Kapak Gündem
 

Gençlerimiz

Hazırlayan
Ahmet ARSLAN



Gençlik bir milletin geleceğidir. Gençlerine önem verip, iyi yetişmelerini sağlayan milletler, geleceğe daha güvenle bakarlar.
Gençleri geleceğe hazırlamak ulusal bir görevdir. Gençlerimizi yarınlara hazırlarken dikkat etmemiz gereken en büyük husus, onların şahsiyetli birer insan olarak yetişmelerini sağlamaktır.
Düşündüklerini açıkça ifade edebilen, başkalarının fikirlerine saygı gösteren, kırıp dökmeden, üzmeden problemlerine uygar bir şekilde çözüm arayan genç şahsiyetini kazanmış bir gençtir. Bu genç başta ailesi olmak üzere, çevresine, milletine ve bütün
insanlığa faydalı bir gençtir.
Kendi millî ve manevî değerlerimiz ile modern dünyanın dayattığı değerler arasında kalan gençlik bugün, bir belirsizlikle karşı karşıyadır. Halbuki bütün insanlık huzur ve güven dolu bir hayata erişmenin özlemi içindedir. Bu da sağlam bir aile yapısına ve yarınlarımızı emanet edeceğimiz gençlerimizi iyi yetiştirmemize bağlıdır.
Milletin varlığının temeli olan ailenin sağlam yapıda olması, Millî kültür değerlerinin korunmasına bağlıdır. İnsanın temel ihtiyaçları (beslenmek, korunmak, barınmak, evlenmek, sevmek v.s.) meşru ve tabii yollardan karşılanırsa, ruh ve beden sağlığı korunur.
Aksi halde ruh ve beden sağlığı bozulur ve insan bunalıma girer, bu da insanı ölüme kadar götürür. Aile içerisinde böyle bir insanın var olması, aileyi temelinden sarsar. Bu kimse, eğer anne veya baba ise, ailenin yıkılmasına sebep olur.
Yabancı kültürün tesirinde kalan ülkelerin gençleri, millî kültürden kopmakta, ailelerine ve milletine yabancılaşmaktadırlar.
Yabancı yayınlar, bir yandan kendi kültürlerini aşılamak suretiyle millî kültürü tahrip ederken, öte yandan da alkol, uyuşturucu ve sigara bağımlılığını, fuhuş, kumar ve eşcinselliği aşılayarak ahlakî değerleri yıkmaktadır. Alkol ve uyuşturucu kıskacında bulunan
ülkemiz dünya sıralamasında, israfta ve rüşvette birinci, kumarda ikinci, alkolizmde üçüncü, sigara tüketiminde de dördüncü durumdadır.
Bir ülkede uyuşturucu kullanan sayısı arttıkça, o ülkenin huzuru da bozulmaktadır. Toplum huzurunun ve genel ahlâkın bozulması da, uyuşturucu kültürünün yaygınlaşmasına neden olmaktadır.
Dinimiz dünya ve ahiret mutluluğunu engelleyen, ferdî, ailevî ve toplumsal huzursuzluklara yol açan başta alkol, uyuşturucu ve kumar olmak üzere, her türlü zararlı alışkanlıkları yasaklamıştır. Geleceğimize güvenle bakabilmemiz için, insan sağlığını tehdit
eden bu maddelerden toplumu, özellikle gençlerimizi korumamız gerekmektedir.
Uyuşturucu, alkol, sigara ve diğer zararlı alışkanlıklardan kurtulmak için başta kişinin kendisi olmak üzere, aileye, kamu ve özel kuruluşlara, devlete ve özellikle en güçlü ve yaygın eğitim kurumu olan medyaya büyük görevler düşmektedir.

