Büyüklere
saygılı olmak hem dinî, hem de insanî bir görevdir.
İnsanlar
toplum içinde yaşamak zorundadırlar. Bu durumda olanların ise
toplumda geçerli olan geleneklere uyması lazımdır. Türk Milleti’nin
geleneklerinden biri de, büyüklere saygılı olmak ve küçükleri
korumaktır.
Okullarda
her sabah öğrencilerin yaptığı and’da görevim:
"Küçükleri
korumak, büyükleri saymaktır" denilmektedir. Buna göre her
Türk çocuğu ve genci küçüklerini koruyacak ve büyüklerini sayacaktır.
Kur'an-ı
Kerim'de Allah'a ibadet etmekle ana-babaya itaat ve iyilik etmek
aynı ayette emredilmektedir. Bir insanın kendisine en yakın olan
büyüğü, kendisini besleyip büyüten ana-babasıdır ve yakın akrabalarıdır.
Her müslümanın ilk görevi Allah'a ve peygambere itaat etmektir.
İkinci görev de büyüklerine saygılı olmak ve hürmette kusur etmemektir.
Yaşlı
insanların hayat boyu elde ettikleri tecrübeleri vardır. Bu tecrübeleriyle
çocuklara ve gençlere faydalı olmak isterler. Gençlerin de bu
tecrübelerden yararlanabilmeleri için büyüklerin önerilerine uymaları
gerekmektedir. Sevgi ve saygı, büyüklerle küçükler arasındaki
uçurumu yok eden bir ilgidir. İki grubu birleştiren bir köprüdür.
Böylece birbirlerine yaklaşacaklardır. Yaşlıların tecrübe ve bilgileri
ile gençlerin zekâ ve güçleri birleşecektir. Bu güç birliği çok
faydalı işlerin başarılmasını sağlayacaktır.
Bir
hadis-i şerifte sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
"Siz
yeryüzünde olanlara acıyınız (iyilik ediniz)ki, gökte olanlar
da size acısınlar."Nasıl ki, küçük çocuklar ilgiye, sevgiye
ve bakıma muhtaç iseler, yaşlılar da aynen öyledir.
Yaşlı
olan insanların sağlıkları bozulmuş olabilir, güçleri azalmış
olabilir. Böyle olan kimselere daima yardımcı olmalıyız. Örneğin
eşyalarını taşıyıvermeliyiz. İnsanların toplu bulunduğu yerlerde
onlara yer vermeliyiz. Gidecekleri yere götürüvermeliyiz. Böyle
yapmakla hem onlara karşı görevimizi yapmış oluruz, hem de onların
hayır duâlarını alırız.