|
29.07.2005
|
|
Değerli
Kardeşlerim!
Dürüstlük,
kişisel ilişkilerden toplumsal ilişkilere, ticari ve mesleki faaliyetlerden
kamu görevlerine kadar hayatın bütün alanlarını kapsayan ve mutlaka riayet
edilmesi gereken bir erdemdir.Bu itibarla; niyette ve düşüncede, özde ve
sözde, işte ve davranışta dürüst olup, her türlü sahtekârlıktan sakınmak,
dinin ve dindar olmanın bir gereğidir. Unutulmamalıdır ki, işçi-işveren;
amir-memur; hizmet alan-hizmet veren; müşteri-satıcı; eş, dost, arkadaş ve
komşular birbirlerine güvenmezlerse, böyle bir toplumda huzur ve
mutluluktan söz edilemez.
Çünkü toplumsal
hayatta huzur ve barış, iş hayatında verimlilik, insanların birbirlerine
dürüst davranmalarına bağlıdır. Eksik ölçüp eksik tartan, kalitesiz ve
kusurlu bir malı kaliteli ve kusursuz gibi piyasaya süren ve yalan
söyleyenlerin bu tür davranışlarını, İslam'ın vazgeçilmez değerlerinden
biri olan dürüstlükle bağdaştırmak mümkün değildir.
Muhterem
Müminler!
Üzülerek
ifade edelim ki, dürüst ve güvenilir insanların sayısı azaldıkça; can, mal,
namus ve nesil emniyeti tehlikeye girmekte, servetler yağmalanmakta, çek ve
senetler karşılıksız çıkmakta, sahte ürünler piyasaları doldurmakta, bir
çok alanda ahlâkî çöküş ve çürümeler başgöstermektedir.
O halde
geliniz,
bu kötü gidişatı durdurmak ve dürüstlüğü davranışlarımıza yansıtabilmek
için, toplum olarak üzerimize düşen görev ve sorumlulukları yerine
getirelim. Olduğumuz gibi görünüp, göründüğümüz gibi olalım. Doğruluktan
asla ayrılmayalım. Dürüstlük konusunda düşmanlarının bile takdirini
kazanmış olan sevgili Peygamberimizi kendimize örnek ve rehber edinelim.
Onun şu hadis-i şerif’ini aklımızdan hiç çıkarmayalım: "Kişinin kalbi
doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Dili doğru olmadıkça kalbi doğru olmaz.
Komşusu, kötülüğünden emin olmadıkça da kişi cennete giremez"
Hutbemi
Fussilet Sûresinin 30. ayetinin meâliyle bitiriyorum: "Şüphesiz "RabbimizAllah'tır"
deyip de, dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner
ve derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin, size vaat edilen cennetle sevinin!"
[1]Müslim, İman, 13. IV, 65
[2]Müslim, İman, 164; Ebû Dâvûd, Büyû, 50
[3]Müslim, İman, 43, 164; İbn Mâce, Ticârât: 45
[4]Ahmed b. Hanbel, Müsned, III / 198 |
|
Aziz
Müminler!
Yüce dinimiz İslam'ın öngördüğü insan tipinin temel özelliği doğruluk,
dürüstlük ve güvenilirliktir. Hud Süresinin 112. ayetinde; "Öyle ise
emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tevbe edenler de dosdoğru
olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı
hakkıyla görür" buyrularak, Hz. Peygambere ve müminlere, her alanda
dürüst olmaları emredilmiştir.
Sevgili Peygamberimiz de bir çok hadislerinde müminlere dürüstlüğü
emretmişlerdir. Sahabeden biri Peygamberimize gelerek; "Ey Allah'ın Rasulü!
İslam hakkında bana öyle bir söz söyle ki, senden sonra artık hiç kimseden
bir şey sormaya ihtiyacım kalmasın" demesi üzerine, Rasulullah, "Allah'a
inandım de, sonra da dosdoğru ol”
şeklinde karşılık vermişlerdir.
Dürüstlükle bağdaşmayan söz ve davranışlar ise dinimizde yasaklanmıştır.
Nitekim peygamberimiz (a.s.) bir gün pazarı dolaşırken, tahıl satan
birisinin yanına gelip, elini buğday yığınına daldırmış, altının ıslak
olduğunu görünce; sebebini sormuş, satıcının; "Yağmur yağmıştı, ondan
dolayı ıslandı" şeklinde cevap vermesi üzerine; "Niçin ıslak tarafı
insanların görebilmesi için üste getirmedin?"diye sorduktan sonra; "Bizi
aldatan bizden değildir"
buyurmuşlardır. Ayrıca "Kusurlu bir malı, ayıbını söylemeden satmak bir
Müslüman'a helal olmaz”
hadisiyle de insanların, bu konudaki bilgisizliğinden yararlanıp, kalitesiz
ya da kusurlu bir malı, kusurunu söylemeden satmanın Müslüman'a helal
olmayacağını ifade etmişlerdir.
|