Başyazı

Gençliğimiz ve Sorunları

mnyilmaz.jpg (8859 bytes)Diyanet Avrupa Dergisi'nin ilk sayısı gerek gurbetçilerimiz ve gerekse kamuoyumuz nezdinde büyük bir ilgi ve yakınlıkla karşılandı. Bazı gazetelerimizde Diyanet Avrupa Dergisi'nin yayın hayatına başlamasıyla ilgili haberler yayınlandı. Bizim başyazımızdan alıntılar yapılarak Diyanet Avrupa Dergisi'nin amacı ile ilgili bilgiler verildi. Gelecek sayılarımızda dergimizin kapsamı ve ilgi sahası genişledikçe daha geniş bir çevreden olumlu tepkiler almaya devam edeceğimizi kuvvetle ümit ediyorum.
Gelecek sayılardan itibaren Avrupa'daki İslâmi gelişmeler ve gurbetçilerimizin sorunları ile ilgili yeni konular gündemimizde yer alacaktır. Muhtemelen bu konuda bir danışma toplantısı tertipleyerek, gelecekteki hizmetlerimizi geliştirmeyi planlayacağız. Buna göre Diyanet Avrupa Dergimizin kapsamı, yazı dili ve haberleri konusunda yeniliklere girişeceğiz. Gurbetçilerimiz arasında herhangi bir ayırım yapmadan bütün cemaate hitap edeceğiz.
Diyanet Avrupa Dergisi'nin bir "Aile Dergisi" olarak basın hayatımızda yer alması, onun gençler ve çocuklar konusuyla da yakından ilgilenmesini gerektirmektedir. Özellikle gençlik ve gençler konusu; Avrupa toplumlarının en çok üzerinde durması gereken konulardan biridir. Nitekim 1985 yılının Dünya Gençlik Yılı olarak kutlanması esnasında da bu konu gündeme gelmiştir.
Gençliği tehdit eden; inançsızlığın, uyuşturucu düşkünlüğünün, alkol bağımlılığının ve pozitivist-materyalist ideolojilerin tahribatının giderilmesi, alınması gereken en önemli tedbirler arasındadır. Bunun temeli sağlıklı bir  Din Eğitimi'dir.
İslâm Dini'nin hatta bütün ilahî- semavî dinlerin başlangıçta bir çeşit; "gençler hareketi ve dinamizmi" olarak ortaya çıktığı bir gerçektir. Kavminin tanrı olarak taptığı putları kıran Hz. İbrahim (A.S) bir genç idi. Hz. İsmail'in, Hz. Yusuf'un ve Hz. Davûd'un gençlik dönemlerinde üstün başarılar gerçekleştirdiğini Kur'an-ı Kerim bizlere haber vermektedir. İslâm'ın ilk tebliğ ve yayılış döneminde Hz. Ali, Cafer ibn Ebî Tâlib, Hz. Ömer, Mus'ab ibn Umeyr, Fadl ibn Abbas, Ammar ibn Yâsir, Üsâme ibn Zeyd gençlik dinamizmini iman  ve aksiyon uğrunda seferber eden örnek genç şahsiyetler olarak müslüman gençlere örnek olmuşlardır. İslâm- Türk Kültüründeki Fütüvvet ve Ahilik geleneğinde de gençlerin eğitimi ve yetiştirilmesi temel konulardan biridir. Anadolu Kültürümüzde; Seğmen, Dadaş, Uşak, Kızan, Yâren vb. terimlerle ifade edilen deyimler, örnek ve mert gençlerin kişiliğini sembolize eden kavramlardır.
Son yüzelli yıldan beri yaşanan kültürel değişmeler sonucu, millî- dinî kimlik oluşturmasında yaşanan çelişkiler en büyük etkisini gençler üzerinde göstermiştir. Batı Avrupa'da yaşayan müslüman gençler üzerinde bu çeşit çelişkilerin daha belirgin ve daha ağırlıklı olarak görülmesi  de bir vâkıa olarak- tabii karşılanabilir.
Batı Avrupa'daki Türk nüfusu içinde çocuklarımızın ve gençlerimizin oranı önemli bir sayıdadır. İkinci ve üçüncü nesli oluşturan bu kuşak (nesil) en iyi şekilde yetiştirilmeli; dinî-millî ve kutsal değerlere bağlı yeni bir "insan kaynağı" teşkili hedeflenmelidir.
Bu konuda bütün gurbetçilerimiz hassas olmalıdır. Batı ülkelerinde görev yapmakta olan din görevlilerimiz çocuklarımıza ve gençlerimize gerekli Din Eğitimi verilmesi konusunda hassastır. 1993 yılında bununla ilgili yeni bir eğitim müfredat programı hazırlanmıştır. Elinizdeki derginiz; çocuklar, kadınlar ve gençlik konularına yönelik yayınlar da yapacaktır.
İleri-geri, eski-yeni, modernlik-muhafazakârlık ikilemleri arasında pek çok kavram kargaşası yaşanmıştır. Bu arada Din ve Mâneviyat sanki yaşlılara veya eski nesle mensup olanlara mahsus bir düşünce ve davranış gibi gösterilmek istenmiştir. İslâm Dininin  gelenekçilikle ve tutuculukla aynılaştırılması amaçlanmış, son yarım asırdan beri de bütün dünyada genç aydınlar arasında kazandığı yeni ve etkin canlanması örtbas edilmek istenmiştir. Bütün bu çabalar boşunadır ve Evrensel İslâm Dini'nin gelişmesini önleyememiştir.
Nitekim, çağımızın ünlü oryantalist bilginlerinden M.Watt; İslâm'ın doguşu sırasında,  her şeyden önce, bir "Genç İnsanlar Hareketi" olarak doğduğunu, gerçeği arayış peşinde olanların izlediği bu yolun, toplumda işe yaramaz kimselerin veya "beleşçilerin' hareketi olmadığını söylemektedir. (Bkz. W.M.Watt, Hz. Muhammed Mekke'de çev: R. Ayas A. Yüksel, Ank, 1986. sh. 92. 106)
 

Mehmet Nuri YILMAZ
Diyanet İşleri Başkanı