|
12.08.2005
|
|
Değerli
Müminler,
Belli bir
tecrübe ve bilgi birikimine sahip yetişkinlerimizle, geleceğimizin
teminatı olan gençlerimiz arasında sağlıklı ve düzenli bir iletişim
kurulması toplumun huzuru için son derece önemlidir. “Gençler bilse,
yaşlılar yapabilseydi!” deyişi, bu iki kuşağın bir bütünün parçaları
gibi, birbirine ne kadar ihtiyacı olduğunu açık bir şekilde ortaya
koymaktadır. Onun için gençlerin enerjisiyle yetişkinlerin bilgi ve
tecrübesini karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörüyle birleştirme gayreti
içerisinde olmalıyız. Zira sağlıklı bir iletişimin temelinde bu
esasların bulunması gerektiğine Sevgili Peygamberimiz; “Küçüklerimize
şefkat, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.”
hadisiyle işaret etmiştir. Dolayısıyla gençlerin zaman zaman
sergileyecekleri farklı tutum, görüş ve değerlendirmeleri anlayışla
karşılamak büyüklerimizin temel prensibi olmalıdır. Kuşaklar arasında bu
tür farklılıkların olması normal görülmeli, bu farklılıkların çatışmaya
dönüşmesini önleyecek tedbirler alınmalıdır.Bu sebeple, varsa gençlerin
olumsuz davranışlarını kırıcı olmadan düzeltmeye çalışmak en sağlıklı
yoldur. Onların bakış açılarının da göz önünde bulundurulması, sağlıklı
bir iletişim kurabilme konusunda oldukça önemlidir. Diğer taraftan
gençlerin de yetişkinleri anlamaya çalışması, karşılıklı ilişkilerin
sevgi ve saygı ölçüleri içinde yürütülmesi gereklidir.
Değerli
Kardeşlerim,
Hutbemi, konuyla
ilgili bir âyet mealiyle bitiriyorum: “Nihayet olgunluk çağına gelip,
kırk yaşına varınca insan şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin
nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham
et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki
ben sana teslim olanlardanım.”
|
|

|
|
Ahkaf, 47/15. |
|
|
|
KUŞAKLAR ARASI İLETİŞİM |
|
|
|
Muhterem
Mü’minler,
İnsan hayatı
anne rahminde başlayıp, çocukluk, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık gibi
dönemlerden meydana gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’de insan hayatının bu
safhaları şöyle anlatılmaktadır. “Allah, sizi güçsüz olarak yaratan,
sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir
güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O dilediğini yaratır. O hakkıyla
bilendir, gerçek kudret sahibidir”
Muhterem
Kardeşlerim,
İnsan hayatı
sürekli bir değişim ve gelişim içindedir. Çocukluktan yetişkinliğe geçiş
olarak bilinen gençlik dönemi ise, hayatın en önemli safhasını
oluşturur. Bu dönemde bir kimlik arayışı içinde olan genç, yenilik ve
değişime yatkınlığı nedeniyle bazen çevresiyle uyum sorunu hatta çatışma
yaşayabilmektedir. Çünkü gençler, henüz yetişkinlerin olgunluğuna sahip
değildirler. Yetişkinler ise kendilerinin yaşamış olduklarını adeta
unutmuşlardır. Aslında kuşakların birbirlerini eleştirmeleri sadece
günümüze has bir durum değildir. Hemen her devirde yetişkinler gençleri,
acelecilik ve tecrübesizlikle suçlarken, gençler de yetişkinleri
yeniliklere açık olmamak veya pasiflikle nitelemektedirler. |
|