|
28.10.2005 |
|
|
|

|
|
Al-i İmran Suresi 159. ayeti bizlere bu konuda şöyle ışık tutmaktadır: “
(Ey Muhammed!) İşlerinde onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip
azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (Ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah
tevekkül edenleri sever”
Aziz Müslümanlar!
İnsanlık, tarih boyunca adalet, iyilik, istişare ve eşit haklara sahip
olma gibi bazı değerlerin arayışı içinde olmuştur. Toplumlar, bu değerlerin
hayata geçirilmesini sağlamak amacıyla, değişik yönetim biçimlerini
uygulamış ve bu konuda daima daha iyinin peşinde olmuşlardır. Arayışlar
neticesinde, bu değerlerin güzel bir biçimde gerçekleşmesine imkan veren
Cumhuriyet idaresine ulaşılmıştır. Cumhuriyet, dinimizin öngördüğü
istişareye dayalı, hak ve özgürlükleri teminat altına alan, insanların
yeteneklerini ortaya koyabilmelerine imkan tanıyan, düşünce ve inançlarını
serbestçe ifade edebilecekleri bir idare şeklidir.
Aziz Mü’minler!
Kurtuluş savaşını gerçekleştiren iradenin bizlere kıymetli bir armağanı
olan ve ilanının 82. yılını bu günlerde kutladığımız Cumhuriyetin, özünde
taşıdığı ruha uygun olarak yaşatılmasının en temel vatandaşlık
görevlerimizden biri olduğunu unutmayalım. Bize bu kıymetli armağanı
bırakan başta Gazi M. Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi
hayırla anar, kendilerine Yüce Allah’tan rahmet ve mağfiretler niyaz
ederim.
[1] Keşfu’l-Hafa, 2847, C II sh 451
[2]Ahmed b. Hanbel, V, 411
[3]Al-i
İmran 3/159
|
|

|
|
Âl-i İmrân, 3/159 |
|
CUMHURİYET |
|
|
|
Muhterem Cemaat!
İslâm dini, insan fıtratına uygun olarak ortaya
koyduğu değerlerle insanların sağlıklı ve güçlü bir toplum halinde
yaşamalarını öngörmektedir. Dinimizin önem verdiği “aklın, malın, canın,
neslin, şeref ve haysiyetin” korunması ilkeleri, bugün evrensel değerler
olarak kabul görmüş temel hak ve hürriyetlerdendir. Her vesileyle samimiyet
ve kardeşliği tavsiye eden yüce dinimiz, bu ilkelerle ferdî planda
eşitliğin ve karşılıklı saygının vazgeçilmez değerler olduğunu
belirtmiştir. Nitekim sevgili Peygamberimiz, “İnsanlar tarağın dişleri gibi
birbirlerine eşittirler. Kimsenin kimseye takvadan başka bir üstünlüğü
yoktur.”[1] "Ey
insanlar Rabbiniz birdir, babanız birdir Arab’ın Arab olmayana, Arap
olmayanın Arab’a, beyazın siyaha ve siyahın beyaza hiç bir üstünlüğü
yoktur. Üstünlük ancak takva iledir"[2]
sözleriyle, temel hak ve hürriyetlerdeki bu eşitliği dile getirmektedir.
Değerli Müminler!
Kur’an ve Sünnet, ortaya koyduğu üstün değerlerle toplumların kendi hayat
şartlarını güzelleştirmelerine yardımcı olmuş, her hangi bir yönetim şekli
önermese de “Şûra” prensibini getirerek, toplum işlerinde fertlerin
katılımına fırsat tanımıştır. Dinimiz her vesileyle insanlar arasında
adaleti ve iyiliği emrederken, fikir ve ifade özgürlüğünü, temel hak ve
özgürlüklerde eşitliği ve istişareyi öngörmüştür.
|
|