DİNİMİZDE EĞİTİM VE ÖĞRETİMİN ÖNEMİ
Dr. M. Fevzi Hamurcu
Strasburg Din Görevlisi
Bilgi bizim için ekmek, su ve hava kadar önemlidir. Bilgiden ve öğrenmekten
yoksun bir insan, gıdasız ve susuz kalmış fidan gibi solar gider. Eğitim
ve öğretim, hem kendimiz için hem de toplum için gereklidir. Yüce Allah
insanlara her şeyden önce "Oku" emrini vermiştir. Sevgili Peygamberimiz
(s.a.s.)'e ilk vahyedilen âyetler şunları emreder: "Yaratan Rabbinin adıyla
oku! O, insanı bir alak'tan yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini belleten,
kalemle yazmayı öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir."
Hz. Peygambere ilk indirilen âyetler, okumaktan, yazmaktan, öğrenmekten
ve kalemden söz ediyordu. Bunların ardından gelen Kalem sûresi ise "Hokkaya,
kaleme ve kalem tutanların yazdıklarına andolsun." diye kaleme ve yazıya
yemin ile başlıyordu.
Bütün bunlar dinimizin eğitim ve öğretime ne kadar önem verdiğini açıkça
göstermektedir. Öyleyse bizde bilgi edinmeye ve öğrenmeye çok küçük yaşlarda
başlamalıyız. Hayatımızın hiçbir döneminde de öğrenmekten ve bilgi edinmekten
uzak kalmamalıyız. Kısacası beşikten mezara kadar öğrenmeye ve bilgili
olmaya gayret etmeliyiz.
Yüce Allah, bilenlerle bilmeyenleri birbirinden ayrı tutmuştur. Bu
gerçeği ilan etmesini Peygamberimize emreden âyet şöyledir:
"..De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl
sahipleri bunları hakkıyla düşünürler."
Şu âyetlerde bilenlerle bilmeyenler çok anlamlı benzetmelerle anlatılmıştır:
"Kör ile gören, karanlık ile aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz. Diriler
ile ölüler de bir olmaz..."
"İlim ve hikmet mü'minin yitiğidir; onu nerede bulursa oradan alır."
buyuran Sevgili Peygamberimiz başka bir hadîsinde de bizlere şu tavsiyelerde
bulunmaktadır. "İlim Çin'de bile olsa onu oradan alınız. Çünkü ilim öğrenmek,
kadın erkek her müslüman için farzdır."
Şu hadisi şeriflerde ilim öğrenmenin önemini anlatmaktadır: "İlim öğrenmek
için yolculuğa çıkan kimse, dönünceye kadar Allah yolundadır."
"Kim ilim öğrenirse, yaptığı bu iş, onun geçmiş günahlarına keffâret
olur."
Yüce Allah, "Rabbim ilmimi arttır." diye dua etmemizi bizden istemiştir.
Şu iki âyet de bizi bilgisizlikten sakındırmaktadır:
"Sakın cahillerden olma.", "Cahillerden yüz çevir."
"Allah beni sizlere bir muallim (öğretmen) olarak gönderdi." diyen
Peygamber efendimiz okumaya, öğrenmeye, eğitim ve öğretime hayatın her
döneminde büyük önem vermiştir. Okuma-yazma bilenleri, vahyedilen âyetleri
yazmakla görevlendirmiş ve onları vahiy katibi yapmıştır.
Medine'ye hicret eder etmez yaptırdığı Mescid-i Nebevî'nin bir bölümünü
eğitim ve öğretim için ayırmıştır. Orada Allah Resûlünün eğitiminden geçen
sahabîler, her zaman çok önemli görevler üstlenmişlerdir. İslâm dini bu
sahâbîler ve onların yetiştirdiği öğrenciler sayesinde dünyaya yayılmıştır.
Bedir savaşından sonra yapılan şu uygulama, fırsatların nasıl değerlendirildiğini
çok güzel göstermektedir: Savaşta esir alınan müşriklerin kurtulmaları
için belli bir bedel ödemeleri kararlaştırılmış, ancak onlardan okuma-yazma
bilenler Medineli 10 müslümana okuma-yazma öğretmeleri karşılığında
salıverilmiştir.
Dinimizin önem verdiği ve övdüğü ilimler, sadece dînî ilimler değil;
insana gereken tüm ilim dallarıdır. Bize kendimizi tanıtan, bizi Allah'a
yaklaştıran ve insanlığa maddî ya da manevî yararlar sağlayan her bilgiyi
dinimiz değerli saymıştır. Bu bilgilerden gerektiği kadarını öğrenmemiz,
hepimize farz kılınmıştır. Gerekli tüm ilimlerde müslümanlar olarak kendimizi
yetiştirir ve geliştirirsek, tarihte olduğu gibi, bugün de her alanda dünya
milletlerinin önünde olabiliriz.
Bununla birlikte, hiç kimseye faydası olmayan gereksiz bilgi kırıntılarıyla
uğraşmak dinimizce hoş karşılanmamıştır. Peygamber efendimiz, bu yanlışlığa
düşmekten Allah'a sığınmamızı istemiş hatta bu konuda dua etmemizi bile
tavsiye etmiştir.
Yüce Kitabımızın ilk vahyedilen ayetleri bizi 'oku' diye uyarmıştır.
Burada kasdedilen okuma, Allah'ın adıyla başlayan ve O'nun rızasına uygun
devam eden bir okumadır. Öğrendiklerimiz bizi Allah'tan ve O'nun rızasından
uzaklaştırıyorsa dinimiz böyle bir okumaya da önem vermemiştir. Bu konu
Yunus Emre'nin diliyle şöyle özetlenmiştir:
İlim, ilim bilmektir.
İlim, kendin bilmektir.
Sen kendini bilmezsen,
Bu nice okumaktır?!