|
Gençliğin
Etragındaki Büyük Tehlike
Alkol ve Uyuşturucu
Dinlerin özü olarak kabul edilen emir ve yasaklar, İslâm
Dininde aşağıdaki beş hususun korunmasına yöneliktir.
1- Dini Koruma
2- Canı Koruma
3- Aklı Koruma
4- Nesli Koruma
5- Malı Koruma.
Yeryüzünde insan hayatı bu beş şey üzerine kurulmuştur.
Onurlu bir hayat da ancak bunlarla mümkündür. Dolayısıyla
bunları korumak, aynı zamanda insana saygı demektir.(l)
İnsanı insan yapan en önemli özelliklerin başında onun aklı
ve fıkri gelir. İnsan, dünya ve ahiret mutluluğunu bu vasıtayla
kazanır. Onun için dinimiz, insan hayatı gibi aklı ve fıkri
korumak için bir takım tedbirler almıştır. Bunları şöyle
özetleyebiliriz.
a) İslâm önce batıl inanışlara, hurafelere, insan zihnini
körelten, zekayı söndüren müneccimlik ve kehanet gibi temelsiz
şeylere, cehalete, taassuba karşı çıkmış, bu tür şeylerden
aklı ve fıkrî korumuştur.
b) İslâm, aklı ve fıkri devamlı veya geçici olarak faaliyetten
alıkoyan, işlemez ve görevini yapamaz hale getiren, muhakeme
kabiliyetini körelten, zekayı söndüren ve zihni uyuşturan
her çeşit uyuşturucuyu yasaklamıştır. Afyon, kokain, eroin,
esrar... haram kılınmıştır.
c) Yine İslâm, sarhoşluk veren bütün maddeleri ve alkollü
içkileri yasaklamıştır.(2) Bu tür içkileri yasaklama işi
aşama aşama gerçekleştirilmiştir. Önce içkinin bazı faydaları
bulunduğundan, ama zararının daha çok olduğundan bahsedilmiştir.(3)
Sonra müslümanlann sarhoşken namaz kılmamaları istenmiştir.(4)
Daha sonra içki şu ayetle kesin olarak yasak1anmıştır:
“Ey inananlar! İçki, kumar , putlar ve fal okları, şüphesiz
şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki kurtuluşa
eresiniz. Şeytan şüphesiz, içki ve kumar yüzünden aranıza
düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan, namazdan
alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersizin değil mi?”(5)
İslâm, böylece alışkanlık konusu olan hususlarda tedriciliğe
riayet edilmesi gerektiği hususuna dikkat çekmiştir. Yasaklamak
veya emretmek işinin başarılı ve etkili olabilmesi için
mutlaka belli bir hazırlık ve alıştırma safhasına ihtiyaç
vardır.
Hadislerde de içki, bütün kötülüklerin anası (kaynağı) her
çeşit şerrin anahtarı ve bütün günahlann toplandığı şey
olarak nitelendirilmiştir.(6) Ayrıca sarhoşluk veren her
şeyin içki olduğu ve bütün içkilerin haram olduğu belirtilmiştir.(7)
çoğu sarhoşluk veren bir şeyin azının da haram olduğu açıklanmıştır.(8)
Alkollü içkiler, yalnız akla değil mala, cana, nesle ve
dine zararlıdır. İçki kullananlar, mallarını boşa harcamış
olurlar. Alkol vücuda zarar verir ve onu çeşitli hastalıklara
yakalanmaya müsait hale getirir, sinir sistemini ve hazım
cihazını tahrip eder. Alkolik anne ve babadan doğan çocuklar
da bunun zararını görürler. Uyuşturucu kullanmak sadece
aklı ve fikri işlemez hale getirmekle kalmaz, insanın sinir
sistemini, aklı dengesini ve beden sağlığını bozar. İnsanın
kendisinde doğuştan var olan tabii hasletleri ve güzellikleri
yok eder. Uyuşturucu bağımlıları, Allah'ın en büyük lütfu
olan iradelerini kullanamaz, kendilerine sahip olamaz, kâr
ve zararını ayırdedemezler. Bu duruma düşen kimseler artık
günahkâr olmaktan çok, insanlık haysiyetini yitirmiş, ruhen
ve aklen hasta kimselerdir. Şu halde alkollü içkiler ve
uyuşturucu maddeler, hem dini, hem canı, hem malı, hem aklı
ve hem de nesli korumak maksadıyla haram kılınmıştır. Bugün
alkol ve uyuşturucu, özellik1e gençleri ciddî bir şekilde
tehdit etmekte, bütün devletler bu tür maddelerin üretimini,
alınmasını, satılmasını ve kullanılmasını sıkı bir denetime
tabi tutmakta, uluslararası uyuşturucu ticareti yapan şebekelere
ve kaçakçılara adeta savaş ilan etmektedirler. Devletimiz
tarafından desteklenen ve en eski kuruluşlardan biri olan
Yeşilay Cemiyeti'nin gayesi de uyuşturucu maddeler ve alkollü
içkilerle mücadele etmektir.(9)
Yapılan bir araştırmaya göre; Türkiye'de alkol kullananların
sayısında önemli bir artış olduğu ve uyuşturucu kullananların
% 73'ünü de 20 yaşın altındaki gençlerin oluşturduğu bildirilmektedir.
