Gençliğimiz ve Sorunları
Diyanet
Avrupa Dergisi'nin ilk sayısı gerek gurbetçilerimiz ve gerekse kamuoyumuz
nezdinde büyük bir ilgi ve yakınlıkla karşılandı. Bazı gazetelerimizde
Diyanet Avrupa Dergisi'nin yayın hayatına başlamasıyla ilgili haberler
yayınlandı. Bizim başyazımızdan alıntılar yapılarak Diyanet Avrupa Dergisi'nin
amacı ile ilgili bilgiler verildi. Gelecek sayılarımızda dergimizin kapsamı
ve ilgi sahası genişledikçe daha geniş bir çevreden olumlu tepkiler almaya
devam edeceğimizi kuvvetle ümit ediyorum.
Gelecek sayılardan itibaren Avrupa'daki İslâmi gelişmeler ve gurbetçilerimizin
sorunları ile ilgili yeni konular gündemimizde yer alacaktır. Muhtemelen
bu konuda bir danışma toplantısı tertipleyerek, gelecekteki hizmetlerimizi
geliştirmeyi planlayacağız. Buna göre Diyanet Avrupa Dergimizin kapsamı,
yazı dili ve haberleri konusunda yeniliklere girişeceğiz. Gurbetçilerimiz
arasında herhangi bir ayırım yapmadan bütün cemaate hitap edeceğiz.
Diyanet Avrupa Dergisi'nin bir "Aile Dergisi" olarak basın hayatımızda
yer alması, onun gençler ve çocuklar konusuyla da yakından ilgilenmesini
gerektirmektedir. Özellikle gençlik ve gençler konusu; Avrupa toplumlarının
en çok üzerinde durması gereken konulardan biridir. Nitekim 1985 yılının
Dünya Gençlik Yılı olarak kutlanması esnasında da bu konu gündeme gelmiştir.
Gençliği tehdit eden; inançsızlığın, uyuşturucu düşkünlüğünün, alkol
bağımlılığının ve pozitivist-materyalist ideolojilerin tahribatının giderilmesi,
alınması gereken en önemli tedbirler arasındadır. Bunun temeli sağlıklı
bir Din Eğitimi'dir.
İslâm Dini'nin hatta bütün ilahî- semavî dinlerin başlangıçta bir çeşit;
"gençler hareketi ve dinamizmi" olarak ortaya çıktığı bir gerçektir. Kavminin
tanrı olarak taptığı putları kıran Hz. İbrahim (A.S) bir genç idi. Hz.
İsmail'in, Hz. Yusuf'un ve Hz. Davûd'un gençlik dönemlerinde üstün başarılar
gerçekleştirdiğini Kur'an-ı Kerim bizlere haber vermektedir. İslâm'ın ilk
tebliğ ve yayılış döneminde Hz. Ali, Cafer ibn Ebî Tâlib, Hz. Ömer, Mus'ab
ibn Umeyr, Fadl ibn Abbas, Ammar ibn Yâsir, Üsâme ibn Zeyd gençlik dinamizmini
iman ve aksiyon uğrunda seferber eden örnek genç şahsiyetler olarak
müslüman gençlere örnek olmuşlardır. İslâm- Türk Kültüründeki Fütüvvet
ve Ahilik geleneğinde de gençlerin eğitimi ve yetiştirilmesi temel konulardan
biridir. Anadolu Kültürümüzde; Seğmen, Dadaş, Uşak, Kızan, Yâren vb. terimlerle
ifade edilen deyimler, örnek ve mert gençlerin kişiliğini sembolize eden
kavramlardır.
Son yüzelli yıldan beri yaşanan kültürel değişmeler sonucu, millî-
dinî kimlik oluşturmasında yaşanan çelişkiler en büyük etkisini gençler
üzerinde göstermiştir. Batı Avrupa'da yaşayan müslüman gençler üzerinde
bu çeşit çelişkilerin daha belirgin ve daha ağırlıklı olarak görülmesi
de bir vâkıa olarak- tabii karşılanabilir.
Batı Avrupa'daki Türk nüfusu içinde çocuklarımızın ve gençlerimizin
oranı önemli bir sayıdadır. İkinci ve üçüncü nesli oluşturan bu kuşak (nesil)
en iyi şekilde yetiştirilmeli; dinî-millî ve kutsal değerlere bağlı yeni
bir "insan kaynağı" teşkili hedeflenmelidir.
Bu konuda bütün gurbetçilerimiz hassas olmalıdır. Batı ülkelerinde
görev yapmakta olan din görevlilerimiz çocuklarımıza ve gençlerimize gerekli
Din Eğitimi verilmesi konusunda hassastır. 1993 yılında bununla ilgili
yeni bir eğitim müfredat programı hazırlanmıştır. Elinizdeki derginiz;
çocuklar, kadınlar ve gençlik konularına yönelik yayınlar da yapacaktır.
İleri-geri, eski-yeni, modernlik-muhafazakârlık ikilemleri arasında
pek çok kavram kargaşası yaşanmıştır. Bu arada Din ve Mâneviyat sanki yaşlılara
veya eski nesle mensup olanlara mahsus bir düşünce ve davranış gibi gösterilmek
istenmiştir. İslâm Dininin gelenekçilikle ve tutuculukla aynılaştırılması
amaçlanmış, son yarım asırdan beri de bütün dünyada genç aydınlar arasında
kazandığı yeni ve etkin canlanması örtbas edilmek istenmiştir. Bütün bu
çabalar boşunadır ve Evrensel İslâm Dini'nin gelişmesini önleyememiştir.
Nitekim, çağımızın ünlü oryantalist bilginlerinden M.Watt; İslâm'ın
doguşu sırasında, her şeyden önce, bir "Genç İnsanlar Hareketi" olarak
doğduğunu, gerçeği arayış peşinde olanların izlediği bu yolun, toplumda
işe yaramaz kimselerin veya "beleşçilerin' hareketi olmadığını söylemektedir.
(Bkz. W.M.Watt, Hz. Muhammed Mekke'de çev: R. Ayas A. Yüksel, Ank, 1986.
sh. 92. 106)
Mehmet Nuri YILMAZ
Diyanet İşleri Başkanı