|
Yusuf
Has Hacip
Yusuf
Hâs Hâcib, İslâmî Türk Edebiyatı'nın adı bilinen ilk şair
ve mütefekkiri olarak kabul edilir.
Türk Dili ve Edebiyatı bakımından olduğu kadar, Türk
kültürünün de değerli âbidelerinden sayılan Kutadgu Bilig
adlı yazma eserin müellifidir.
Yusuf
Hâs Hâcib'in hayatına dair maalesef yeterli bilgiye sahip
değiliz. Hakkında bildiklerimiz daha ziyade Kutadgu Bilig'de
yer alan bazı ifadelere ve esere sonradan ilave edilen mensur
ve manzum mukaddimelerdeki kısa bilgilere dayanmaktadır.
Eserin
bir yerinde zikredildiği gibi, şairin asıl adı Yusufdur.
Doğum tarihi de belli değildir. Eserini tamamladığında 50
yaşını aştığı, 60 yaşın kendisini çağırmakta olduğu göz
önüne alınırsa, (400-410 / 1009-1019) seneleri arasında
doğmuş olabileceği kabul edilebilir. Şair eserini tamamladığı
462 (1069-1070) senesinde 54 yaşında olduğuna göre, 408
(1017-1018)'de doğmuş olmalıdır.
Asil
bir aileye mensup olduğu görülen Yusuf’un, eserinden, olgunluk
çağına kadar doğum yeri olan Balasagun'da yaşadığı, bu şehirde
kuvvetli bir tahsil gördüğü ve zamanın geçerli ilimlerini
öğrendiği, sanat ve edebiyatla son derece yakından ilgilendiği
anlaşılmaktadır. Nitekim Kutadgu Bilig'de çeşitli ilimlere
dair sağlam bilgilerin yer alması bu hususu doğrulamaktadır.
Manzum mukaddimede Yusuf’un ilim ve hüner sahibi, dindar,
faziletli ve çevresinde takdir ve hürmet gören bir kişi
olduğu ifade edilmiştir. Bu vasıflara sahip olan Yusuf’un
kitabını tamamladığı 462 (1069) tarihine kadarki hayatı
hakkında fazla bir şey bilinmemektedir. Ancak şair eserini
tamamlayıp Karahanlı Hükümdarı Uluğ Buğra Han'a sunmuş ve
bir süre onun yanında Hâs Hâcip (saray nazırı) olarak görevlendirilmiş
ve bu ünvanla şöhret kazanmıştır.
Yusuf
Hâs Hâcib'in hangi tarihte vefat ettiği belli değildir.
Kutadgu Bilig hatimesinde çok ihtiyarladığından, ömrünü
insanlara hizmetle geçirdiğinden, bu yüzden de Allah'a ibadette
geç kaldığından söz etmesi, şairin uzun bir ömür sürdüğüne
delalet etmektedir.
XI.
Asırda mühim kültür merkezlerinden olan Balasagun ve Kaşgar'ın,
cemiyete faydalı olmayı ön planda tutan, iyi bir Müslüman,
alim ve mütefekkir olan Yusuf’un yetişmesinde mühim bir
rol oynadığı muhakkaktır. Bilhassa Kaşgar ile Bağdat arasındaki
münasebetler, Kaşgar'da kültür hayatının gelişmesine yardım
etmişti. Yusuf ve çağdaşı Kaşgarlı Mahmud'un eserlerini
bu şehirde yazmaları, burada kültür seviyesinin yüksek olduğunu
göstermektedir.
Balasagun
ve Kaşgar'da eski Türk kültürü yanında İslâm kültürü de
gelişmişti. Bu sayede Yusuf, devrinin ileri gelen bilgin
ve şairlerinden olan Birûni, İbn-i Sinâ, Firdevsî ve Ömer
Hayyam’dan faydalanmış olmalıdır. Ayrıca Budist ve Maniheist
Uygurların dinî ve millî edebiyatlarına da yabancı olmadığı
anlaşılmaktadır.
Kutadgu
Bilig'de bilhassa tıp ile ilgili bilgilerin yer alması,
eskiden beri onun İbn-i Sinâ'dan yararlandığını düşündürmüştür.
Kutadgu Bilig'de İslâm'dan önceki Türk kültürünün derin
izlerinin bulunduğu, Yusuf’un Mahmud Kâşgari'de görülen
halk hikmetlerini nakletmekle kalmayıp, bunları eserinin
en mühim kuruluş unsurları olarak ele aldığı görülür. Ayrıca
birçok beyitler, Kur'an ayetlerinin tercümeleri mahiyetindedir.
