ÖMÜR
ADAM
Yüksek
tepelerin kenarındaki çam ağaçlarının arasındaki köyün birinde
bir adam yaşarmış. Bu adamcağız yaşlı mı yaşlı ama o kadar da
şen şakrak bir adammış. Devamlı insanlara iyilik yapmayı; doğru
söylemeyi ve iyi bir insan olmayı tavsiye edermiş. Kendisi de
devamlı böyle olmaya gayret eder, yaşar gidermiş. Bu nedenle de
köydeki herkes onu çok severmiş. İnsanların ikiyüzlü olmamalarını
tavsiye ederek; özünüz ve sözünüz bir olsun, yalan söylemeyin,
insanlara karşı sıcak kanlı cana yakın ve sevimli olun, der de
başka bir şey söylemezmiş.
Bu
sevecen dedenin güzel bir evi ve birkaç koyunu varmış. Onları
alır, sabahtan akşama kadar yeşil çam ağaçlarının arasında otlatırmış.
Bir
gün dağda gezerken, telaş içerisinde dolaşan adamlara rastlar:
-Hey,
siz niçin telaşlısınız, ne ararsınız ? diye sorar. İçlerinden
biri söz alır ve; bizim şu sincapın sevimli yavrusu kaybolmuş
da onu ararız, derler.
Bizim
ömür adam da, bunda telaşlanacak ne var Sincap, sen merak etme
hemen buluruz yavrucuğunu, der ve bir ıslık çalar. Hemen bir cici
kuş gelir, bak cici kuş, bizim sincabın sevimli yavrusu kaybolmuş.
Şöyle yukarılardan bir bakıver bakalım görebilir misin? der. Kuş:
-Hay
hay hemen bakayım, ben size haber veririm, diyerek yükseklere
uçmuş gitmiş. Biraz zaman geçmiş ve kuş sevinçle dönmüş:
-Müjde
müjde yavru sincapı buldum, gözün aydın anne sincap demiş. Fakat
müjdemi isterim. Anne sincap da, o kolay, hele afacan yavrumu
bir bulalım, sana hayatında yemediğin kadar lezzetli ceviz ziyafeti
çekerim, demiş. Kuş, hemen beni takip edin de sizi afacanın olduğu
yere götüreyim, demiş. Hemen yola koyulmuşlar, az gitmişler uz
gitmişler, dere tepe düz gitmişler, birçok ceviz ağacının bulunduğu
güzel ağaçlığa gelmişler. Başlamışlar afacan, afacan diye bağırmaya
ve birden ürkek ve korkak bir ses duyulmuş. Efendim, beni bir
çağıran mı var acaba? Bu sesi duyan anne sincap ve arkadaşları
hemen o yöne doğru yönelmişler, bir de bakmışlar ki bizim afacan
kendinden ve zamandan habersiz bir şekilde almış cevizleri, afiyetle
yiyip dururmuş. Annesini karşısında gören afacan çok şaşırmış
ve korkmuş. Hemen annesinin boynuna sarılarak olan biteni annesine
doğruca anlatmış. Annesi de ona, bir daha yapmamak şartıyla bir
ceza vermemiş. Ömür Dede de her zaman anlattığı doğruluğu, dürüstlüğü,
doğru söylemenin faydasını, saygı ve sevgiyi anlatmış. Afacan
da, her zaman bunları aklında tutacağına söz vermiş ve sevinerek
evlerinin yolunu tutmuşlar.