Yine bu araştırmaya göre trafik kazalarının % 60'ı, cinayetlerin
% 85'i, tecavüz olaylarının % 50’si, boşanma olaylarının
% 80'i alkol kullanımından kaynaklanmaktadır.
Alkol kullananların çocuklarında zeka gerilikleri ve kalp
hastalıkları daha fazlaca görülmektedir.(10)
Ayrıca yapılan istatistiklere göre, ülkemizde meydana gelen
trafık kazalarında her yıl ortalama olarak beşbin vatandaşımız
hayatını kaybetmekte, kırkbin vatandaşımız da yaralanmakta
veya sakat kalmaktadır. Trafik kazalarına yol açan sebepler
incelendiğinde; sürücülerin alkollü araç kullanmasının önemli
bir yer tuttuğu ve ülkemizde alkollü araç kullanma eğiliminin
arttığı, yaralanma veya ölümle sonuçlanan trafık kazalannda
ise alkolün etkisinin, alınan tedbirlere rağmen % 20 ila
% 70 arasında değiştiğini göstermektedir.(11) Bu kazalarda
meydana gelen milyarlarca liralık mal kaybı da gözönünde
bulundurulacak olursa, alkolün sosyal hayat bakımından ne
kadar zararlı olduğu açıkça görülür.
Bilim adamları, çocukların ve gençlerin alkol ve uyuşturucuya
başlamalarında aile ve arkadaş çevresi ile, kitle iletişim
araçlarının son derece önemli rol oynadığını söylemektedirler.
Psikologlara göre, insanlarda fıtrî olarak merak ve özenme
duygusu vardır. Ancak bu duygular, gençlerde daha ağır basmaktadır.
Gençler veya gençlik dönemine girmekte olan çocuklar, kendileri
için zararlı olan nesneler ve fiiller hususunda yeterli
derecede aydınlatılmaz ve bilinçlendirilmezlerse, diğer
insanların yapıp ettikleri şeyler kötü de olsa, bu merak
ve özenme duygusunun dürtüsü ile, kötü ve haram olan şeylere
tevessül etmeleri kaçınılmazdır. Alkol bağımlısı olan gençlerin
çoğu işte bu noktada ihmal edilmeleriyle, istikballerini
yitirip, felakete doğru sürüklenebilmektedir.
Gençler, alkol ve uyuşturucu alışkanlığına, genel olarak
aile içerisindeki büyüklerine, kendilerinden önce bu işe
bağımlı olan arkadaşlarına özenerek başlamaktadırlar. Ayrıca,
içki içmeye yönelik her çeşit reklam gençleri teşvik etmekte,
gazete, televizyon ve dergideki reklamlarla birlikte, sokaktaki
bira afişleri, çocukları kesinlikle etkilemektedir.
Gençleri alkolizme götüren yolun önemli bir başlangıç noktasını
bira teşkil etmektedir. Bira, aynen diğer içkiler gibi,
alkol bağımlılığına sebep olmaktadır. İstanbul Tıp Fakültesi
Psikiyatri Bölümü’ne alkolizm sebebi ile müracaat eden veya
klinikte yatırılan 70 alkolik hasta üzerinde yapılan incelemelerde,
bira yönünden şu hususlar tesbit edilmiştir.
