|
14/01/2005
|
|
Değerli Mü'minler!
Gösteriş, amelleri boşa
çıkaran, manevî bir hastalıktır. Yüce Allah bu gerçeği şöyle dile
getirmektedir: “Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı
halde insanlara gösteriş olsun d/ye malını harcayan kimse gibi,
sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın.
Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı
şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir.
Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. (Böyleleri
iyiliklerinin karşılığını göremezler). Allah kâfirler topluluğunu
hidayete erdirmez.”(7)
Muhterem Mü'minler!
İbadetlerin ancak, ihlâsla
değer kazanacağını ve yapılan her meşru işin, iyi niyetle ibadete
dönüşeceğini unutmayalım. Aile hayatımızda, iş çevremizde ve sosyal
ilişkilerimizde daima iyi niyetli olmaya ve yaptığımız her işte Allah'ın
rızasını gözetmeye gayret edelim.
Hutbemizi bir hadis mealiyle
noktalayalım: “Allah sizin kalıbınıza ve suretinize değil, kalbinize
bakar.”(8)
Yüksel SALMAN
Kurul Uzmanı
1.
Leyl, 18-21.
2.
Nesai, Cihad,
24. Ahmet b. Hanbel, IV, 126.
3.
eş-Şuarâ,
26/109, 127, 145, 164, 180.
4.
Buhari,
Bed’ül-vahy 1. Müslim, İmâret, 155.
5.
Buharî,
Megâzî, 81. Cihâd, 35. Ayrıca bk. Ebû Davûd, Cihâd 19. İbni Mâce, Cihad,
6.
6.
Mâûn, 4-6.
7.
Bakara, 264.
8.
Müslim, Birr,
33.
|
|
Muhterem Müslümanlar!
İbadet, yaratılışın gayesi,
Yüce Allah'a saygı ve bağlılığın açık bir göstergesidir. İbadetlerin
makbul olması, usulüne uygun olarak, sırf Allah'ın rızası gözetilerek
yapılmasına bağlıdır. "Temizlenmek için malını hayra veren Allah'a
karşı gelmekten en çok sakınan kimse o ateşten uzak tutulacaktır. O hiç
kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (yaptığı iyiliği) ancak yüce
rabbinin rızasını istediği için (yapar). Elbette kendisi de hoşnut
olacaktır"(1) ayetleriyle, sadece Allah'ın rızası
gözetilerek yapılan amellerin kabul edileceğine dikkat çekilmiştir. Hz.
Peygamber de "şüphesiz Allah, kendi rızası gözetilerek yapılan
amellerden başkasını kabul etmez"(2) sözleriyle, dünyevî çıkar ve
beklentilerin kuşattığı amellerin kabul edilmeyeceğini vurgulamışlardır.
Kur'ân-ı Kerim’de, Peygamberlerin tebliğ görevlerini derin bir ihlâs ve
samimiyet içerisinde yerine getirdikleri ve insanlardan hiçbir karşılık
beklemedikleri, ümmetlerine söyledikleri şu ortak sözlerle dile
getirilmektedir: "Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.
Benim mükâfatımı verecek olan, ancak âlemlerin Rabbi olan Allah'tır."(3)
Aziz Mü'minler!
Niyet, söz ve fiilleri
ibadete çevirir, ihlâs bulunmayan şeklî bir ibadet ise kişiye bir şey
kazandırmaz, işte bu yüzden, İslâm dini, niyete büyük önem vermiş,
sevgili Peygamberimiz de amellerin gerçek değerinin niyete bağlı
olduğunu bildirmişlerdir.(4)
Peygamber Efendimiz Tebük
savaşı dönüşünde şöyle buyurmuştur: “Medine'de bizimle birlikte
savaşa katılamayan öyle kişiler vardır ki, onlar bizimle birlikte
savaşıyormuş gibi sevap kazandılar. Çünkü onları birtakım mazeretleri
alıkoymuştur.”(5) Öte yandan, ihlâstan yoksun olarak ibadet edenler:
“Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye
almazlar. Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.”(6) ifadeleriyle
ağır bir dille uyarılmışlardır.
|