|
16.12.2005 |
|
|
|

|
|
Hac yolculuğuna çıkan kardeşlerimiz, bu mukaddes sefer esnasında yerine
getirilen ibadetlerin görünen yönleri yanında, daha nice hikmetleri ifade
ettiğinin bilincinde olmalıdırlar. Kâbe’yi tavaf ve sa’yi, Allah’ı
yüceltmek; şeytan taşlamayı, her türlü kötülüğü terk etmek; vakfeyi,
Allah’ın rızasını her şeyden önde görmek, İhram yasaklarına uymayı,
Allah’ın emrine amade olmak; kurban ibadetini de gerektiğinde malını Allah
yolunda harcayabileceğinin bir sembolü olarak düşünmek, hac ibadetine ayrı
bir anlam ve güzellik kazandıracaktır.
Bu yolculuk boyunca hacı adaylarının
en çok dikkat etmesi gereken hususlardan biri, sabırlı ve tahammüllü
olmalarıdır. Hacı adayları, ihramlı olduklarını daima hatırda tutmalı,
kusurları görmeyip, her canlıya sevgi ve şefkat duygularıyla yaklaşmaya
gayret etmelidirler. Yüce Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için çıkmış
oldukları hac yolculuğunu ibadet ve taatlerle dolu dolu geçirmeli;
alış-veriş, çarşı pazar gibi hususlara gereğinden fazla zaman ayırmamalı,
vakitlerini boşa geçirmekten sakınmalıdırlar. Tam ve makbul bir hac
yapabilmek için, kendilerine tavsiye edilmiş kurallara ve diğer hususlara
da titizlikle uymaya çalışmalıdırlar.
Bu duygu ve düşüncelerle, Huzur-u İlahî’de bulunduğunun
şuurunda olan hacı adayları, yapacakları samimi tövbe ve makbul bir hac ile
sevgili peygamberimizin, “Hacceden kişi, anasından doğduğu gün gibi
günahlarından arınır”
müjdesini hak edeceklerdir.
Değerli Mü’minler,
Hacı adayı, bu mukaddes yolculuğu sıradan bir
seyahat gibi görmemelidir. Kendisinin, Yüce Allah’ın konuğu olduğu
bilinciyle, hac ibadetini en güzel şekilde eda etmeye çalışmalıdır.
Hutbemi, hacca çağıran ayet-i kerime mealleriyle bitiriyorum:“İnsanlar
arasında haccı ilan et ki, yaya olarak veya hazırlanmış binekler üzerinde
sana gelsinler. (Böylelikle) Kendilerine ait bir takım menfaatlere şahit
olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar
üzerine belli günlerde (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar.
Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin. Sonra temizlenip
adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler.”
[1]
Âl-i İmran, 3/ 97
[2]
Buhari, Hac 4
[3]
Hac, 22/ 27-29
|
|

|
|
Hac,22/27 |
|
HACCI ANLAMAK |
|
|
|
Muhterem Müslümanlar,
Yüce Rabbimiz, “Gücü yetenlerin,
Beytullah’ı haccetmeleri, insanlar üzerinde Allah’ın bir hakkıdır. Kim
inkar ederse şüphesiz Allah bütün alemlerden müstağnîdir.”
buyurarak, gerekli şartları taşıyan insanları hacca davet etmektedir. Bu
ilahî çağrıya, bu hac mevsiminde icabet etmiş olan mü’min kardeşlerimiz, şu
günlerde Yüce Allah’ın davetlileri olarak Beytullah’ı ziyaret etme şeref ve
heyecanını yaşamaktadırlar.
Aziz Mü’minler,
İnancın hayata yansıması olan
ibadetlerimiz, Yüce Yaratıcı ile aramızdaki en sağlam ve en güzel bağdır.
Bu ibadetlerden birisi olan Hac, ferdî ve toplumsal açıdan pek çok
olgunlaştırıcı özellikler bulundurmaktadır. Dünyanın her tarafından gelen,
dilleri, ırkları, renkleri, kültürel ve ekonomik durumları farklı mü’minler,
ortak inanç ve duygular içerisinde tanışıp bilişmek ve kardeşlik bağlarını
güçlendirmek fırsatını elde ederler. Hac, peygamberlerin izinde, yücelme ve Hakk’ın
rızasını kazanma yolunda gerçekleştirilen hikmetli bir yolculuktur. Bu
yolculukta mü’minler inançlarını pekiştirme fırsatını yakalarken, aynı
zamanda, takvâ, sabır, sevgi-saygı, kardeşlik, fedakârlık, cömertlik gibi
bir çok ahlakî güzelliği yaşama imkanını bulurlar.
Muhterem Mü’minler.
Hac esnasında, namaz, tavaf, sa’y, telbiye,
zikir, vakfe, tövbe, kurban ve ihramla ilgili kurallardan oluşan yoğun bir
ibadet ve taat heyecanı yaşanır. Malı, mülkü, evlat ve akrabayı geride
bırakıp, ihramıyla Yüce Allah’ın huzuruna durarak “Lebbeyk Allahümme
Lebbeyk” “Davetine icabet ettim. Buyur Allah’ım” nidalarıyla
teslimiyetini dile getiren mü’minler, gündelik iş ve telaştan uzak, tam bir
gönül huzuruyla Allah’a yönelme fırsatını elde ederler. |
|