Merhaba Çocuklar

Ayın Şiiri

Anne ve Baba Öğüdüne Kulak Verelim

Bunları Öğrenelim

Kültür Hayatımız

Gezelim Görelim

Bir Hikaye ve Masalcık

Savaş Sadece Felaket Getirir

Kış

Sizlerle Başbaşa

Yurttan ve Gurbetten Haberler

 

Yeni bir yıl derken, o da başladı hayat sahifelerinden bir bir kopmaya. Ocak ayı dedik, şimdi de Şubat ayı diyoruz. Dün, “ yeni bir yıla giriyoruz yeni umutlarla dedik”, bugün de, “Kurban Bayramı’nı yaşıyoruz yeni bir sevinç, neşe, sevgi ve barış umutlarıyla” diyoruz.

Bayramlar!.. Ah o kimisine sevinç, kimisine hüzün veren güzel sözcük! Her çocukta derin hatıraları vardır bu sihirli sözcüğün. Yaşlar şöyle 35’i geçince, hatta 40’tan sonra daha bir anlam kazanır o günler. Hatıralar gönüllerde tazelenir.

Benim de öyle. Buruk bir sevinç sarar yüreğimi çocukluk hatıralarımla dolu olduğum her bayram gününde. Yeni bir pantolon, yeni bir mintan, yeni bir lastik ayakkabı bulamamanın hüznüyle iç geçiririm; ama yine de dört ucundan bağlayıp poşet haline getirdiğimiz annemin işleyip oyaladığı temiz  peşkir (ketenden işlemeli bir tür havlu) ile çetin şeker, leblebi şekeri toplayışımızı da sevgiyle anar, gülümserim.

Ne günlerdi o günler. Fakirlik, ama huzur vardı herkeste. Sevgiler sımsıcacıktı, yapmacık değildi. Herkes birbirine yardımcı olurdu elinden geldiğince. Tarlasını süren kişi erken bitirmişse işini, tarlasını süren diğer komşusuna yardım ederdi. Yolları, taliga arabalarıyla dereden getirdikleri taşlarla imece usulü yaparlardı. Birisi ev mi yapacak, komşulardan kimisi taş getirirdi temel için dereden, kimisi ağaç verir, kimisi ustalık yapar, kimisi yemek verirdi gezek usulü. (Bir gün bir komşunun, diğer gün başka bir komşunun yemek vermesine “gezek usulü" denir Adapazarı yöresinde.)

Yetişkin kızlar ve erkekler tahta teperler, çıkırancıkta uçarlar, büyük ağaçların kalın dallarına kurdukları salıncaklarda sallanırlardı uçarcasına. Kimse kimseye kötü gözle bakmazdı.

Fikir-siyaset ayrılığı da yoktu. Ramazanlarda caminin üst katında kadınlar, alt katında erkekler gümbür gümbür teravih namazları kılardı. Yani herkes ağa, teyze, bacı-kardeşti. Şairin:

"Şimdi uzaklardasın,

Gönül hicranla doldu" dediği gibi, şimdi çok uzaklarda  kaldı o günler ve bir daha da asla geri gelmeyecekler. Ama o günlerin huzur ve neşesi, ebedi bir sevinç yumağı olarak kalacak içimizde.

Siz de yarın böyle düşünmek için neşeyle yaşayın bayramınızı...