A. Bira, genellikle alkolizme başlangıç teşkil etmektedir.
70 hastanın ekseriyeti içkiye bira ile başladıklarını belirtmişlerdir.
B. Bu alkoliklerin % 20'si bira bağımlısıdır. % 80'i ise,
gene bira ile içkiye başlamış, daha sonra bira yeterli olmadığından,
daha yüksek konsantrasyonlu içkilere meyletmişlerdir.
C. Bira bağımlılarının, diğer alkol bağımlılarından ruhî
özellikler ve yan tesirler bakımından açık bir farkları
yoktur. (Bira ve Alkolizm raporu, s.19)(l2)
Ülkemizde alkol ve uyuşturucu kullanımının artması, her
yönden zararlı olan bu maddeleri kullananların gün geçtikçe
çoğalması, özellikle son zamanlarda bu felaketin ilim ve
irfan yuvaları olan okullarımıza kadar girmesi, hepimizi
konu üzerinde ciddî olarak düşünmeye sevketmelidir.
Fert, toplum ve devletin kurumları olarak bu tehlikeyi görmezlikten
gelemeyiz. Bunun için gerekli tedbirler mutlaka alınmalı,
alkol ve uyuşturucu maddeler ile mücadeleye devam edilmelidir.
Yalnız polisiye tedbirlerin yeterli olmadığı hususunda hemen
hemen herkes görüş birliği içerisindedir. Kahraman ve Fedakâr
Türk Emniyet Güçleri’nin, uyuşturucu maddelerle mücadelede,
zaman zaman ödüller alacak kadar başarılı olduğunu da burada
kaydetmek gerekir.
Alkol ve uyuşturucu ile mücadelede, mevcut kanunlar işletilmeli,
gerekiyorsa yeni kanunlar yürürlüğe konulmalıdır. Alkol
ve uyuşturucu ciddi bir gelir kaynağı olmasına rağmen bu
gelir, genç nesilleri kurtarma uğrunda feda edilmelidir.
Alkol ve uyuşturucu madde kullanımının tehlikeleri hakkında
bilgi verilmemiş, ruh sağlığı iyi olmayan, zayıf kişiliğe
sahip, alkol ve uyuşturucu maddelerin kolayca temin edilebileceği
bir ortamda yaşayan kişiler, bu şartlar ortadan kaldırılmadıkça,
söz konusu bu zararlı maddelerin bağımlısı olma tehlikesi
ile karşı karşıyadırlar. Bunun aksine, gerekli bilgiler
verilmiş, sağlıklı kişilik sahibi, adı geçen maddelerin
temininin kolay olmadığı ve uyumlu bir çevrede yaşayanlar
için tehlike oranı da son derece düşüktür.
Ferdin eğitiminden söz açılmışken, din eğitiminden bahsetmemek
mümkün değildir. Sağlıklı bir din eğitimi, iyilikleri, sosyal
adalet ve dayanışmayı desteklediği gibi, her türlü kötülüklerin,
fuhuş, içki ve kumar alışkanlıklarının azalmasına da yardımcı
olur. Bu alanda bütün insanların, özellik1e de yetişmekte
olan gençlerin dinin moral desteğine ihtiyaçları vardır.(13)
Alkol ve uyuşturucu maddelerin terkedilmesinde, hiç şüphesiz
inancın kesin rolü vardır. Bir çok insan, alkolik ve sefih
bir hayat içerisinde iken dönüş yapmışlar, tevbekâr olmuşlar,
eski alışkanlıklarını terketmişlerdir. Daha sonra da dindarâne
bir hayat yaşamaya başlayıp, kendilerini kurtardıkları gibi,
ailesini, çoluk-çocuğunu ve komşularını da kendi zararlarından
kurtarmışlardır.
Bu itibarla yeni nesiller, inanç boşluğundan kurtarılmalı,
onlara büyük idealler, büyük hedefler gösterilmelidir. Anne
ve babalar, çocuklarının kimlerle arkadaşlık yaptığını,
hangi çevrelerde gezip dolaştığını takip etıneli çocuklarının
bu zehirli tuzaklara düşmemesi için ellerinden gelen tedbirleri
almalıdırlar.
