|
10.06.2005
|
|
Muhterem müminler!
Çevreye karşı sorumluluklarımız pek çoktur. Bunlar arasında ağacın
ve yeşilin korunmasının ayrı bir önemi vardır. Zira
ağaç ve yeşillikler dünya
hayatının vazgeçilmez nimetlerinden biridir. Ağaç, kapımıza eşik, soframıza
kaşık, bebeğimize beşiktir. Ciğerlerimize oksijen veren, erozyonu önleyerek
sel sularıyla sürüklenen topraklarımızı koruyan, kökünden, yaprağından,
kerestesinden, çiçeğinden, meyvesinden gölgesinden, kokusundan,
güzelliğinden yararlanılan ilahi bir lütuftur. Onun içindir ki
Peygamberimiz (s.a.v.), “Kıyâmet kopmak üzereyken elinde bir fidan
bulunan kimse, imkan bulursa onu hemen diksin”
buyurmuştur.
Muhterem müslümanlar!
Çevremizi, özellikle ağaç ve yeşillikleri koruyup temiz tutmak
için her türlü tedbiri alıp üzerimize düşeni yerine getirmek; hem insani
hem de dini görevimizdir. Zira çevreyi tahrip etmek, sadece çevreye karşı
işlenmiş bir kötülük değil, aynı zamanda kişinin kendisine ve aynı ortamı
paylaşan diğer canlı ve cansız varlıklara karşı işlenmiş bir suçtur. “Yaş
kesen baş keser” atasözümüz, yeşili tahrip etmenin insan canına kıyacak
kadar kişinin vicdanını kararttığına işaret etmektedir. Peygamberimiz
(s.a.v.) de bir hadisinde, “Müslüman Müslümanın elinden, dilinden güvende
olduğu kimsedir”[4]
buyurmaktadır. Çevreyi kirleten, doğal zenginlikleri sorumsuz ve ölçüsüzce
kullanan kimseler, dolaylı olarak diğer insanlara zarar verdiği için hem bu
hadiste belirtilen güven sıfatlarını zedelerler hem de kul ve kamu hakkına
tecavüz etmiş sayılırlar. Bütün bunlardan en ince ayrıntısına kadar hesaba
çekileceğimizi unutmayalım[5].
[1]Bkz. Kamer, 54/49;
Mülk, 67/3-4; Hicr, 15/19; Rum, 30/41.
[2]Rum,
30/41.
[3]Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 191, 184.
[4]Tirmizî, İman 12; Nesâî, İman 8.
[5]Bkz.
Kehf, 18/19
[ |
|
Muhterem kardeşlerim!
Yüce Allah,
insanın da içinde bulunduğu âlemi canlı ve cansız varlıklarıyla birlikte
bir düzen ve denge içinde yaratmıştır. Canlıların hayatlarını
sürdürebilmesi için bu düzen ideal olup, onda herhangi bir eksiklik söz
konusu değildir.
Değerli
kardeşlerim!
Çağımızın en
önemli problemlerinden birisi, çevre kirliliğine bağlı olarak bu dengenin
bozulmasıdır. Çevremizi gereği gibi korumadığımızdan doğal denge bozulmakta
ve bundan diğer canlılarla birlikte insanın kendisi de zarar görmektedir.
Bu durum hutbemin başında okuduğum ayette, “İnsanların kendi işledikleri
kötülükler sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır”.
şeklinde dile getirilmektedir. Hava, su ve denizlerin kirlenmesi;
yeşilin ve ormanların giderek yok olması ve bunların sonucunda iklim
değişikliklerinin meydana gelmesi bu ayette belirtilen durumu açıkça ortaya
koymaktadır. Halbuki yararımıza sunulan her nimet aynı zamanda Allah’ın
sorumluluğumuza verdiği bir emanettir. Şüphesiz çevre de bunlar
arasındadır. Bu nimetleri Yüce Allah’ın rızası doğrultusunda kullanmamız
emanete riayetin bir gereğidir. Aksi takdirde emanete hıyanet etmiş oluruz. |