Gençlik ve  Sorunları

Gençlik dönemi, insan hayatının en önemli dönemidir. Bu dönem insan hayatının gelecekte alacağı durumu büyük ölçüde etkileyen ve biçimlendiren kararların alındığı, insan kişiliğinin büyük ölçüde tamamlandığı bir dönemdir.
İnsan geçimini sağlayacağı mesleğini, hayatını paylaşacağı eşini bu dönemde seçer. Önemli ölçüde değer yargılarına, dünya görüşüne, zihniyet yapısına bu dönemde kavuşur. Onun içindir ki gençlik dönemi insanın sosyal kişiliğine kavuştuğu olgunlaştığı, kişiliğini bulduğu, kimlik sahibi olduğu bir çağdır.
Gençlik, çocukluk ile yetişkinlik arasında bir geçiş dönemidir. Bu dönemin kendine has bazı problemleri vardır. Bu problemlerin gündeme gelmesi, gencin gelişimini, kişiliğini ve kimliğini kazanabilmesi açısından kaçınılmazdır. Ancak bu problemlerin yoğunluğu, çözüme ulaşmaksızın sürüp gitmesi, gencin bu problemler karşısında yaşadığı çaresizlik, umutsuzluk gibi durumlar, bu
dönemin sağlıksız yaşanmasına sebep olmaktadır. Genç kuşağı, sağlıksız olan toplumların yetişkin olan kuşağı, hatta geleceği de sağlıksız olacaktır. Bu yaş grubundaki gençlerin problemlerine çare bulmak, her şeyden önce bu döneme özgü problemlerin bilinmesinden geçmektedir.
Bu dönemle ilgili problemleri şu ana başlıklar altında toplamak mümkündür.
Gençlerin Toplum Hayatıyla İlgili Problemleri:
1- Gencin yakın çevresiyle ilgili problemler:
- Aile içindeki iletişim eksikliğinden kaynaklanan problemler.
- Aile içindeki karşılıklı güven ve güvensizlik gibi problemler.
- Ailenin gencin yetişmesindeki olumsuz tutumları (aşırı koruyucu ya da tutarsız yaklaşımları gibi).
- Ebeveynin gençlik dönemi ve bu döneminin problemleri ile ilgili bilgi eksikliği, bu döneme bakış açısı ve yaklaşım biçimlerinden doğan problemler.
- Nesiller arası farklılıklardan doğan problemler ( değişen toplumsal ve kişisel değer yargıları, uyulması gereken kurallar ile ilgili çatışmalar vb.).
-Ailenin gençle ilgili eğitim, arkadaş ve yakın çevre ilişkileri, boş zamanlarını değerlendirme, davranış biçimleri, eş seçimi, okul ve meslek seçimi gibi konulardaki yaklaşımlardan doğan çatışmalar.
-Ailenin diğer fertleri arasındaki çatışmalarla ilgili problemler.
- Parçalanmış aileler ile ilgili problemler.
- Ailenin ekonomik, sosyal ve sağlık şartları ile ilgili problemler.
2- Gençlerin Eğitimi ve Meslek Hayatı İle  İlgili Problemler:
- Gencin okul seçimi ile ilgili kararsızlıkları, beklentileri, hatalı seçim ve yönlendirmeler, sınav sonuçlarına göre yapılan zoraki yerleştirmelerin getirdiği problemler.
- İmtihanlardaki başarısızlıklar, hayal kırıklıkları ve bunların getirdiği aile içi ve çevre problemleri.
- Eğitim içi problemler (öğretmen-öğrenci ilişkileri, eğitim düzeyleri arasındaki farklılıklar vb.).
- Eğitim düzeyini etkileyen ekonomik ve toplumsal şartlar (burs, yurt, beslenme, kitap temini).
- Eğitim sürecinde gençlere yönelik sosyal faaliyetlerin yetersizliği.
- İş bulma zorlukları, meslekle ilgili zoraki seçimler.
3- Gençlerin Sosyal Çevresi İle İlgili
Problemler:
a- Toplumsal hayat ve kalkınmaya katılım eksikliğinden doğan problemler:
- Gencin gelecekte üstleneceği aile ve toplum hayatıyla ilgili sorumluluklar almaya hazırlayıcı faaliyetlerin yetersizliği.
- Zoraki eğitim ve zoraki meslek seçimi sebebiyle, arzu edilmeyen bir alanda gencin kendini geliştirmesi ve bunun sonucunda yetenek ve becerilerini en üst düzeyde kullanamaması, ülke kalkınmasına katılımının engellenmesi.
- İstihdam politikasında darboğazların gencin geleceğe dönük amaç ve beklentilerini etkilemesi ve bunun sonucunda verimliliğin düşmesiyle gençte hayal kırıklığına yol açması.
b- Toplumun gence, gencin topluma bakış açısından kaynaklanan (güvensizlik) problemler.
4- Gencin Ruhsal Hayatı İle
 İlgili Problemler:
- Gençteki zihinsel, bedensel ve ruhsal gelişim kusurları ve hastalıklardan doğan problemler.
