Merhaba Çocuklar

Ayın Şiiri

Biz Müslümanız

Büyüklere Saygı

Gençler için önemli mesajlar

Boncuk ile Karınca

Kırların Prensesi

Gezelim Görelim

Ömür Adam

Tarihten Sayfalar

Mutluluk

Tatile Doğru

Yurttan ve Gurbetten Haberler


Tarihten Sayfalar

Peygamber Sevgisinin Üstünlüğe

Bilindiği üzere Peygamberimizin hanımı Hz. Hatice, ilk Müslümanlardandır. O'nun gibi Hz. Ebubekir, Hz. Ali ve Zeyd de ilk Müslümanlar arasında, yer almıştır.

 Zeyd, Hz. Hatice vâlidemizin kölesiydi. Evlendiklerinde  onu Hz. Peygamber (s.a.s.)'e hediye etmişti. Hz. Peygamber esas itibariyle köleliğe karşı olduğu için Zeyd’i azad eylemiş, hürriyetine kavuşturmuştur. Ayrıca Zeyd’i, kendisine manevî evlad edinmiştir. Zeyd’in ailesi onun izini sürmüşler ve Mekke’de köle olduğunu öğrenmişlerdi.

Ailesinin yanına dönmesini sağlamak için Mekke'ye geldiler. Zeyd’in azad edildiğini öğrendiler. Kabilesine dönmesi için Zeyd 'i ikna etmeye çalıştılar. Bu konuda Hz. Peygamber’e de başvurmayı ihmal etmediler. Hz. Peygamber (s.a.s.), Zeyd'i çağırdı. Babasını gösterdi. Onunla konuşarak, problemin çözülmesini istedi ve ilâve etti: Benim yanımda kalıyorsun. Benim kim olduğumu, sana karşı olan sevgi ve şefkatimi biliyorsun. Beni mi, yoksa aileni mi istiyorsun? dedi. Zeyd şöyle söyledi:

Ben hiçbir kimseyi, sana tercih edemem. Sen, bana, anne ve babamdan daha sevgilisin...

 Bunun üzerine Zeyd'in babası Haris, üzülerek kendi kendine şöyle mırıldandı:

- Yazıklar olsun sana Zeyd..! Babanı, amcanı köleliğe mi tercih ediyorsun?

Bu sözler üzerine Zeyd: Ben bu zatta öyle büyük, öyle güzel hasletler gördüm ki, bunları hiçbir şeye  tercih edemem. Benim yerim, Allah Rasûlü’nün yanıdır, dedi ve kesin kararını açıkladı.

 

 

 

 

 

Hz. Ömeri Ağlatan Çocuk

Bir yaz günüydü. Hava sıcak mı sıcaktı. Arabistan çölleri sıcağın tesiriyle âdeta kaynıyordu.

Ezan vakti yaklaşmıştı. Halife Hz. Ömer (r.a.), ağır ağır camiye gidiyordu.

Bu sırada bir çocuğun süratli adımlarla yürüdüğünü gördü. Acaba çocuğun bir ihtiyacı mı vardı. Bu telaşın sebebi neydi?

Halkın dertlerine çare bulmayı kendisine kutsal bir görev sayan Halife Hz. Ömer, çocuğa sordu:

-Yavrucuğum! Nedir bu telaşın, bir derdin mi var, niçin bu kadar hızlı gidiyorsun?

Çocuk, Hz. Ömer’i tanıyamamıştı:

-Camiye gidiyorum amcacığım, diye cevap verdi.

Çocuk henüz çok küçüktü, fakat sözleri büyük insan sözleriydi!..

Bundan dolayı hayret eden Hz. Ömer, çocuğa şöyle dedi:

-Yavrucuğum! Daha henüz senin yaşın küçük!... Sana namaz farz değildir. Niçin bu kadar telaşlanıyorsun?

Çocuk, ayıplar gibi hayret dolu bakışlarla Halife’ye baktı ve şöyle dedi:

Amca amca! Bu işin hiç küçüğü olur mu?.. Daha dün, mahallemizde bir çocuk öldü. Üstelik benden de küçüktü. Ölüm denen gerçeğin hiç küçük-büyük ayırdığı yok! En iyisi her yaşta buna hazır bulunmalı. Hem bu yaşta namaza alışamazsam, büyüyünce kılmak zor gelebilir.

Halife Hz. Ömer’i bir düşüncedir aldı. Gözleri buğulandı ve ağzından şu cümleler döküldü:

-Ey Rabbim! Bu çocuk ne akıllı, ne iyi çocuktur. Büyüklerde bulunması gereken aklı ve rûhu taşıyor.