Kur'an'da YENİDEN DİRİLİŞ
Seyyfettin YAZICI
Ölüm Gerçeği
İnsanoğlunun çare bulamayacağı şeylerden
birisi de ölümdür. Her canlının ölümü tatması Yüce Yaratıcı tarafından
takdir edilmiştir. İster istemez canlılar, Allah'ın takdirine boyun eğecektir.
İlahi iradeye karşı koymak, ölümden kaçıp kurtulmak mümkün değildir.
Bu
gerçek Kur'an-ı Kerim'de şöyle ifade ediliyor:
"Her can ölümü tadacaktır, sonunda bize
döneceksiniz." (Ankebut, 57)
"Nerde olursanız olun sağlam kaleler içinde
olsanız bile ölüm size yetişecektir." (Nisa, 78)
Ölüm Sonsuz Hayata Geçiştir Ancak hayat,
gayesiz ve anlamsız olmadığı gibi ölüm de bir yok oluş değildir. Dünya
ya gelişimizin yüksek bir gayesi vardır. Ölüm ise dünyada yapılanların
karşılığının verileceği sonsuz hayata bir geçiştir. Ölüm geçici olan dünya
hayatı ile sonsuz ahiret hayatı arasında bir köprüdür, her canlı bu köprüden
geçecektir.
Yüce Allah şöyle buyuruyor; "(Ey Muhammed!)
De ki: doğrusu kendisinden kaçtığınız ölüm, mutlaka karşınıza çıkacaktır.
Sonra görüleni de, görünmeyeni de bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O, size
işlediklerinizi haber verecektir." (Cuma, 8)
Görülüyor ki ölüm nasıl kaçınılmaz
bir gerçek ise ölümden sonra dirilip Allah'ın huzuruna çıkmak da öyle gerçektir.
Öldükten sonra dirilmeye inanmak, kalp-
lere Allah korkusu ve sorumluluk dugusu yerleştirir. Bu inanca sahip olan
insan, dünyada yaptıklarının bir gün kendisinden sorulacağını bilir. Bu
ise, kişiyi iyiliğe yöneltir, kötülüklerden sakınmasını sağlar.
Dünyaya gelişimizin ve öldükten sonra
yeniden dirilişimizin taşıdığı yüksek gaye ise şöyle beyan ediliyor. "Mutlak
hükümranlık elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü
yeter.
O ki, hanginizin daha iyi iş yapacağını
imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratmıştır.
O mutlak galiptir, çok bağışlayandır."
(Mülk, 1, 2)
Demek ki dünyaya gelişimizin asıl hikmeti,
imtihandır. Âkıbetimiz de bu imtihan dünyasındaki başarı durumuna
göre belirlenecektir.
Yeniden Diriliş
İnsanı yoktan var eden Yüce Allah, onu
öldükten sonra tekrar diriltecektir. Bu diriliş ile ikinci ve sonsuz hayat
başlayacaktır.
Öldükten sonra dirilmeye iman etmeyenler
veya bunu aklına sığdıramayanların, insanın ilk defa nasıl yaratıldığını
düşünmeleri gerekir.
Bir binayı ilk defa yapan bir usta, bina
yıkıldıktan sonra onu tekrar inşa edemez mi?
Bir cihazı ilk defa icat eden bir mucit,
onu tekrar yapamaz mı?
Elbetteki yapar. Hatta bize göre bir şeyi
ikinci defa yapmak ilk defa yapmaktan daha kolaydır.
Allah'ın sonsuz kudretine göre ister ilk
defa yaratmak, ister öldükten sonra tekrar
diriltmek olsun hiçbir şey zor değildir.
Kur'an-ı Kerim öldükten sonra tekrar dirilmeye inanmayanlara akli deliller
getirmiş,onları düşünmeye dâvet etmiştir.
Öldükten sonra dirilmeyi inkar eden ve
Peygamberimize en çok düşmanlık yapanlardan biri olan Ubey bin Halef, çürümüş
bir kemiği alıp peygamberimizin huzuruna geldi ve kemiği eliyle ufaladıktan
sonra peygamberimize:
-Allah'ın bu çürümüş kemikleri tekrar
dirilteceğini mi söylüyorsun, dedi.
Peygamberimiz:
-Evet o seni diriltecek ve cehenneme sokacak,
diye cevap vedi.
Bu olay üzerine Yasin süresinin şu ayetleri
nazil oldu:
"İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı
düşünmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur
da:
"Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek
bize misal vermeye kalkar?
Ey Muhammed de ki: Onları ilk defa yaratan,
diriltecektir. O, her türlü yaratmayı bilendir." (Yasin 78, 79)
Sadece diriltmek değil, O vücudun bütün
inceliklerini de tekrar yaratmaya kadirdir.
Bu konuda da Yüce Allah yemin ederek şöyle
buyuruyor;
"Kıyamet gününe yemin ederim, kendini
kınayan(pişmanlık duyan) nefse yemin ederim, (dirilip hesaba çekileceksiniz).
İnsan kendisinin kemiklerini, bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor?
Evet, bizim onun parmak uçlarını bile
aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter" (el-Kıyame, 1-4)
Bilindiği gibi parmak uçları birer sanat
hârikasıdır, her insanın parmak uçlarındaki çizgiler farklıdır. İşte Cenab-ı
Hak insanı yeniden diriltirken taşıdığı bütün incelikleri ve özellikleri
ile onu diriltmeye kadir oluduğunu bildirmektedir.
Kâinat denilen bu muazzam eseri yaratan
ve mükemmel bir sanat eseri olarak niteleyebileceğimiz insanı yoktan var
eden Yüce Allah'ın ilmi sınırsız, gücü ve kudreti sonsuzdur.
