|
Kur’an-ı
Kerim’i ilk öğrenen, ezberleyen, öğreten Hz.
Peygamber’dir. Kur’an’ın tamamını ezberleyene
(ezberleyen/koruyan anlamında) hafız denilmektedir.
Müslümanlar, Kur’an’ın öğrenilmesi, öğretilmesi,
ezberlenmesi ve anlaşılmasına büyük önem vermiş, bu
sebeple de hafızlık, İslam’ın ilk yıllarından
itibaren kesintiye uğramadan günümüze kadar devam
etmiştir.
Mekke’de Daru’l-Erkâm, Medine’de ise Mescid-i
Nebi’nin yanında Suffe, sahabeden pek çok Kur’an
hafızının yetiştiği yerlerdir. Nazil olan her ayet
Hz. Peygamber’in yanısıra birçok sahabe tarafından
ezberlenmiştir. Ayrıca o dönemde yazı yazma
imkânlarının sınırlı olması, Hz. Peygamber ve
ashabını Kur’an’ı ezberlemeye sevk etmiştir.
Hafızlık, Hz. Peygamber’den sonra Hulefa-i Raşidin,
Emevi ve Abbasi dönemlerinde de devam etmiş, hatta
bu dönemlerde Kur’an okumayı öğrenme ve ezberleme
çabaları, önceki dönemlere nazaran daha da
artmıştır.
Hafızlık eğitiminin daha sonraki dönemlerde
sistemleştirildiğini, örneğin; Selçuklular döneminde
Daru’l-Huffaz ve Daru’l-Kurralar kurulmasıyla
kurumsal hâle getirildiğini söylemek mümkündür.
Osmanlı döneminde “Sıbyan Mektebi”ni yani temel
eğitimi tamamlayan bir öğrenci, önce alt seviyedeki
bir Darü’l-Huffaza gider, orada hafızlığını
tamamlar, sonra kıraat vecihlerini ve okuyuş
usullerini öğrenmek amacıyla Daru’l-Kurraya devam
ederdi. Bu kurumların başındaki hocalara Reisü’l-Huffaz
ve Reisü’l-Kurra denirdi. (Baltacı, Cahit, “Türk
Eğitim Sistemi içinde Kur’an Kursları”, Kur’an
Kurslarında Eğitim, Öğretim ve Verimlilik
Sempozyumu, Ensar Neşriyat, İstanbul 2000) Hafızlığa
başlamak için belirli bir yaş sınırı konulmamış
olmakla birlikte, Sıbyan Mektebinden sonra 9-10
yaşlarında hıfza başlandığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği kadarıyla Osmanlıda ilk Daru’l-Kurra
Bursa’da Yıldırım Bayezid tarafından Ulu Cami
bünyesinde yaptırılmıştır. (Öcal, Mustafa,
“Türkiye’de Kur’an Eğitim ve Öğretiminde Görülen
Gelişmeler ve Bir İcazetname Örneği”, UÜİF Dergisi,
Sayı: 2, XIII, Bursa 2004. s. 85)
Cumhuriyet Döneminde Hafızlık
Cumhuriyetin ilanı ile -o günkü ismiyle Diyanet
İşleri Reisliği’nin kurulmasından sonra- ilk Diyanet
İşleri Reisi olan Rıfat Börekçi, Kur’an eğitimi
verilen ve hafız yetiştiren kurumların birer ihtisas
okulu olduğu için Diyanet’e bağlı kalması
gerektiğini düşünmüş; bu tarihten itibaren Kur’an
eğitimi veren kurumların bünyesinde bazı
değişiklikler yapılarak, Kur’an kursu adı altında
Kur’an ve hafızlık öğrenimi verilmeye devam
etmiştir. (Ayhan, Halis, “Cumhuriyet Dönemi Din
Eğitimine Genel Bakış” AÜİF Dergisi, Özel Sayı,
Yıl:1999, s. 250)
Kur’an’ı öğrenme ve ezberleme çabası Kur’an kursları
bünyesinde düzenli bir eğitim-öğretim süreci hâlinde
olabildiği gibi, aile içerisinde Kur’an okumayı
bilen ve özellikle hafız olan büyüklerin ailedeki
diğer bireylere ve yakınlarına bu konuda rehberlik
ettikleri hatta onlardan bir kısmının hafız
olmalarına yardımcı oldukları bilinmektedir. Bunu
bazı şahısların biyografilerinde: ‘hafızlığımı
köyümde babamda tamamladım.’ vb. ifadelerden
çıkarmak da mümkündür. Kur’an’ı okumanın,
ezberlemenin ve anlamaya çalışmanın aynı zamanda bir
ibadet olduğu inancı, Kur’an eğitiminde önemli bir
teşvik unsuru oluşturmaktadır. Bu durumda da konuyla
ilgili sayısal bilgi elde etmek ve istatistiki
verilere ulaşmak zorlaşmaktadır. Diyanet İşleri
Başkanlığındaki arşiv bilgilerinden bu durumun
1970’li yılların ortalarına kadar devam ettiğini
söyleyebiliriz. Bu dönemde, Kur’an’ı öğrenen ve
ezberleyenlerin kayıtları, Kur’an kurslarında
bulunan kayıt defterleriyle takip ediliyordu.
