GÜNDEM
NEVRUZ VE HIDIRELLEZ GELENEKLERİ
Doç. Dr. Hayriye Süleymanoğlu Yenisoy
GELENEKLERİMİZ, yüzyıllar boyunca yaşatılan ve geliştirilen kültürümüzün temelini oluşturur. Ulusumuzun düşüncesi, hayat tarzı, dünyaya bakış açısı geleneklerimizde ifadesini bulur. Kültürümüzün oluşmasında katkısı olan geleneklerden biri, kuşkusuz, nevruz ve hıdırellez gelenekleridir.
Kimi araştırmacılar Türklerin geleneklerinde iki doğa bayramı olduğunu söylerler: Nevruz ve hıdırellez. Bunların iki astronom belirlemeye göre ayarlandıklarını bildirirler. Bu iki takvim, çiftçiliğe ve hayvancılığa, kendilerinin hayat tarzına göre ayarlanmıştır.
Nevruz
Son yıllarda, Türk dünyasında kutlanmakta olan Nevruz bayramına ilişkin birçok araştırma yapıldı, nevruz kelimesinin etimolojisi ve anlamı hakkında eserler yayınlandı. Araştırmalar sonucu da nevruzun Türklerde, ta Ergenekona dayanan eski bir gelenek olduğu, Mart 21e rastladığı, yeni günün, yeni hayatın başlangıcı anlamını geldiği açıklandı. Bu güzel gelenek, sultan nevruz, nevruz, nevris, mevris gibi biçimleriyle bilinir ve doğadaki değişikliklerle ilgilidir.
Nevruz zamanı, doğa yeni yıl için hazırlıktadır: Havaların ısınması, karların erimesi, bitkilerin yeşermesi, bir başlangıcı ifade etmektedir. Su boylarında salkım söğütler tomurcuklarını patlatmışdır, akça bardaklar, sarı çiğdemler baharı müjdelemektedir. Göçebe kuşlar ve özellikle kırlangıçlar gökyüzünün maviliğinde görünmektedir. İnanışlara göre, sultan nevruz günü, yılanlar, çiyanlar, karıncalar yerüstüne çıkar, kelebekler ekinliklerde uçuşmaya başlar. Kuku adıyla bilinen guguk kuşu da geldiği haberini verir.
Leyleğe sormuşlar: Ne zaman geleceksin? Leylek de:
Yüz yirmide gelemem,
Yüz otuzda kalaman
cevabını vermiş, yani nevruz günlerinde geleceğini bildirmiştir.
Yeni yıl için hazırlıkta olan doğa ile birlikte insanlar da hazırlık içindedirler: Sabanlar, pulluklar, arabalar, boyunduruklar gözden geçirilir. Tarlaya çıkma hazırlıkları yapılır. Gün dönümüne göre hareket edilir:
Gün sayısı:
Yüz,
Sabanı düz.
Yüz on
Tarlaya kon. (Yani artık tarlaya gidilir)
Yüz on bir,
Tarlada kompir. (Yani tarlada patates ekme hazırlıklarına başlanır.)
Yüz yirmi,
Tarlayı diğirmi. (Yani toprağı sürmek, kazmak gibi hazırlıklar yapılır.
Sultan nevruz törenleri, gece ile gündüzün eşit olduğu gün başlar ve birkaç gün sürer. Bayram öncesi geleneğe göre evler, avlular (haremler) temizlenir; büyük ateşler yakmak için ormandan kuru çalı, kuru yaprak getirilerek ateşlerin yakılacağı yerde yığın yapılır. Bayram başlayınca da kadınlar o gün çamaşır yıkamaz, ellerine iğne almazlar; erkekler de iş yapmazlar. Nevruz günü yakılan ateşlerin üstünden atlanır. Bazı yerlerde ateş yakma âdeti yoktur, ancak mart ateşi ifadesi kullanılmaktadır.
Hıdırellez
Hıdırellez, özlemle beklenen bir doğa bayramı, bir bahar bayramıdır. Hıdırellez gelenekleri günümüzde de yaşamaktadır. Konu üzerinde pek çok çalışma yapıldığı, değerli eserler yazıldığı bilinmektedir. Bunların başında, Ahmet Yaşar Ocak tarafından İslâm-Türk İnançlarında Hızır Yahut Hızır İlyas Kültü başlığı altında da yayınlanmış değerli bir eser bulunduğunu hatırlatmalıyım. Burada Hızır İlyas kültüne ilişkin çeşitli gelenek ve göreneklerin yanı sıra, söz konusu kültün kaynaklarına doğru inilerek, Kuran ve hadislerden başka, tarihî ve tasavvufî sözlü ve yazılı edebiyat gibi kaynaklarda incelenmiş ve ilginç sonuçlara varılmıştır. Hıdırellez geleneklerinin baharın gelişiyle ilgili olduğu dikkate alınarak, bunların İslâmiyetten önce de var olduğu çeşitli kaynaklardan bilinmektedir. Zamanla, bahar mevsimiyle ilgisi olan geleneklerin birer dinî hüviyet kazanmaya başladıkları da bir gerçektir. Hıdırellezi çeşitli kaynakların ve kültürlerin katılımıyla oluşmuş bir gelenek olarak görmemiz daha uygun olur.
Hıdırellez; ederlez, idernez, hıdırellez vb. biçimleriyle söylenir. Zor durumlarda Hızırın yetişmesi ve kurtarması inancı günümüzde de çok yaygındır. Bu inançla bağlantısı olan: Hızır gibi yetişti, Seni Hızır mı gönderdi deyimleri halkımız tarafından sık sık kullanılmaktadır.
Halk inançlarına göre sene, yaz ve kıştan ibarettir; kış altı ay, yaz da altı ay sürer. Yaz mevsimi hıdırellezde başlar ve yedi-sekiz Kasımda sona erer. Kış mevsimi de bu tarihte başlar, hıdırelleze kadar devam eder. Hıdırellez gününün de öğleye kadar kış, öğleden sonra yaz olduğunu söylerler.
Hıdırellez geleneklerimizde büyük renklilik görülmektedir. Her bölgede kutlamalar türlü türlü olur. Aynı zamanda ortak unsurlar da az değildir. Hıdırellezin belirli bir tarihte (6 Mayısta) kutlanması, sabahleyin gün doğmadan kalkarak kırlara ormanlara çıkmak, şenliklerin evden dışarıda, yeşillikler içinde, ağaçlar altında, su boylarında yapılması, salıncak sallanmak, çıkrık dönmek ve daha bir sıra âdetler, geleneğimizin ortak unsurlarını oluştururlar. Daha önceleri ise; bazı köylerde mezarlıkların ziyaret edildiği ve mevlid okunduğu söylenmektedir. Hıdırellezden önce her yerde temizlik yapılır, türlü türlü yemekler hazırlanır. Bu gün için kızlara ve kız çocuklarına allı-yeşilli fistanlar, aile efradına da yeni elbiseler dikilir.
Hıdırellez gününe çiftçiler, sene başı derler. O gün hayvanlar boyunduruğa koşulmazlar. Bütün hayvanlar evde dinlenir, iyice beslenir, doyurulur. Buna çiftçi bayramı diyebiliriz, çünkü çiftçinin hayatında mevsim önemlidir. Topraktan çıkaracağı verim de (hasılat da) kendisinin yıl boyu ekmeğinin bol olup olmayacağını tayin eder. Hıdırellez, o yıl çiftçinin topraktan çıkaracağı hasılatın bol olması için bir dilek, daha doğrusu bir umut günüdür.