|
13.05.2005
|
|
Dolayısıyla
bu konuda daima bilinçli ve duyarlı olmalıyız.Fert, aile, sivil toplum
örgütleri, kamu kurum ve kuruluşları olarak bu konu ile yakından
ilgilenmeliyiz. Her kesim, üzerine düşeni yapmalıdır. Her şeyden önce
insanlarımızın engelli olmamaları için gereken tedbirler alınmalıdır.
Doğuştan veya sonradan engelli olan çocuklarımız mutlaka eğitilmeli,
engellilere iş imkanı sağlanmalı ve onlar, sosyal hayata kazandırılmalı ve
güvenceye kavuşturulmalıdır.
Muhterem Kardeşlerim!
Engelli insanlarımızın; yeteneklerini ortaya
koymaları, toplumda yerlerini almaları ve haklarına sahip çıkmaları;
sağlıklı insanlarımızın ise, engelli ve özürlü olanları anlamaya ve onları
hayatın bir parçası olarak görmeye çalışmaları ve kendi imkânlarını onlara
açmaları gerekir.
Bir insanın engelli olması, onun bir takım
haklardan mahrum bırakılmasını gerektirmez. Engelli veya sağlıklı
herkesin, insan olmanın onur ve nimetini paylaşması gerekir. Engelli
kimselere güçleri ve imkânları nispetinde sorumluluk yüklemek, insan
haklarına saygının, hakkaniyet ve adaletin gereğidir.
Yüce Dinimiz İslâm’ın en önemli
evrensel değerleri arasında, engellilere sahip çıkılması da yer alır.
Peygamberimiz (a.s.); zayıf, güçsüz, hasta, engelli, muhtaç ve âcizlere
sahip çıkmış, yakın ilgi ve şefkat göstermiş, onların sıkıntılarını ve
ihtiyaçlarını gidermeye çalışmıştır. Engelli kimselere yol göstermenin,
onlarla ilgilenmenin
ve yardımcı olmanın Allah katında sadaka olduğunu bildirmiş,
onları toplumun ayrılmaz birer parçası olarak görmüştür. “Bakıma muhtaç
sahipsiz kimselerin sorumluluğu bize aittir”
sözüyle engellilere toplum ve devlet bazında sahip çıkılmasını istemiştir.
Bizler de bu bilinç ve duyarlılık içinde olmalıyız
Hucûrât,
49/12.
Müslim,
Birr, 32
.
Buhârî, Mezalim, 3
Ahmed,
V, 154, 168, 169.
Ahmed, II, 350.
Buhârî, Ferâiz, 25.
|
|

|
|
Hucûrât, 49/12 |
|
ENGELLİLERİ ANLAMAK
VE ONLARA DESTEK OLMAK |
|
|
|
Aziz Müminler!
Engelli olsun sağlıklı olsun her insan,
Allah'ın en kıymetli ve en değerli varlığıdır. Yüce Allah, insanları
servetleri, ırkları, renkleri, cinsiyetleri, dilleri, nesepleri, engelli
veya sağlıklı oluşları açısından değil; îman, ibadet, güzel ahlâk ve
yararlı işler yapma veya inkâr etme, Allah'a ortak koşma, ibadetleri terk
etme ve günah işleme gibi iyi veya kötü davranışları açısından
değerlendirir. "Allah katında en üstün olanınız, Allah’a karşı gelmekten
en çok sakınanınızdır"
anlamındaki âyet ile "Allah,
sizin sûretlerinize ve servetlerinize bakmaz. Fakat kalplerinize ve
amellerinize bakar"
anlamındaki hadis, bu gerçeği ifade etmektedir.
İnsanlar, imtihan dünyasında iyi-kötü,
acı-tatlı olaylarla karşılaşabilirler; sevindikleri ve üzüldükleri, günler
olabilir, bazen nimetlerle bazen de musibetlerle imtihan edilirler.
Karşılaşılan sıkıntılar; bazen insanların kendi ihmal veya kusurlarından
kaynaklanır, bazen hiç kusur ve ihmalleri olmaz ama sıkıntılarına sorumsuz,
saygısız ve kural tanımaz insanlar sebep olabilir. Hangi gerekçe ile olursa
olsun müminlerin, sıkıntılar karşısında sabretmeleri gerekir. Ancak sabırlı
olmak; sıkıntılar karşısında maddî ve manevî tedbirleri almaya mani
değildir.
Değerli Müminler!
Ülkemizde, zihinsel, ruhsal ve bedensel
engelli 8.5 milyon civarında vatandaşımız vardır. Fert ve toplum olarak bu
kardeşlerimize karşı duyarlı olmak, gereken ilgiyi göstermek ve her konuda
yardımcı olmak görevimizdir. Biz bu insanlara destek olur, yardım eder ve
sıkıntılarını giderirsek Allah da bize yardım eder ve sıkıntılarımızı
giderir: Peygamberimiz (a.s) "Kim mü’min kardeşinin bir ihtiyacını
karşılarsa Allah da onun bir ihtiyacını karşılar. Kim müslümanın bir
sıkıntısını giderirse Allah da onun kıyamette bir sıkıntısını giderir”
buyurmuştur.
Kaldı ki bizler de bir gün hasta veya engelli olabiliriz. Nice insanlar;
sağlıklı iken bir trafik veya iş kazası ya da bir hastalık sonucu felçli,
ortopedik engelli, işitme veya görme özürlü olmuşlardır. |
|