|
Merhaba
Çocuklar
Ayın
Şiiri
Dostluk
Mesajı
Güzel
Türkçemiz
Osmanlıda
Şeyhülislamlık
Çolak
Hasan'ın arzusu
Tarihten
Sayfalar
Devekuşları
Yurdumuzdan
Bir Köşe (midyat)
Kurnaz
Tilki
Sizlerle
Başbaşa
Yurttan
ve Gurbetten Haberler
|
Kurnaz
Tilki

Tilki,
ikinci sefere hazırlanıyordu. "Öncekinin öcünü alacağım" diyordu.
O zamana kadar girdiği kümeslerden hiç eli boş dönmeyen tilkinin
öfkesiydi bu. Öfkesi kümesteki olanca tavuğu çalıp kaçırarak dinecekti.
İlkinde, köyün girişindeki evin kümesine varmadan köpeğin havlamasıyla
ev sahibi uyanmış, postu deldirmekten son anda kurtulmuştu. Tilki,
bu başarısızlığının dikkate almadığı ayrıntılardan kaynaklandığını
düşünüyordu. "Görecekler benim kurnazlığımı, kimse başedemeyecek
benimle, ben en kurnaz hayvanım" diyordu. Aradan on-onbeş gün
geçmişti. Tilki; "Artık zaman geldi" diye düşündü. Kendi kendine:
"Köylüler beni unutmuştur, bu gece geleceğimi tahmin edemezler"
diyordu. Tilki, hiç bu geceki kadar sabırsızlanmamıştı. Hangi
evin kümesinden başlayacağını bilemiyordu. Kısa bir tereddütten
sonra, köyün girişindeki ana yolun arka tarafındaki yüksek duvarlı
evin kümesi aklına geldi. Orada çok tavuk vardı. Önceleri o kümese
girmiş ve epey zarar vermişti. Ne düşündüyse; "yok ... yoook..."
dedi. Harman yerinin karşısındaki tek katlı toprak damlı evi gözüne
kestirdi. "Kümes evle yanyana olsun." dedi. Köpeği de unutmamak
gerekirdi. Her ev tilki belasından birer köpek bağlamıştı bahçesine.
Tilki bahçedeki köpekleri gördükçe; "köpek möpek vız gelir bana,
ben adıyla sanıyla kurnaz tilkiyim, kurnaz tilkiii" diye mırıldandı
içinden. Akşamın alacakaranlığı çökmüştü. karanlık arttıkça tilki
biraz daha heyecanlanıyordu. "Vakit geldi" dedi. Kocaman kayaların
arasından çıktı, yavaş yavaş yola koyuldu. Köyün üst yanındaki
tepede durdu. Koca taşın kuytusuna çömdü. Başladı köyü seyretmeye.
Evlerin ışıkları sönmeli, el-etek çekilmeliydi. Vakit ilerliyordu.
Harman yerinin karşısındaki evlerden tek tük köpek havlamaları
da kesilmişti. Tilkinin şansı yerindeydi, sokak lambalarının çoğu
yanmıyordu. Tepeden aşağı emin adımlarla inmeye başladı. Vakit
gece yarısıydı. Evin bahçe duvarına geldi, bir süre bekledi, "çıt"
çıkmıyordu. "Herkes uyumuş" diye düşündü. Bir de köpeği kontrol
etmeliydi. Köpek badem ağacının dibine kıvrılmış yatıyordu. "Tamam,
şimdi tamam" dedi. Sevincinden ağzı kulaklarına varıyordu.. Herşey
yolundaydı.

Sessizce, bahçe kapısının altındaki daracık gedikten içeri süzüldü.
Sürünerek kümesin yanına vardı. Tavuklar tehlikeyi hissetmiş olacaklar
ki huzursuzlanmaya başladılar. Tilki, ortalığın yatışması için
biraz bekledi. Sessizlik yeniden sağlanınca kümesin kapısını yavaşça
aralarken önce simsiyah burnu içeri girdi, ardından da gövdesi...
Tavukların herbiri ayrı köşelere kendilerini fırlatırcasına kaçışıyordu.
"Gıt gıt gıdaaak!" sesleriyle ortalığı inletiyorlardı. Sesler
üzerine komşu evlerin ışığı teker teker yanmaya, köpekler havlamaya
başlamıştı. Tüfeği kapan dışarı çıktı. Tilki de çok korkmuştu.
Böyle olaylara alışkın da olsa korku, heyecan hep olurdu. Kümes
büyük olduğundan boğuşma uzun sürmüş, kalbi dışarı fırlayacakmış
gibi nefes nefese kalmıştı. Karanlıkta eline geçirdiği benekli
horozu sürükleyerek dışarı çıkarmıştı. Geldiği yerden geri dönerken
bir ses: "Takkk!" kulağının dibinden birşey geçtiğini farketti.
Korkusu biraz daha arttı. Tam girdiği delikten geri dönerken bir
ses daha "Takk!" ardından bir daha "Takk!" Can havliyle ön ayaklarını
sürüyerek daracık gediğe yarı beline kadar girmişti ki... Öteye
gidecek gücü kendinde bulamıyordu. Cansız kalan bedeni oracığa
yığılıverdi. Sımsıkı tuttuğu benekli horozu da bırakıverdi ağzından.
Kümeslerden tavuk çalmanın bedelini, tilki canıyla ödemişti. Yanında
suçsuz yere canını aldığı benekli horozu götürürken. Öldürülen
tilkinin hali bütün tilkilere ibret olacak gibiydi.
|