- Gencin arkadaş grupları, okul ve meslek gruplarıyla ilişkilerinden doğan problemler.
- Gencin cinsel konularda edindiği bilgilerin eksikliği ya da yanlışlığından ve karşı cinsle olan ilişkilerinden doğan problemler.
- Baskı ve zorlamalardan doğan problemler (Ana- baba tutumları, ekonomik baskılar, okul, iş hayatı, meslek hayatı ile ilgili bazı zorlamalar vb.).
- Ergenlik döneminin kendine özgü niteliklerinden doğan problemler. (iç çatışmalar, ekonomi sorunları, olumsuz duygusal tepkiler, bedensel değişim vb.)
- Gençlerde zararlı alışkanlıklar problemi (Alkol, uyuşturucu, sigara, kumar vb.).
5- Gencin Bedensel, Zihinsel ve Ruhsal Gelişmesinde Beslenme İle İlgili Problemler:
-Yetersiz, dengesiz ve düzensiz beslenmeden doğan sağlık problemleri.
- Beslenme konusunda bilgi eksikliği ve ekonomik güçlükler.
- Çocukluk döneminde başlayan beslenme ile ilgili hatalı alışkanlıklar.
- Özenti ve hatalı yönlendirmeler.
- İşyeri ve eğitim kurumlarının gencin beslenmesindeki yetersiz, düzensiz ve bilgisiz tutumları.
Günümüzde aile yapısı bütün ülkelerde olduğu gibi, bizim ülkemizde de nüfus artışı, ekonomik modellerin değişmesi, büyük şehirleşme alanlarının ortaya çıkışı ile önemli şekilde değişikliklere uğramıştır. Birlikte yaşayan aile tipleri terkedilmiş, yerine "Modern aile" ana-baba ve çocukların teşkil ettiği çekirdek aile tipi meydana gelmiştir.
Bu yeni aile düzeninde toplum kültürü de değişikliğe uğramıştır. Parçalanmış aile bireyleri gittikleri yeni yerleşim yerlerinde yeni kültürlerle karşılaşmışlar, kendi kültürlerinden taviz vermeye başlamışlar ve geleneksel değer yargılarından uzaklaşarak oranın kültürünü kabullenmişlerdir. Bu kültür değişikliğinin özellikle gençler ve çocuklar tarafından benimsenmesi, anne-baba ile
çocukları arasında bir uçurum meydana getirmiştir.
Bugünün gençlerinin kiminle arkadaşlık yaptığı bilinmemektedir. Bazen gençlerin kendilerini felâkete götürecek kadar olumsuz kimselerle arkadaşlıklar kurdukları görülmektedir.
Gençler ve yetişkinler ile yaşlılar, her birisi ayrı âdetleri, gelenekleri, zevkleri, beslenme tarzları ve inançları olan kitleler haline dönüşmüştür. Gençler içki, esrar, sigara ve benzeri maddeleri kullanmaktan haz duymaya başlamışlar, millî folklor, millî müzik ve millî eğlenceler, yerlerini çeşitli ülkelerin eğlence ve modellerine bırakmıştır.
Gerek dinî otoritenin, gerek aile içi otoritenin zayıflaması, gençlerde saldırganlık meydana getirmiştir. Otorite kaybının gençler üzerindeki ilk belirtisi, karşı çıkıcılık ve saldırganlık olarak kendini göstermektedir. Günümüzde görülen kişisel ve kitle saldırganlığı, grup eylemleri, asosyal davranışlar, homoseksualite gibi davranış bozukluklarının hepsi otorite kaybından
kaynaklanmaktadır.
Ülkemizin nüfusu diğer ülkelere oranla genç nüfustan oluşmaktadır. Ancak gençlerin özel olarak korunmaya ve yetiştirilmeğe muhtaç oldukları gerçeği, çalışma ve toplum hayatındaki güncelliğini korumaktadır. Çalışan gençlerin çalışma hayatı içerisinde karşı karşıya kaldıkları bazı temel problemler, bu kişilerin çalıştıkları yerlerin de problemleridir. Problemlerin çözümünü aramak,
toplumumuzun temel iktisadî ve sosyal problemlerini ele almakla eşdeğer tutulmalıdır.
Tüm devletlerin hayatında gençlik, her zaman önemli bir güç olmuştur. Bugünün dünyasında ülke kalkınmasının itici gücü ve potansiyeli de gençlerdir.
Atatürk, gençlerin toplum içindeki önemine her fırsatta temas etmiş, geleceğin teminatının Türk gençliğinde olduğunu vurgulamıştır.
Bir toplumun gelecekteki huzur ve saadeti, gençlerin iyi yetiştirilmesine bağlıdır. Gençlerin iyi yetiştirilmesi için de başta aile olmak üzere, topluma, onu teşkil eden bütün kesimlere ve devlete büyük görevler düşmektedir.
Gençler, içinde yaşadıkları toplumun durumunu gösteren bir ayna gibidir. Onlarda görülen bir takım olumsuz davranışlar, toplumun durumunu ve onda mevcut olan rahatsızlıkları da aksettirmektedir.

