|

|
|
Bir lokma
ekmek,bir hurma veya bir yudum su ile de olsa aynı sevabı alır. Yeter ki ikramlar, Allah rızası için yapılmış
olsun. İftar davetlerinde lüks ve israftan kaçınılmalı ve bu davetlerde
fakirlere de yer verilmelidir. Nitekim Peygamber efendimiz bu konuda
bizleri şöyle ikaz etmektedir: “En kötü davet, zenginlerin çağrılıp;
fakirlerin çağrılmadığı davettir”[3].
Muhterem Müslümanlar!
Bu ay bir başka yönüyle Kur’an ayıdır. Ramazan
ayına kıymet veren olaylardan biri yüce kitabımız Kuran’ın bu ayda Sevgili
Peygamberimize indirilmeye başlanmasıdır. Nitekim Kur' an-ı Kerim'de:
“Ramazan ayı , insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olan Kur’an’ın indirildiği aydır.”[4]
buyurulmaktadır. Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabı Kur'an'ı en çok bu ayda
okurlar; cömertliği en çok bu ayda gösterirler ve ibadeti en çok bu ayda
yaparlardı. Hele bu ayın son on gününe ulaşıldığında ise Sevgili
Peygamberimiz, zamanının büyük kısmını ibadete ayırırdı[5].
Öyleyse bizlerde, Ramazan ayında camilerimizi
olduğu gibi evlerimizi de Kur'an tilavetiyle ihya edelim. Zira Sevgili
Peygamberimiz Kur’an okunmayan evi kabristana benzetmiş ve şöyle
buyurmuştur: “Evlerinizi kabristana çevirmeyin! İçerisinde Kuran okunan eve
şeytan girmez[6] Bununla birlikte Kuran’ın hikmeti ve ayetlerinin anlamı
üzerinde genişçe düşünelim. Çünkü O bizleri her türlü kötülüklerden
koruyacak ve mutlu bir hayatın yöntemini gösterecek ilahi bir rehberdir.
Alimlerin doyamadığı bilgi ve hikmet kaynağıdır. Kalplerimizi O’nun
mesajının nuruyla nurlandıralım. Bu ayda yapacağımız iyilikler ve
ibadetlerle Allah’ın rızasını kazanarak kendimizi affettirme fırsatını
kaçırmayalım.
[1] Nesai, İman, bab,22, V, 117
[2] Buhari, Savm, 5
[3] Müslim, Nikah, 110, II, 1053-4
[4] Bakara, 185
[5] Müslim, İ’tikaf, 7
[6] Tirmizi, Fedail, bab, 2, V, 117
|
|
Aziz
Cemaat!
Manevi derecesi çok yüksek ve kazancı pek büyük
olan Ramazan ayına girmiş bulunuyoruz, hepimize mübarek olsun!
Bu mübarek ayın geceleri de, gündüzleri de çok
İyi değerlendirilmeli, elden geldiğince ibadete, hayır ve hasenata ağırlık
verilmelidir. Çünkü, çok kârlı bir uhrevî kazanç mevsimidir. Sevgili
peygamberimiz, Ramazanın önemi hakkında şöyle buyurmuştur:
“Kim inanarak ve
mükafatını Allah’tan bekleyerek Ramazanın gecelerini ihya ederse, onun
geçmiş günahları bağışlanır”[1]. “Ramazanın evveli rahmet, ortası mağfiret,
sonu da cehennemden kurtuluştur. Her kim, bu ayda idaresi altında
bulunanların iş yükünü hafifletirse, Allah onu mağfiret eder ve cehennem
azabından kurtarır”. “Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır,
cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur”[2].
Bu ay sabır, iyilik ve güzellik ayıdır.
Müslümanın rızkının arttırıldığı bir aydır. Her kim bu ayda oruçlu bir
kimseye iftar ettirirse, günahlarının affına ve cehennemden kurtuluşuna
vesile olur. Ayrıca ona iftar edenin sevabı kadar sevap verilir ve İftar
eden oruçlunun sevabında da bir eksilme olmaz.
Bu iftarın mükellef sofralar ve
ziyafetler şeklinde düzenlenmesi de şart değildir.
|