|
02.12.2005 |
|
|
|

|
|
“Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in
çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap
olmayanın da Araba üstünlüğü olmadığı gibi; beyazın siyaha, siyahın da
beyaza bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır.” sözleriyle
insanların haklar konusunda eşitliğini ifade etmiştir.
Temel haklar, insanı insan yapan,
hayatımıza ayrı bir anlam katan değerler bütünüdür. Bu yüzden insanlık
âlemi, tarih boyunca bu değerleri muhafaza etmek için gözlerini
kırpmadan canlarını dahi feda edebilmiş nice kahramanlarla doludur.
Onurlu bir hayat için insanlık hakikaten ağır bedeller ödemiştir,
ödemeye de devam etmektedir.
Muhterem Müslümanlar!
Kur’an’a ve Sevgili Peygamberimize (s.a.s.) gönül vermiş kimseler olarak
hiçbir ayırım gözetmeksizin insan haklarına saygı gösterelim. Kime ait
olursa olsun, ihlal ettiğimiz her haktan Allah katında mutlaka hesaba
çekileceğimizi unutmayalım. Allah’ın Peygamberi; “Kimin üzerinde din
kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir hak varsa, altın ve gümüşün
geçmediği hesap günü gelmeden helalleşsin. Aksi takdirde, yaptığı haksızlık
ölçüsünde, iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa hak
sahibinin günahından alınıp haksızlık eden kimseye yüklenir.”
buyurmaktadır. Hal ve hareketlerimizi bu doğrultuda yeniden gözden
geçirelim. İnsan haklarına saygı göstermenin dini bir görev olduğunun
bilincinde olalım.
Hutbemi konuyla ilgili bir âyet meâliyle bitirmek istiyorum;
“Ey iman edenler! Allah için
hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir
topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adil olun. Bu,
Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten
sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
[1]
Enfâl, 8/24
[2] Buhârî, Mezâlim 10, Rikak 48, Tirmizî, Kıyamet 2
[3]
Maide, 5/8
|
|

|
|
Maide,5/8 |
|
İNSAN HAKLARINA SAYGI |
|
|
|
Değerli Mü’minler!
İslâm dinî, insana büyük değer vermiş, hayatını kendine yaraşır bir şekilde
sürdürebilmesi için ona vazgeçilmez haklar tanımış ve bu hakları dokunulmaz
kabul etmiştir. Günümüzde temel insan hakları olarak nitelendirilen bu
haklar, insanın emniyetini, huzur ve mutluluğunu hedeflemektedir.
Şüphesiz insanlık aradığı bu huzur ve mutluluğu ancak İslam’ın evrensel
mesajlarında bulabilecektir. Kur’an-ı Kerim’de; “Ey iman edenler! Allah
ve Resûlü, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, o çağrıya uyun…”
buyurularak, ilahi mesajların insanlar için “hayat” yüklü olduğu
dile getirilmiştir. Gerçekten cehalet, zulüm, vahşet ve hayatı anlamsız
kılan nice olumsuzluklar içerisinde yüzen insanlık, İslâm’ın gelişiyle
adeta yeniden hayat bulmuştur. Zira bu ilahi mesajların merkezinde hep
insan, insana saygı ve insanın mutluluğu vardır. Şüphesiz huzur ve mutluluk
filizleri, sadece hakların gözetildiği bir ortamda yeşerebilir. Hak ve
hukuka riayet, karşılıklı sevgi ve saygı, kulluk bilinci, ahlaki erdemler
bu filizlerin hayat bulmasında temel unsurlardır.
Aziz
Müminler!
İnsanın hayatını onurlu bir şekilde sürdürebilmesi öncelikle din, can, mal
akıl ve namus güvenliğinin sağlanmasıyla mümkündür. Bunlar aynı zamanda
insanın temel haklarıdır ve dokunulmazdır. Sevgili Peygamberimiz, veda
hutbesinde |
|