Öğrencilerin kursa devamları, kurstan mezun olurken
veya çeşitli sebeplerle kursla ilişikleri
kesilirkenki seviyeleri bu defterlere kayıt
ediliyordu. Söz konusu kayıt defterlerinden bir
kısmı belli bir düzen ve standartta tutulmadığı
için, o döneme ait Kur’an eğitimi ve hafızlık
eğitimi hakkında genel bilgiler ihtiva etmekle
birlikte öğrenci/hafız sayıları, eğitimin niteliği
vb. konularda yeterli bilgi vermemektedir.
1965
yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve
Görevleri Hakkındaki Kanun’un, 1971 yılında da
Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an Kursları
Yönetmeliği’nin çıkarılmasından sonra, Kur’an
kurslarının amaçları, programı ve işleyiş sistemi
belirginlik kazanmış ve böylece Kur’an kursları
önemli bir gelişme sürecine girmiştir.
Hafızlığını belgelemek isteyenler, Başkanlıkça
oluşturulan hafızlık tespit komisyonlarınca sınava
tabi tutulmaya başlamıştır. 70’li yıllardan önce bir
şekilde hafızlığını tamamlamış ama bunu geçerli bir
belge ile ifade edemeyenler için de, hafızlık tespit
komisyonları önünde hafızlıklarını belgeleme imkânı
tanınmıştır.
Günümüzde hafızlık eğitimi ise, Başkanlığa bağlı (32
Haftalık) Kur’an Kurslarında büyük ölçüde geleneksel
eğitim metotlarıyla devam ettirilmektedir. Hafızlık
eğitimi, Kur’an kursları ile ilgili mevzuatta,
Kur’an kurslarının içerisinde bir bölüm olarak
değerlendirilmiş ve Başkanlığın 03 Mart 2000 tarih
ve 23982 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan, “Diyanet
İşleri Başkanlığı Kur’an Kursları ile Öğrenci Yurt
ve Pansiyonları Yönetmeliği” (Madde 5) de Kur’an
kurslarının amaçları arasında zikredilmiştir.
Hâlen
yürütülmekte olan hafızlık eğitimi hakkında
öğretici, öğrenci, veli ve alan uzmanlarından gelen
öneri ve teklifler bir havuzda toplanmıştır. Bu
eğitim hizmetinde beklentileri karşılamak, yaşanan
sorunları gidermek ve hizmette etkinlik ve
verimliliğin artırılmasına dönük çalışmalar yapmak
üzere Hafızlık Eğitim Programı geliştirme
çalışmaları başlatılmış ve bu çalışmalarda son
aşamaya gelinmiştir.
Yeni
Hafızlık Eğitim Programının, öğrenci performansını
göz önüne alan esnek yapısı ve öğrenci profiline
göre değişkenlik arz eden eğitim süresiyle,
Türkiye’de hafızlık eğitimine bir disiplin
getirmesi, ülke genelinde uygulanabilir olması ve
ihtiyaçlara daha fazla karşılık vermesi
beklenmektedir.
