|
20.05.2005
|
|
Allah ve ahiret inancının insana
kazandırdığı dayanıklılık ve kararlılık gücünün birer örneği olarak
Kuran’ı Kerim’de işaret edilmektedir.
Yine Mekke
döneminde gençlerin çektikleri sıkıntılar ve İslam’ın tebliğinde yerine
getirdikleri büyük görevler de bu inancın gençlerin hayatına yansımalarını
açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Hz. Peygamber
de, kıyamet gününde arşın gölgesinde barınacaklar arasında, “Rabbi’ne
ibadet ederek yetişen gençleri”
de sayarak, gençken dini yaşamanın önemine işaret etmiş; başka bir
hadisinde de, “İnsanoğlu, Kıyâmet
gününde; gençliğini nerede ve nasıl harcadığından....sorguya çekilmedikçe
yerinden ayrılamaz”
buyurarak, gençlik enerjisinin Allah’a kulluk ve insanlığa hizmet uğrunda
değerlendirilmesi gerektiği mesajını vermiştir.
Değerli
Müminler!
Gençlerimizin
tutarlı, dürüst, iyi niyetli, ailesine, milletine ve insanlığa faydalı
kişiler olması için; onların maddi imkanlarını düşündüğümüz gibi;
çocukluktan itibaren manevi açıdan da iyi yetişmesi için gerekli tedbirleri
almalıyız. Gençlerimize, sahip olmalarını istediğimiz düşünce ve değerler
sistemini, ancak çocukluk döneminden itibaren başta ailede olmak üzere tüm
toplumda yaşamak ve yaşatmak suretiyle kazandırabiliriz. Atatürk'ü
Anma ve Gençlik ve Spor Bayramını kutladığımız bu zaman diliminde,
Atatürk'ün Cumhuriyeti koruma ve yüceltme görevini gençlerimize tevdi
ettiğini de dikkate alarak, gençliğimize karşı sorumluluklarımızı yeniden
gözden geçirmeliyiz.
Hutbemi bir ayet
mealiyle bitirmek istiyorum:
“Sonra o gün
nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz.”
Buhâri, Ezan 36;
Müslim, Zekât 91; Tirmizî, Zühd 53.
Tirmizi, Kıyamet 1.
Tekasür 102/8.
|
|
Muhterem müminler!
Gençlik, hemen her
yönden gelişme ve olgunlaşmanın yaşandığı bir dönemdir. Bu dönem tatlı
hayallerin, tutkuların ve ideallerin yeşerdiği; sıkı arkadaşlıkların
kurulduğu, kendini kanıtlama çabalarının yoğun olduğu; zaman zaman da
uyumsuzlukların yaşandığı bir dönemdir. Bu devrede olumlu olumsuz pek çok
duygu yoğun bir şekilde yaşanır.
Kıymetli
kardeşlerim!
Gençler genelde her
türlü etki ve yönlendirmeye açıktırlar. Çünkü, insanlar bu dönemde
genellikle iyi niyetli olup; ön yargıdan uzaktırlar. Ruhsal ve bedensel
kabiliyetleri de çok zinde ve aktiftir. İşte gençlerin bu gücünün olumlu
yönde kullanılması gerekir. Bu konuda gençlere olduğu kadar, başta
anne-baba ve eğitimciler olmak üzere, topluma da büyük görevler
düşmektedir.
Günümüzde bazı
gençlerimizin enerjilerini olumlu yönde kullanmadıklarını üzüntüyle
müşahede etmekteyiz. Başta kötü alışkanlıklar olmak üzere bir çok olumsuz
tutum ve davranışlar bir kısım gençler arasında yaygınlaşmış, hattâ sıradan
eylemler halini almıştır.
Değerli genç
kardeşlerim!
Gençlik çağının başı
olan ergenlik, dini açıdan sorumluluğumuzun başladığı dönemdir. Onun için,
varlık sebebimizi, niçin yaratıldığımızı, nereye gideceğimizi, kısacası
hayatımızı sorgulamalıyız.
Karşılaşabileceğimiz olumsuzluklarla baş edebilme imkanını ve her şeye
rağmen hayatta kalabilme gücünü bize yalnızca Allah ve ahiret inancı
verebilir. Bu inancın gereklerini gençlik döneminde yerine getirebilmenin
ayrı bir önemi vardır. Nitekim Hz. İbrahim’in puta tapan kavmiyle tek
başına mücadelesine;
Hz. Yusuf’un nefsine “dur” diyebilmesine;
Ashab-ı kehf olarak bilinen gençlerin kendi inandıkları gibi yaşama uğruna
ülkelerini terk edip bir mağarada kalmayı göze almalarına;
Hz.
Musa’nın gençliğindeki iffetli ve namuslu yaşantısına,
ahlaksızlığın çok yaygın olduğu bir ortamda Hz. Peygamber’in son derece
temiz bir gençlik dönemi geçirmesine, |