Nitekim günlük hayat kaygılarının üstüne çıkan, ideal bir
cemiyet nizamı esas ve çerçevesinin tesbitini gaye edinen
müellif, haklı olarak tasavvurlarını ifade için devrin ve
muhitin malzemesinden faydalanmak ve çevresinin anlayabileceği
dili kullanmak mecburiyetindeydi.
Aynı
zamanda bir ahlâkçı olarak kabul edilen Yusuf’un ahlâkî
düşüncelerine, bilgi (biliğ), iş (kılış) ve doğruluk (könilik)
olmak üzere üç prensibin hakim olduğu görülür. Gerçekten
de bilgiye her şeyin üstünde değer vermesi, dilin insana
Allah'ın en büyük armağanı, iyiliğin ve doğruluğun üstün
bir fazilet olduğu hakkındaki görüşleri bugün için de geçerli
düşüncelerdir.
Kutadgu
Bilig, edebiyat ve dil bakımından da ehemmiyetlidir. Nitekim
o, şiir sanatının teknik ve inceliklerini tam manasıyla
taşıyan bir eser mahiyetinde kendi devrinin edebî Türkçe’sinde
yazılmış ilk İslâmî-Türk manzum eseri olup, klasik Türk
şiirinin kurulmasını da sağlamıştır. Bu bakımdan yeni bir
medeniyet sahasına giren Orta Asya Türkleri'nin kültür gelişmesinde
bu eserin rolü büyük olmuştur. Gerçekten de biri şair diğeri
de dilci olan Yusuf ve Kaşgarlı Mahmud'un eserleri XI. asır
Orta Asya Türk kültürü ve diline ışık tutmuşlardır.
*
Eğer Allah'ın rızasını istersen Müslümanların memnun olmasını
iste, sözü kes.
*Evini
barkını yak, putunu kır, yerine cami yap ve Müslüman cemaati
topla (putpereslere hitaben). * Müslümanlığı aç, İslâmiyeti
yay, böylece seçkin bir şahsiyetin ve iyi bir adın olur.
Müslümanlara yaklaşıp tecavüz etme, onlara düşmanca davranma,
her zaman iyi ol. Müslüman Müslüman ile kardeştir.
*
Allah birdir, tekdir ki ikiyi yarattı. Onun birliği şüpheye
mahal bırakmaz.
*
Allah kime haya ve iz'an vermişse ona devlet ile birlikte
bütün şerefleri vermiş demektir.
*
Ey hakim! Uzun zaman hüküm sürmek istersen kanunu doğru
yürütmeli ve halkı korumalısın.
BİLGİ
*
Bilgi kimde olursa, o büyüklük alır.
*
Bilgiyi bilen insandan hastalık uzaklaşır.
*
İnsan inciyi denizden çıkarmadıkça, o ister inci olsun,
ister çakıl taşı, farketmez.
*
Misk ve bilgi birbirine benzer; insan bunları yanında gizli
tutamaz.
*
Bilginin kıymetini bilgin bilir, akıla hürmet bilgiden gelir.
*
Bilginin sözü toprak için su gibidir; su verilince, yerden
nimet çıkar.
*
Bilgisiz adamın düşmanı, kendi bildiği ve yaptığıdır.
*
Bilgili insanın sözü eksilmez; akan duru pınarın suyu kesilmez.
*
Alimler sulak yerlere benzer; nereye ayak vururlarsa, oradan
su çıkar.
*
Bilgisizin dili daima kilitli olmalı ve bilgili insan da
diline hakim olmalı.
*
Boş söz bilgisizin ağzından çıkar.
*
İnsan, hayvandan bilgisi ile ayrılmıştır.
AKIL
*
Akıl süsü dil, dil süsü sözdür; insanın süsü yüz, yüzün
süsü gözdür.
*
Kim akıllının sözünü tutarsa, işi yoluna girer.
*
Allah kime akıl, anlayış ve bilgi verirse, o bütün arzularına
nâil olur.
*
Aklın yeri üstte, beyindedir;
kıymetli bir şey olduğu için, onun yeri baştadır.
ANLAYIŞ
*
Anlayış bir yulardır; insan onu elinde tutarsa dileğine
erişir ve bütün arzularına nail olur.
İYİLİK
*
Eğer kendin iyilik bulmak istiyorsan, yürü iyilik et; başka
söze ne hacet.