Hafızlık Süreci
Kur’an
kursunda bir yıl Kur’an’ı yüzünden okumayı
öğrenenlerden hafız olmak isteyenler, eğitim-öğretim
yılı sonunda yapılacak bir sınavla seçilirler. Bu
sınavda hafızlık yapmak isteyenlerden; yüzünden
doğru ve işlek okuyabilmeleri ve ezber yapmaya
kabiliyetli olmaları aranmaktadır. Kur’an kursunda
okuyan bir öğrenci için hafızlık süresi iki yıldır.
Öğrenci hafızlığını tamamlayamamışsa bu süre en
fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hafızlık çalışması
yapılan kurslarda, haftalık ders programı 24 saat
üzerinden düzenlenir. Bu sürenin 20 saati Kur’an-ı
Kerim, 1 saati itikat, 1 saati ibadet, 1 saati
siyer, 1 saati de ahlak dersi için ayrılır. Bu
eğitim, imkânlar ölçüsünde Kur’an kursları
bünyesinde bulunan pansiyonlarda yatılı olabildiği
gibi, (az sayıda da olsa) sadece gündüzlü de
olabilmektedir.
Eğitim
süreci yıllar alan ve büyük bir özveriyle yürütülen
hafızlık eğitiminde en önemli görev ve sorumluluk,
bu hizmette görev alan Kur’an kursu öğreticilerine
düşmektedir. Bu önemli hizmeti büyük bir özveriyle
yürütmüş öğreticilerden vefat edenleri bu vesile ile
rahmetle anıyoruz.
Hafızlık Tespit İmtihanları
Diyanet
İşleri Başkanlığı tarafından hafızlık tespit
imtihanları;
- Ocak,
nisan, temmuz ve ekim aylarının ilk salı gününde
yılda dört kez;
-
Kur’an kurslarında eğitim-öğretim tamamlandıktan
sonra, çoğunluğunu o dönem kurslardan mezun
olanların müracaat ettiği ve genelde temmuz/ağustos
aylarında bölge merkezi olan yaklaşık 20-25 il
müftülüklerinde de bir kez olmak üzere yılda toplam
beş kez yapılmaktadır.
Bu
sınavlara, Kur’an kursuna kayıtlı öğrencilerin yanı
sıra kendi imkânlarıyla hafızlığını tamamlayanlar da
katılabilmektedir.
Başkanlıkça verilen ‘Hafızlık Belgesi’ni alabilmek
için bu sınavlardan birinde başarılı olmak
gerekmektedir. 1975 yılından, 07.04.2009 tarihinde
yapılan son hafızlık tespit imtihanına kadar Diyanet
İşleri Başkanlığından hafızlık belgesi alanların
sayısı 62.410’u erkek, 26.390’ı da kız olmak üzere
88.821’e ulaşmış bulunmaktadır. Bu kayıtların
güvenilir olması için gereken her türlü çaba
sarfedilmektedir.
Hafızlık Yarışmaları
Kur’an-ı
Kerim öğrenimini teşvik etmek, Kur’an kurslarındaki
verimi artırmak ve Kur’an kurslarındaki hizmetleri
vatandaşlarımıza tanıtmak amacıyla her yıl kız ve
erkek öğrenciler arasında hafızlık yarışmaları
yapılmaktadır. Bu yarışmalara katılacak öğrenciler,
bölgelerde yapılan hafızlık sınavlarından hafızlık
komisyonu tarafından uygun görülen öğrencilerden
bölge birincisi olarak seçilerek gelmektedir. Bu
öğrenciler de tekrar Başkanlıkta kurulan ayrı bir
komisyon tarafından ön elemeye tabi tutularak,
Hafızlık Yarışması Türkiye Finaline katılacak
öğrenciler seçilmektedir. 1983 yılından bu yana her
sene yapılmakta olan bu yarışmalar, 2004 yılına
kadar sadece erkekler arasında yapılmakta iken, 2004
yılından itibaren kız öğrenciler de bu yarışmalara
dahil edilmiştir. Yarışmalarda dereceye girenlerden
bazıları, yurt dışında yapılan yarışmalarda ülkemizi
temsil etmektedir.
Not: Bu yazı, Diyanet Aylık
Dergi Haziran 2009 sayısında yayınlanmıştır.
Dr. Ulvi Ata
DİB Din Eğitimi Dairesi Başkanı
|