|
08.04.2005
|
|
oruç, zekât ve hac olmak üzere bütün ibadetlerle
yerine getirilen emirlerin kişi ve toplum sağlığı üzerinde olumlu etkileri
olduğu da bilinen bir gerçektir. Nitekim âyet-i kerimelerde “Kur’an’ın mü’minler
için şifa ve rahmet”olduğunun
ifade edilmesi, ruh ve toplum sağlığını korumaya yönelik yüce kitabımızın
ortaya koyduğu bu hayat prensipleri sebebiyledir. Ayrıca sevgili
Peygamberimizin değişik hadislerinde hastalıklar oluşmadan önce sağlığı
koruma ve geliştirmeyi hedefleyen ve günümüzde “koruyucu hekimlik”
olarak ifade edilen en güzel örnekleri görmekteyiz.
Aziz Müminler!
Sağlığı olumsuz yönde etkileyecek davranışlardan
sakınmak ne denli önemli ise, hastalanınca da tedavi olmak en az o kadar
önemlidir. Bu bakımdan Sevgili Peygamberimiz: “Allah (cc) verdiği
derdin şifasını da verir.”
“…öyleyse tedavi olun.”
buyurarak hasta olan kişilerin tedavi olmalarının dini bir görev olduğunu
hatırlatmışlardır.
O halde geliniz, güzel dinimizin ilke
ve prensiplerini Allah’a kulluk bilinciyle hayatımıza tatbik edelim.
Sağlıklı toplumun sağlıklı bireylerden oluştuğunu asla göz ardı etmeyelim.
Sağlıklı birey ve toplum için sağlık kurallarına ve bu konudaki uyarı ve
önerilere kulak verelim. Unutmayalım ki, insanlara hayat verecek, onları
maddeten ve manen sağlıklı ve diri tutacak, gönüllerini manevi ölümden
kurtaracak iksir, Allah ve Resûlünün emir ve yasaklarına bağlılıktır.
Sözlerimi, bu hakikati en güzel şekilde vurgulayan, hutbemin başında
okuduğum âyetin meâliyle bitiriyorum:
“Ey iman edenler! Allah ve Resûlü, size hayat verecek
şeylere çağırdığı zaman, o çağrıya uyun ve bilin ki, Allah kişi ile kalbi
arasına girer. Yine bilin ki, onun huzurunda toplanacaksınız.”
_______________
[1]
Bakara 2/22; Tevbe 9/108
[2]
Müddessir
74/1-5; Mâide 5/6
[3]
Mâide 5/90
[4]
A’raf, 7/31
[5]
İsrâ17/32
[6]
İsrâ 17/82; Yûnus 10/57
[7]
Tecrid-i Sarih, XII, 75, Hadis no:1920
[9]
Ebu Davud, Tıp,11
[9]
Enfâl,
8/24
|
|
Değerli Mü'minler!
Yüce dinimiz İslâm, insanları Allah’a kulluğa
çağırırken; hüküm ve prensipleriyle de dini, aklı, canı, nesli ve malı
korumayı amaçlayan evrensel değerler ortaya koymuştur. Kuşkusuz, bu değer
ve prensipler, kişi ve toplum sağlığını da ilgilendirmektedir.
Kişi ve toplum sağlığını korumanın en önemli şartı
ise, temizliktir. Bunun içindir ki, İslam’da temizliğe büyük önem verilmiş,
maddî ve manevî kirlerden temizlenip, arınanları yüce Allah’ın sevdiği
bildirilmiştir.
Elbise, beden, ruh ve çevre temizliği emredilmiş, hatta maddî ve manevî
temizlik, namaz ve benzeri ibadetlerin temel şartlarından sayılmıştır.
Yine bu amaçla temiz
ve faydalı gıdalar helâl, sağlığa zararlı olanlar ise haram kılınmıştır.
Aynı şekilde bireysel ve toplumsal hayatımızı ciddi biçimde tehdit eden
alkollü içeceklerin ve uyuşturucu maddelerin kullanılması haram kılınmış,
bu ve benzeri zararlı şeylerden kaçınılması istenmiştir.
Muhterem Kardeşlerim!
Her alanda olduğu gibi
beslenme alanında da israf yasaklanmış,
böylelikle ölçüsüzce yeme ve içmeden kaynaklanan maddî ve manevî bir çok
hastalığın önlenmesi de amaçlanmıştır. Nesli,
aileyi ve toplumu olumsuz yönde etkileyen fuhuş, zina ve cinsel
sapkınlıklar haram kılınmış;
bunun karşılığında meşrû ve nikâhlı aile
hayatı teşvik edilmiştir. Bütün bunlara ilâveten, ruh sağlığını ciddi
biçimde tehdit eden ve toplumsal barışa zarar veren şirk, yalan, iftira,
gıybet, alay, dedikodu, haset, fitne, kibir, ikiyüzlülük, riyakarlık vb.
olumsuz tavır ve davranışlar da haram kılınmıştır.
Diğer yandan Allah’a karşı kulluk görevinin bir
gereği olarak eda edilen, başta namaz, |