Eğitim kurumlarında konu ile ilgili dersler konmalı, özellik1e
televizyonlar, terör olaylarında can verenler gibi, alkol
ve uyuşturucu tuzağında ölümle pençeleşenleri de sık sık
ekrana getirmelidirler. Ekranda gösterilen kutlama törenleri,
belgesel ve diziler ile her türlü reklamlar, alkol ve uyuşturucuya
teşvik niteliği taşımamalı, toplumu alkolizme götüren yollar
tıkanmalıdır.
Yazımı, konu ile ilgili araştırmaları ile tanınan bir ilim
adamımızın, gençlere nasihat niteliğindeki şu sözleriyle
bitirmek istiyorum.
“Sevgili gençler! Vatanımızı batırmak için adeta hevesli
çocuklar gibi bekleyen ve seyreden kötü niyetli kişilerin
oyunlarına gelmeyiniz. Hepsi de zehir olan bu maddelerden
uzak kalınız. Manevî sıkıntı ve problemlerinizi inançla,
ibadetteki huzurla telifi ediniz. Hem kendi sağlığınızı,
hem ihiretinizi hem de memleketinizin istikbâlini korumaya
çalışınız.
Kimse alkolik olacağım diye içkiye veya eroinman olacağım
diye de uyuşturucu maddelere başlamamıştır. Bu gibi zararlı
maddelere hep küçük heveslerle başlanmış; bir, üç, beş,
yedi... derken, şahıs günün birinde alkolik veya eroinman
olmuştur. Alışmış, bağımlı olmuş insanların bu maddeleri
bırakması oldukça zordur. En tesirli çâre ise, bu maddelere
hiç başlamamak, baştan uzak kalmaktır. Herhangi bir maddenin,
şayet yüzlerce zararı var, hiçbir faydası yoksa ve alışan
insanlar da bu maddelerden zor vazgeçiyorlarsa, herhalde
akıllı olmanın gereği, bu maddelere hiç başlamamak, bunlara
hiç yanaşmamaktır...”(14)
1- Prof. Dr. Muhammed Ebu Zehra, Fıkıh Usulü, Çev. Dr. Abdulkadir
Şener, A. Ü. İlahiyat Fakültesi Yayını, Ankara 1973, s.
358.
2- Prof. Dr. Süleyman Uludağ, İslâm'da Emir ve Yasakların
Hikmeti, T.D.V. Yayını, Ankara 1989, s. 144 -146.
3- Bkz. Bakara, 219.
4- Bkz. Nisa, 43.
5- Mâide, 90, 91.
6- Bkz. Aclûnî, Keşfu'I-Hafâ, c. 1, s. 382, Hadis No: 1225.
7- Bkz. Müslim, Eşribe, 7.
8- Bkz. Tirmîzi, Eşribe, 3.
9- Uludağ, a.g.e. s. 147.
10- Psikiyatri Uzmanı Dr. İsmail Gökşen, Alkol, Uyuşturucu
ve Terör (Konferans Metni; Zaman, 13.1.1996)
11- Sürücü ve Alkol, Emniyet Genel Müdürlüğü Trafık Daire
Başkanlığı Yayını, 1994, s. 3.
12- Prof. Dr. Alpaslan Özyazıcı, Alkollü İçkiler, Sigara
ve Diğerleri, M.E.B. Yayını, Ankara 1993, s. 66.
13- Prof. Dr. Ha1is Ayhan, Din Eğitimi ve Öğretirni, D.İ.B.
Yayını, Ankara 1984, s. 68.
14- Özyazıcı, a.g.e. s. 97.
İSLÂM,
BAĞIMLILIKLAR VE YEŞİLAYIN KURULUŞU
Yüce Allah (c.c.), Kur’an’da insanı yeryüzündeki en değerli
varlık türü olarak nitelendirmiş ve ona diğer varlıklar
arasında ayrı bir kabiliyet ve yetkinlik verdiğini belirtmiştir.
İnsanın beden ve ruh sağlığının korunması, onun dünyevî
ve uhrevî mutluluğu, İslâm’ın en başta gelen hedefi olmuştur.
