|
14.10.2005 |
|
|
|

|
|
Ne
yazık ki bazı yardım dağıtma kampanyalarında son derece üzücü ve yapılan
yardımın sevabını yok edici manzaralar görmekteyiz. Mü’minler zekat ve
fitre ibadetini yerine getirirken bu hususa son derece titizlik
göstermelidirler. Zekat veren kişi, zekatı alanın kendisinin din kardeşi
olduğunu unutmamalıdır. Bu görev ibadet ruhuna yaraşır bir şekilde eda
edilmeli, izdihama ve kötü manzaraların oluşmasına meydan veren, onur
kırıcı ve kamu vicdanını rahatsız edici uygulamalara son verilmelidir.
Nitekim Cenab-ı Hak Bakara suresinin 262 ve 263. ayetlerinde zekatın
verilmesinde uyulması gereken hususlara dikkatlerimizi şöyle çekmektedir: “Mallarını
Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa
kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rableri katında mükafatları vardır.
Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir. Güzel bir söz ve
bağışlama, peşinden gönül kırmanın geldiği bir sadakadan daha hayırlıdır.
Allah her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir”
Aziz Cemaat,
Yüce Allah’ın bizlere emanet olarak lütfettiği malın ve mülkün
sorumluluğunu bilelim. Bizim için bir arınma ve yücelme vesilesi olduğu
bilinciyle zekat ibadetini en güzel şekilde yerine getirelim.Yüce
Rabbimizin rızasını gözeterek vereceğimiz zekatın, fitrenin ve yapacağımız
diğer güzel amellerimizin sevaplarımızı çoğaltacağının ve malımıza bereket,
hayatımıza huzur getireceğinin bilincinde olalım. Zekat vermemenin de büyük
bir vebal olduğunu unutmayalım.
Hutbemi bir ayet mealiyle bitiriyorum.
“…Altın ve
gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu
bir azapla müjdele. O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların
alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve "İşte
bu, kendiniz için biriktirip-sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım
biriktirip sakladıklarınızı" ! denilecek.”
[1]Tevbe, 9/103.
[2]Tirmizî, İman 8
[3]Bakara,
2/262-263
[4]Tevbe Suresi, 34-35 |
|

|
|
Bakara, 2/262-263 |
|
ZEKAT ARINDIRIR |
|
|
|
Muhterem Müslümanlar,
İslam dini insanları her yönden arındırmayı hedeflemektedir. Dinimizin
temel şartlarından olan zekat ve Ramazan ayında vermemiz gereken fitre,
malî birer ibadet olarak Allah’ın rızasını kazanma, malımızı yoksulların
hakkından temizleme ve günahlardan arınma vesilesidir. Bu gerçeği Kur’an-ı
Kerim,"Onların mallarından zekat al. (Böylece) zekatla onları
(günahlardan) temizlersin ve arıtıp yüceltirsin…”
ayetiyle dile getirirken, sevgili peygamberimiz de “…Suyun ateşi
söndürmesi gibi sadaka da günahları giderir…”
buyurmaktadır.
Aziz Mü’minler,
Zekat ve fitre, varlıklı kimselerden, yoksullara uzanan bir yardım eli
olarak, muhtaçları sevindirir. Mü’min, bu şekilde, alın teriyle kazandığı
malının bir kısmını, ibadet niyetiyle din kardeşine verir. Bu bilinçle eda
edilen zekat ibadeti, insanlar arasında sevgi, kardeşlik ve samimiyet
bağlarının güçlenmesine vesile olur. Zekat, cimrilik ve kıskançlık
hislerinin yok olup, cömertlik duygusunun gelişmesine ve iyilik ehli
insanların çoğalmasına yardımcı olur.
Değerli Mü’minler,
Zekat, sadaka ve diğer her türlü yardımın yerine getirilmesinde dikkat
edilmesi gereken kurallar vardır. Mali bir ibadet olan zekatın, muhatabı
incitmeden, insan onuruna yakışır şekilde verilmesi gerekir. Gösteriş
amacıyla, fakirin onurunu zedeleyecek şekilde yapılan yardımlardan sevap
elde edilemeyeceği, hatta bunun büyük bir vebal olacağı iyi bilinmelidir. |
|