Boncuk
İle Karınca
Her
geçen gün yeni bir güzellik keşfediyordu Boncuk. Bugün de evlerinin
içine kadar giren varlıkları inceliyordu. Buldukları ekmek kırıntılarını
ve yemek artıklarını yuvalarına taşıyan işçi karıncalar, aynı
hizada yürüyordu. Hele içlerinden bir tanesi vardı ki, hep önde
gidiyor, boyundan büyük parçaları güçlü çenesi ile sürüklüyordu.
Bu karınca, Boncuk'un dikkatini çekti. Onu incitmeden patisinin
içine aldı. Antenlerine eğilip kısık sesle mırıldandı:
-Çok
çalışıyorsun, biraz dinlen!
Karınca
dudak büker gibi eğdi antenlerini: "Ne yani, senin gibi yaramazlık
mı yapayım Boncuk" dedi.
Boncuk
şaşırmıştı! Adımı kimden öğrendin? diyerek miyavladı. Karınca
antenlerini kımıldatarak konuşmayı başladı:
-Seni
tanımayalım da kimi tanıyalım Boncuk? Arkadaşlarla sana afet Boncuk
deriz, dedi. Sen bahçede gezerken deprem oluyor sanırız. Biraz
daha dikkatli yürüsen, senden daha küçük canlıların da yaşadığını
hatırlarsan çok memnun oluruz. Böylece ezilmekten, kopuk bacaklarla
ve kırık antenlerle gezmekten kurtuluruz.
Boncuk,
karıncadan duyduklarına üzülmüştü. "Bilmeden sizi kırmışım,
incitmişim" diye özür diledi.
Karınca
da, “sana güvenebiliriz, çünkü sen iyi bir kedisin" dedikten
sonra, Boncuk'un özrünü kabul etti.
Yine
antenlerini kımıldatarak şunları söyledi:
-Bazı
anne babalar, çocuklara bizi göstererek, "Öcü seni yer"
diye korkutuyorlar. Onlarda bizi gördükleri yerde ezmek istiyorlar,
dedi. Boncuk:
“İyi
çocuklar karınca ezmez" diye mırladı. Onu neşelendirmek için
bahçedeki elma ağacının en yüksek dalına çıkardı.
"Artık
seni hiç kimse ezemez" diyerek, miyavladı. Karınca da antenleri
daha hızlı kımıldatarak Boncuk'a sesini duyurmaya çalıştı.
İyiler
çoğaldıkça
Ayaklar
altında ezilmez
Hiçbir
karınca.
Bırak
beni gideyim
Evde
olmalıyım
Hava
kararınca.
Boncuk,
onu arkadaşlarının yanına götürdü. "Ben de sizler gibi çalışkan
olacağım. Yürürken bastığım yere dikkat edeceğim" diyerek,
yanlarından ayrıldı. Miyavlayarak bahçeden uzaklaştı.