Bu yüzden dinin, canın, aklın, neslin ve malın korunması
İslâm’ın beş aslî ilkesi sayılmış, bunu sağlamaya yönelik
olarak Kur’an’da ve sünnette bir takım emir ve yasaklar
getirilmiştir. İslâm’ın, sarhoşluk veren, aklî ve ruhî dengeyi
bozan sinir sistemini uyuşturan maddelerin kullanımını haram
kılması ve bu alanda birtakım cezaî müeyyideler koyarak
insanları bunlardan uzak tutmaya çalışması böyle yüce bir
anlam taşır.
Kur’an’da bu konuyla ilgili olarak şöyle buyurulur; “Ey
iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar),
fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan
uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz. Şeytan, şarap ve kumar
yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan
ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz
değil mi?”(1)
Beslendiğimiz gıda maddeleri ve içecekler sağlığımızı yakından
ilgilendirdiği, günlük hayatımızın önemli bir parçasını
oluşturduğu gibi, sosyal ve kültürel hayatımızda da önemli
bir yere sahip olmuştur. Kur’an’da ve sünnet’te bütün gıda
maddeleri ve içeceklerin tek tek sayılıp, haklarında ayrı
ayrı açıklama yapılmamış, aksine temel bazı ölçü ve yasaklamalar
getirmekle yetinilmiştir.
Sigara
Bağımlılıkların en yaygını ve belki de üzerinde en çok konuşulanı
sigara bağımlılığıdır. Batı’da yaklaşık on asırlık bir geçmişi
bulunan tütün ve sigara XV. yüzyıldan itibaren yeni dünyadan
İslâm dünyasına da sirayet etmiştir.
Sigara insan vücudunda bağımlılık meydana getirmekte, kurtulunması
giderek güçleşen bir alışkanlık halini almaktadır. Ağız,
boğaz ve üst solunum yollarında tahribata, mide ve kalp
hastalıklarına, damarlarda, sinirlerde fonksiyonel bozukluklara
yol açmakta olan sigaranın kanserle de yakın bağlantısı
vardır.
Sigara içmenin meydana getirdiği ağız, beden ve çevre kirliliği,
diğer şahıslara verdiği eziyet de çok ciddî boyuttadır.
Öyleyse sigaranın bu kadar zararlı olmasından dolayı, acaba
sigaranın İslâm dinindeki hükmü nedir?
Bu konuda son dönem İslâm bilginleri sigarının dînî hükmü
konusunda üç gruba ayrılmışlardır.
1- Sigara hakkında dinde açık bir hüküm bulunmadığını, açık
bir yasak gelmediğini ileri sürerek, sigarının mübah olduğunu
söyleyenler.
2- Bir grup İslâm bilgini ise sigara içmeyi doğru bulmamakla
birlikte mekruh olduğunu söyleyenler.
3- Diğer bir grup ise sigara içmeyi özellikle tiryakilik
derecesinde sigara alışkanlığını; sağlık açısından zarara
ve ekonomik yönden israfa yol açtığı, nafaka yükümlülüğünü
ihlal ettiği gerekçesiyle haram diyenler.
Sigara içmenin fıkhî hükmü başta zararı, israf ve nafaka
yükümlülüğü olmak üzere çeşitli açılardan ele alınabilir.
Böyle olunca sigara içmenin hükmü hakkında kesin ve genel
bir hüküm vererek “haram” demek yerine, bu konuda bu açılardan
bazı ayrımlar yaparak farklı durumlarda farklı hükümler
vermek, her bir durumu kendi şartları içinde değerlendirmek
daha doğru görünmektedir.
Hem içene, hem de o ortamda bulunan şahıslara ve çevreye
verdiği zararlar, israf ve hakların ihlaline yol açabileceğinden,
sigara içmenin kural olarak dinen “harama yakın mekruh”
sayılması gerekir. Ancak, bedene verdiği zarar ilmen ve
tıbben açıklık ve kesinlik kazanmışsa (ki böyledir), açık
bir israfa ve kişinin nafaka yükümlülüğünü etkileyip, aile
fertlerin ve bakmakla yükümlü bulunduğu kimselerin nafakasını
kısmasına yol açıyorsa, zorunlu ihtiyaçları engelliyorsa,
o takdirde sigara içmenin dinen de haram olduğu söylenebilir.(2)
Diğer Uyuşturucu Maddeler
(Alkollü İçki, Esrar, Afyon, Kokain, Morfin...)