*
Misafire iyi muamele edenin şöhreti yayılır.
*
Halkın yükünü hafifleten kimse insanların iyisidir.
*
Bu ikbale inanma; elinden gelirse iyilik et; bil ki ikbal
bugün sende ise, yarın başkasındadır.
*
Daima iyilik yap ve kendin iyilik bul.
*
İnan ki, Allah iyiye iyi yol gösterir.
İYİ-KÖTÜ
FARKI
*
Kötü söğülür, iyi öğülür.
*
Kötü serbest kalırsa, iyi ortadan kaybolur; iyi hakim vaziyette
olursa, kötü ortadan kalkar.
*
Kötü iyiye katılmaz, kaçar.
DOĞRULUK
*
Beyler doğru olursa, dünya huzura kavuşur.
*
İnsan nadir değil, insanlık nadirdir; insan az değil, doğruluk
azdır.
*
Tavır ve hareketin doğru olsun, doğru yoldan sapma, alçak
gönüllü ol, tevâzu ile söyle, büyük söz söyleme.
SÖZ
*
İnsandan insana miras olarak, söz kalır; vasiyet edilen
sözü tutmanın faydası çoktur.
*
Tecrübeli insanların sözü sözlerin mayasıdır.
*
Çok dinle, fakat az konuş; sözü akıl ile söyle ve bilgi
ile süsle.
DİL
*
Dilin faydası çok ulduğu gibi, zararı da çoktur, dil bazen
öğülür, bazen de çok söğülür.
*
İnsanların itibarsızı geveze olanıdır.
*
Söz boş yere söylenirse, çok zarar getirir.
*
Boğazını ve dilini gözeten bilgililere ihtiyaç vardır.
*
Dedi-kodu yapanları evine yaklaştırma, görüp öğrendiklerini
bütün halka yayarlar.
*
Çok söz söylememeli, daha çok dinlemeli ve düşünmelidir.
TOK
GÖZLÜLÜK
*
Gözü tok insan, fakir olsa dahi, zengin sayılır; insan sebat
ederse, her işte muvaffak olur.
*
Gözü tok insan, en zengin insandır.
BÜYÜKLÜK-KİBİR
*
Büyüklük taslayan, kibirli ve küstah adam tatsız ve sevimsiz
olur; kibirli insanın itibarı günden güne azalır.
ALLAH’A
İNANÇ
*
Hangi kul Allah’a inanırsa,
kendisine belâ ve kaygı (endişe) kapıları kapanmış olur.
DÜNYA
*
Dünyaya da güvenme, o da seni bırakacaktır.
*
Bu dünya bir konak yeridir, gelen geçer; o herşeyi yiyen
büyük bir ejderha gibi, yedikçe acıkır.
ÖLÜM
* Doğan herkes ölmeğe, yükselen herşey düşmeğe
mahkumdur.
*
Ölümü dünya malı
önleyebilse idi, beylerin beyi ölmez idi.
KANUN
*
Kötü kanunlarla dünyaya hükmedilemez.
Kaynaklar:
- Türk Kültürü Dergisi, Kutadgu Bilig, sayı, 98.
- Banarlı, Nihat Sami, Resimli Türk Edebiyatı, Milli Eğitim
Bakanlığı Yayınları.
- Kabaklı, Ahmet, Türk Edebiyatı.
- Prof.
Dr. Kafesoğlu, İbrahim, Kutadgu Bilig ve Kültür Tarihimizdeki
Yeri, Kültür Bakanlığı Yayınları.
KUTADGU
BİLİG’DEN
HiKMET VE NASİHATLAR
Kutadgu
Bilig, Yusuf Hâs Hâcib tarafından yazılmış manzum bir eserdir.
Türklerin İslâmiyet’e girmesinden 100-150 yıl kadar sonra
kaleme alınmış olmasının yanısıra (Miladi 1069-1070, hicri
461-462) Müslüman Türklerin bilinen ilk eseridir... Yusuf
Hâs Hâcib, kitabını ikmal edince bunu, Karahanlı hükümdarına
sunmuş, Han da bu eseri çok beğenerek onu taltif etmiştir.
Türklerin İslâmiyet'i iyice öğrenip yaşamalarının yanında,
o devre ait âdet ve sosyal yapı hakkında bilgilerimizi bu
kitaptan öğreniyoruz. Şimdi bu kitaptan hikmet ve nasihatlardan
birkaç örnek sunmak istiyorum:
|