 58 km. uzaklıktadır.  Orta Karadeniz Bölgesinin iç kesiminde yer alan Osmancık Amasya’ya 107, Samsun’a 167 ve Ankara’ya 300 km. uzaklıktadır. Tarihten bu yana “İpek Yolu” üzerinde kervanlara ev sahipliği yapan Osmancık, bugün ülkenin doğusunu batısına bağlayan E-80 karayolu üzerinde kurulmuş modern tesisleriyle önemli bir konaklama merkezi olmuştur.

Tarihi: Osmancık’ın 5.000 yıllık bir yerleşim merkezi olduğu tahmin edilmektedir. Osmancık’ın, Kandiber Kalesi olarak bilinen yüksekçe bir kaya üzerinde kurulu olan kalesi tarihi ipek yolunda gidiş gelişleri denetleme; vergi ve gümrük gibi hususların yerine getirilmesi için kurulduğu tahmin edilmektedir. 1389 yılında da Yıldırım Bayezıt tarafından Osmanlı Devleti’ne katılmıştır.

Tarihi eserleri: Kandiber Kalesi, Koyunbaba Türbesi, Akşemseddin Medresesi, Koca Mehmet Paşa Camii, Baltacı Mehmet Paşa Çeşmesi.

Ekonomik Durum: Osmancık ekonomisi büyük ölçüde pirinç tarımına dayalıdır. Yaklaşık 8000 aile bu alanda çalışmaktadır. Tarım Orman ve Köy İşleri Bakanlığı’nın resmi rakamlarına göre Türkiye de üretilen pirincin %36’sı Osmancık ve yöresinde yetiştirilmektedir. Bu açıdan Osmancık Anadolu’nun pirinç ambarı olarak adlandırılmaktadır.