Bu saydığımız uyuşturucu maddelerin vücutta meydana getirdiği
zararlar ve açtığı yaralar büyük ölçüde toplum yapısını
da bozmaktadır.
Bu kötü alışkanlıkların sebepleri arasında, insanın zaafları,
eğitimsizlik, özenti, çevre şartları, lüks ve gösterişli
hayatın verdiği tatminsizlik, inanç (manevî) boşluğu, fakirlik,
yalnızlık, çaresizlik vb. gösterilebilir. İslâm içki ve
uyuşturucu madde kullanımını kesin bir şekilde yasaklamıştır.
“Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar, fal ve şans
okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun
ki kurtuluşa eresiniz...”(3)
“Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır.”(4)
“İçki bütün kötülüklerin anasıdır.”(5) gibi âyetler ve hadisler
çoktur.
İslâm’ın emir ve yasaklarındaki genel amaçlar dikkate alındığında,
İslâm’ın sadece şaraba (içkiye) mahsus olmadığı, aklî ve
ruhî dengeyi bozan, sinir sistemini uyuşturup beynin işlevini
etkileyen, kişinin irade ve düşünme gücünü tamamen veya
kısmen yok eden her türlü uyuşturucunun da aynı yasak kapsamına
girdiği görülür. Hatta bugün modern tıp, psikoloji ve toplum
bilimleri esrar, eroin, afyon, kokain, morfin gibi uyuşturucu
maddelerin insan sağlığı ve toplum düzeni için zararlı ve
tehlikeli olduğunda birleşmektedir. Bu konuda “Sigarayla
Savaşanlar Vakfı” ve “Yeşilay” gibi teşkilatlar kurulmuştur.
Bir kısım Türk aydını tarafından halkı ve özellikle gençliği
içki ve uyuşturucu madde alışkanlığına karşı uyarmak ve
bu yolla mücadele vermek için 5 Mart 1920 tarihinde Hilâl-i
Ahmer Cemiyeti kuruldu. Bir müddet sonra Yeşil Hilal, daha
sonra da “Yeşilay” ismini aldı. 1934 yılında Bakanlar Kurulu
Kararı ile Kamu Yararına Çalışan Dernekler arasına girmiştir.
1953 yılından beri her yıl Mart ayının ilk haftası (1-8
Mart) Yeşilay Haftası olarak kutlanmaktadır. Bu hafta içerisinde
alkol ve uyuşturucunun zararları anlatılmaktadır.
Dünyada ve ülkemizde alkol, sigara ve uyuşturucu gibi alışkanlıkların,
tehlikeli boyutlara ulaştığı bilinmektedir. Özellikle ülkemizde
1930 yılından günümüze kadar alkol kullanımı %1500 artmıştır.
Yıllık içki tüketimi 1 milyar litreye ve içkiye ödenen para
da, 20 trilyon liraya ulaşmıştır. Dünya sıralamasında:
İsrafta birinci, kumarda ikinci, ve alkol tüketiminde üçüncüyüz.
Ayrıca ülkemizde; işlenen suçların %66’sının, cinayetlerin
%85’inin, boşanmaların %80’inin, eşini dövenlerin %70’inin,
trafik kazaların %70’inin, ırza tecavüzlerin %50’isinin,
akıl hastalıklarının %50’isinin, alkolikler tarafından işlendiği,
ülkemizde on milyonu bulan özürlü vatandaşlarımızın sekiz
milyonunun alkollü anne ve babaların çocukları olduğunu
unutmayalım.(6)
Bütün bunlardan dolayıdır ki, yüce dinimiz İslâm, insanların
mutluluğuna ve saadetine vesile olan şeyleri emretmiş, tehlikeli
ve zararlı olanları da yasaklamıştır. İnsanların kendilerini
tehlikeye atmamalarına, kendilerine zarar verecek şeylerden
uzak durmalarını emretmiştir. (Bakara, 195)
1- Maide, 90-91.
2- İsam, İlmihali, (TDV Yay.)
3- Maide, 90.
4- Tirmîzî, Eşribe, 3; et-Tâc, III, 14, Ebû Dâvûd.
5- Feyzü’l-Kâdir, c. 3, s. 507-508.
6- Diyanet Takvimi 2002 (1 Mart).
|