|
25.03.2005
|
|
Yaşlılarla
ve büyüklerimizle olan ilişkilerimizde sevgili peygamberimiz (s.a.v.) en
güzel örneğimizdir. O bize, insanlara karşı daima merhametli, güler yüzlü,
yardım sever olmayı yaşayarak öğretmiş, "Merhamet edenlere Allah da merhamet eder. Yaratılanlara merhamet
ediniz ki, Allah da size merhamet etsin"
buyurmuştur. Hayatlarını bizler için, toplum için çalışıp çabalayarak,
üreterek geçiren, tecrübelerini bizlere aktaran yaşlılarımız ve
büyüklerimiz, her türlü sevgi ve saygıya layıktırlar.
Muhterem Müslümanlar!
Düşenin elinden
tutmak, çaresizlere destek olmak, kimsesiz, bakıma ve ilgiye muhtaç
olanlara ilgi göstermek, onların ihtiyaçlarını gidermeye çalışmak insani ve
dini görevlerimiz arasındadır. Toplumun her kesiminde maddi ya da manevi
olarak başkalarının sevgi, ilgi ve dostluğuna muhtaç pek çok insan
bulunmaktadır. Güler yüzle hatırlarını sormak, gerektiğinde oturmaları için
yer vermek, yahut basit de olsa bir ihtiyaçlarını gidermek, yaşlılar için
çok büyük anlamlar ifade edecektir. Unutmayalım ki bugünün yaşlıları dünün
gençleri olduğu gibi bugünün gençleri de yarının ihtiyarları olacaklardır.
Söz konusu olan yaşlı kimseler, kişinin anne ya da babası ise onlara karşı
sergilenmesi gereken saygı, sevgi ve merhamet dolu tutum ve davranışlar
kesin bir dini görev halini alır. Hutbemi Sevgili Peygamberimizin
(s.a.s.) şu hadisleriyle bitirmek istiyorum: "Ana-babası ya da onlardan
biri yanında yaşlanıp da cennete giremeyen kimseye yazıklar olsun",“Küçüklerine merhamet
etmeyen, büyüklerine saygı göstermeyen bizden değildir.”
|
|

|
|
Yâsîn, 36/68 |
|
BÜYÜKLERE VE YAŞLILARA
SAYGI |
|
|
|
Aziz Mü’minler!
Allah'ın bizlere
bahşettiği hayat nimeti, doğumla ölüm arasında gerçekleşen bir yolculuktan
ibarettir. Bu yolculuk, çocukluk, gençlik, yetişkinlik gibi
dönemlerden geçiyor ve nihayet yaşlılık ve ihtiyarlık dönemine ulaşıyor.
Hayatın değişmez kanunu gereği, her dönemin insanı, zamanla yerini bir
sonraki dönemin insanına bırakıyor. Yaşlılık dönemine gelen insan üst
düzeyde bir hayat tecrübesine ulaşmış olmakta ise de fiziksel olarak
zayıflamaktadır. Kur'an-ı Kerim'de, "Kime uzun ömür verirsek, onu
yaratılış itibariyle tersine çeviririz, gücünü azaltırız.
Hâlâ düşünmeyecekler mi? "
buyurulmaktadır. Bu dönemde
insanlar ruhen daha hassas olmakta; ilgi ve desteğe daha çok ihtiyaç
duymaktadırlar. Bu bakımdan yaşlılar ve büyükler yalnızlığa terk
edilmemeli, sık sık ziyaret edilip gönülleri alınmalı, onlara gereken saygı
ve sevgi gösterilmelidir. Bu hem dînî hem de milli bir görevdir.
Muhterem Müslümanlar!
Sevgi, saygı ve
merhamet, Yüce Rabbimizin bize bahşettiği ulvi duygulardandır. İnsan ancak
bu ulvi duygular sayesinde mutlu olabilir. Bu duyguların olmadığı yerde
hüzün ve keder vardır. İşte bu sebeple dinimiz, insana saygı ve sevgiyi,
temel ahlaki görevlerimiz arasına koymuş büyüklere ve yaşlılara karşı
sergileyeceğimiz davranışlar konusunda önemli tavsiye ve uyarılarda
bulunmuştur. Bu sebeple anne ve babalarımız başta olmak üzere; yaşı bizden
ileride olan, bütün büyüklerimize karşı saygı göstermemiz gerekir.
|
|