Kaynaklar:
- Gençliğin Sağlığı ve Zararlı Alışkanlıklardan Korunması, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı I. Gençlik Şurası Ön Çalışma
Raporu.
- Gençliğin Ruhî ve Manevî Problemleri Tartışmalı İlmî Top. Dizisi, İslâmi İlimler, Araştırma Vakfı Yayınları.
- ToplumunTemelini Sarsan Belli Başlı Problemler, Lütfi Doğan, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
 
 

Sayfa Başı



 
 
 


Kişilikli Gençliğe Doğru
 

Yaşar YILMAZ
TDK Türk Dili Uzmanı
 

İnancından, kültüründen  ve ailesinden kopuk halde yaşayan bir gençlikle karşı karşıyayız. Toplumumuzun büyük bir bölümünü oluşturan bu grubu bu hâle getirenler kimler? Hangi anlayış onları bu duruma soktu? Bütün bunların sebeplerini araştıracak ve çözüm yolları üzerinde duracağız. 21. yüzyıla kement atan gençliğin temel özelliği "sınırsız özgürlük"tür. Bu sınırsız özgürlüğün temelinde inançtan yoksunluk ve aklına her geleni yapmak gibi sakat bir anlayış yatar. Söz konusu anlayışın geçmişi dünya tarihinde eskilere dayanır. Aydınlanma felsefesi, pozitivist zihniyeti beraberinde getirmiştir. Pozitivist zihniyetin özünü ise akıl, mantık ve madde oluşturur. Bu zihniyetin
yüzyılımızda ulaştığı konum çok tehlikelidir. Her hâlukârda tüketim baştacı edilmiştir. Bir de televizyon, gazete ve radyo hayat çok feci bir hâle gelmiştir. Kamuoyu bu hızlı akışta şizofren çığlığını, şiir; feryad ü fiğanı, müzik ; titreyip tepinmeyi, dans; duygu ve düşünceleri pervasızca dile getirmeyi, sanat olarak değerlendirir olmuştur. Bu anlayışta gençliğin özgürlük anlayışı çokca
şişirilmiş ve saptırılmıştır. Gençlik için özgürlük denince, insanî özellikleri unutmak ve başka varlıklara ait hâlleri olmak şeklinde algılanmaktadır.
Eğitim ve öğretimdeki aksaklık ve eksiklikler; bu ikisinin birbirine karıştırılması, gençliğimizin içinde bulunduğu olumsuzlukların bir sebebini teşkil eder.
Söz konusu eğitim ve öğretimde inançtan yoksunluk, bir çok problemin sebebini oluşturmaktadır. Akıl ve mantığın herşeyi çözebileceği anlayışı, artık bir hastalık halini almış ve toplumumuzun bu büyük grubunu çoğu kez yarı yolda bırakmıştır. Birçok kavramda olduğu gibi bireyselleşme de gençlik tarafından  yanlış anlaşılmış ya da yanlış algılanmıştır. Bu durumda birlikte
davranma, birlikte iş yapma ve kollektif şuur tamamen yıpratılmıştır. Paylaşma diye ulvî bir davranıştan söz etmek imkânsızdır.
Toplum için tehlike arz eden her genç, bir ben gözlüğü takmış, böylece hiç kimseyi görmez ve tanımaz hale gelmiştir. Şu halde ailenin, toplumsal normların, kültürün hiç bir önemi yoktur. Bu atmosfer içinde olan gençlik, başı boş yılkı atları gibidirler. Bunda ailenin de önemli bir payı vardır. Çocuklardan esirgedikleri ilgi ve şevkat dolayısıyla aileden ve toplumdan kopuk genç grupları