Onun gücünü anlamak için yarattığı muhteşem
esere bakmak yeterlidir.
Sınırlı bir güce sahip olan insanın kendisinin
yapamadığı bir şeyi sonsuz kudret sahibi Allah'ın da yapamayacağını iddia
etmesi kadar gülünç bir iddia olamaz.
Karıncalar, gemi, uçak veya otomobil yapamaz,
zira onlara böyle bir güç ve yetenek verilmemiştir. Karıncaların yapamadağını
insanoğlu da yapamaz diyebilir miyiz?
Elbette ki diyemeyiz, insanların yaptığı
gemi, uçak ve otomobiller ortada iken böyle bir iddiada bulunmak çok gülünç
olmaz mı?
İnsan ilk defa icat ettiği bir şeyi tekrar
yapabildiğine göre, insanı yoktan var eden Allah'ın onu öldükten sonra
yeniden diriltmesi kadar tabii ve makul ne olabilir?
Bunu kabul etmemek akıl ile bağdaşır mı?
Bu konudaki şüphe ve tereddütler hep Allah'ın
sonsuz kudretini kavrayamamaktan, akıl ve muhakemeyi çalıştırmamaktan kaynaklanmaktadır.
Yüce Allah, akıl ve vicdan sahiplerini
bir soru ile uyarıyor ve sonsuz kudretini şöyle ifade buyuruyor;
"Gökleri ve yeri yaratan kendilerinin
benzerini yaratmaya kadir değil midir? Evet! Elbette kadirdir. O her şeyi
hakkıyla bilen yaratıcıdır.
Bir şeyi yaratmak istediği zaman O'nun
buyruğu sadace o şeye "ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir." (Yasin
81, 82)
Ölümden sonra diriltmenin çok kolay olduğu
da şöyle bildiriliyor.
"Önce yaratan, ölümünden sonra tekrar
dirilten O'dur. Bu O'nun için pek kolaydır." (Rum 27)
Azıcık Düşünmek Bile Yeter Öldükten sonra
tekrar dirilmeyi inkar edenlere Allah Teala, insanın yaratılışının nasıl
bir seyir takip ettiğini ayrıntılı olarak ve gayet veciz bir şekilde şöyle
ifade buyuruyor:
"Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten
şüphede iseniz, şunu bilinki; biz sizi topraktan, sonra nutfeden,
sonra alakadan, sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı
et parçasından yarattık ki, sizi kudretimizi gösterelim ve dilediğimizi
belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek
olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi
büyütürüz) içinizden kimi vefat eder,
yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür, ta ki
bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez olur. Sen yeryüzünü de kupkuru
ve ölü bir halde görürsün, fakat biz üzerine yağmur indirdiğimizde
o kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten iç açıcı bitkiler verir.
Bunlar yalnız Allah'ın gerçek olduğunu,
ölüleri dirittiğini, gücünün herşeye yettiğini, şüphe götürmeyen kıyamet
vaktinin geleceğini Allah'ın kabirlerde olanı dirilteceğini gösterir."
(Hac, 5-7)
Bu ayetler, azıcık düşünen bir kimse için
başka bir delil aramaya gerek duymayacak derecede gayet açık. Yüce Allah,
burada insanı ilk önce nasıl yarattığına dikkatimizi çektikten sonra ölü
toprakları su ile nasıl dirilttiğini, kupkuru toprakları nasıl canlandırıp
yeşerttiğini, öldükten sonra diriltme olayına tabiattan misal vererek gözler
önüne seriyor.
Ölü hale gelen kupkuru toprakların nasıl
canlandığını nasıl yeşerdiğini görüyoruz. Bu durum her sene gözlerimizin
önünde tekrarlanıp duruyor. Buna bakmak bile ölülerin tekrar dirilmesi
hakkında bize yeterli bir fikir verir.
Bu konudaki şüpheleri gidermek için insanın
ilk defa nasıl yaratıldığını bir kere daha hatırlaması istenerek şöyle
buyuruluyor;
"İnsan: ben öldüğümde mi diriltileceğim
? der.
Bir insan kendisi önceden bir şey değilken
onu yaratmış olduğumuzu hatırlamaz mı?." (Meryem: 66, 67)
Tabiatta ölü topraklara hayat verdiği
gibi ölüleri de böyle dirilteceğini bildiren diğer bir ayetin anlamı;
"Rüzgârları gönderip de bulutu harekete
geçiren Allah'tır. Biz onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümden sonra
toprağa hayat veririz. Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktır."
(Fâtır; 9)
İnkârcıların Acı Sonu Bütün uyarılara
ve gözler önüne serilen diriliş delillerine rağmen inanmamakta ısrar edenler,
sonunda haber verilen diriliş ile karşılaştıkları zaman gerçekleri anlayacaklar,
ne var ki iş işten geçmiş olacaktır.
İşte dirilişi inkâr edenlerin sonu!
"Onlar, hayat ancak bu dünyadakinden ibarettir,
biz dirilecek değiliz demişlerdi."
Onları Rablerinin huzuruna çıkarıldıkları
zaman bir görsen ! Allah" Bu (yeniden dirilme) gerçek değil mi? Der.
Onlar; Evet Rabbimiz hakkı için gerçektir,
" derler, Allah da" "Öyleyse inkar etmenizden ötürü azabı tadın", diyecek
(En'am: 29, 30)
İlahi mesaja kulak vermeyen, kâinata
ibret nazarı ile bakmayan ve bu muhteşem eseri yaratan Allah'ın sonsuz
kudretini görmezlikten gelen basireti kapalı inançsızların hazin sonu budur.
Son pişmanlığın fayda vermeyeceği bir günde gerçekleri gördükten sonra
uyanmak ne acıdır.