ortaya çıkarmıştır.
Uyuşturucu, içki ve yozlaşmış eğlence biçimleri, bir bataklığın kokusu mahiyetindedir. Bu kokudan rahatsız olmamak ve onu yok etmemek gibi bir harakiri içine girmek, affedilir bir durum değildir. Devlet, medya, aile, okul ve fert olarak bunun bilincinde olmak, aynı zamanda gençliğin refahının bir tablosunu beraberinde getirecektir.
Kanaatsizlik, sorumsuzluk ve hedefsizlik bize ait bir gençliğin boynuna astığı, ne acıdır ki onunla övündüğü bir madalyadır.
Eğitimimizdeki erozyon, aile anlayışımızdaki kaymalar ve yaşama reva görülen anlamsızlık, genelimizin bu istemediğimiz maceralara sürüklenmelerindeki ayrı bir sebep. Bu durum sadece gençlik için söz konusu değildir. Toplumumuzda bu gibi olumsuzluklar atbaşı gitmektedir. Bu kötü model, seçiciliği ve tahlil gücü az olan gençlik için yıkım olmaktadır. Böyle olunca da her genç, her istediğini yapma gibi savruk bir hayat içerisine itilmektedir. Nihayetinde gençlik, bu savruk hayatın kölesi. Bir anlamda "mankurtu" olmaktadır. Denilebilir ki gençlik sinekkapan otuna yakalanmış bir böcek gibidir, çırpınmak beyhudedir.
Meselenin çözülebilmesi toplum bazında köklü değişiklikleri gerektirir. İnançla barışık bir eğitim, bu tür problemlerin çözümünde önemli ilk hamledir. İkinci hamle ise eğitimde fırsat eşitliğidir. Toplumumuzun her kesimini kucaklayıcı ve onlara eğitim alanlarında imkân tanıyıcı bir anlayış, ayrı bir önem arz etmektedir. Diğer yandan okul, aile ve toplum işbirliği  21. yüzyıla girerken acilen yerine getirilmesi gereken bir durum. Bu yapıldığı zaman gençlik, savruk bir hayattan el çekme yoluna gidecektir.
Okulunu, ailesini ve toplumunun çıkarlarına anlam verecek, daha sonra da yaşamı boyuncu kendine "bir misyon tayin edecektir.
Elbetteki bu tercihin özünü insanca yaşamak" süsleyecektir.
Bugün gençliğimizin düşmüş olduğu uyuşturucu bataklığı, toplumumuz için bir kangrendir. Duyarlılığı kaybolmuş, benliği parçalanmış, kişiliksiz, melez ve ikiyüzlü bir gençliğin yerine idame edilmesi gereken gençlik, ülkemizin tümünün temel sorunudur.
Geleceğin lokomatifleri olarak nitelendirilen bu grubun, bu halde gelecek vadetmesi düşünülemez. Asıl kendimizi seyredemediğimiz sırları kaybolmuş bu aynanın güzel- likleri yansıtmak üzere sırlandırılmasında geç kalınmamalıdır. Aslında ülkemizde, bu özlenen gençliğin numuneleri vardır. Önemli olan bunların sayısını kaybetmeden çoğaltmaktır. İnancını, kültürünü, geçmişini, ailesini, vatanını, büyüğünü ve küçüğünü tanıyan ve sevip sayan bir gençliğe ne kadar ihtiyacımız var. Bu, biraz da bizim elimizde şekillenecek bir tablo. Bu tabloyu seyretmeyi, seyrettirmeyi düşünen ve bu uğurda koşanlara şimdiden merhaba!
 
 

Sayfa Başı