|
30.09.2005
|
|
Değerli Müminler!
Kürsülerinden yapılan vaazlar ve minberlerinden
okunan hutbelerle camiler; edep, terbiye, sevgi, saygı, hak ve hukuk
anlayışının kazandırıldığı ilim ve irfan ocaklarıdır. Camilerden aldığımız
hikmet ve bilgilerle, kulaklarımıza ve gönüllerimize fısıldanan ilahi
mesajlarla hırs, kin, haset, gıybet, iftira gibi her türlü kötü duygu ve
düşüncelerden arınmayı; israf, haksızlık, içki, kumar, fuhuş gibi haram ve
günahlardan uzak kalmayı öğrenir; böylece Rabbimizin sevdiği ve razı olduğu
müminlerden oluruz.
Camilerde toplanan müminler; Allah’ın huzurunda birlikte kıyama durur,
secdelere kapanır ve gerçek kardeşlik duygusunun tadına varırlar.
Camilerden çıkışlarında da birbirleriyle görüşür, sevinçlerini paylaşır,
dertlerine ortak olur ve problemlerine karşılıklı olarak çözüm bulmaya
çalışırlar.
Aziz
Mü’minler!
Hafta münasebetiyle bir yandan camilerin
anlam ve önemini yeniden düşünüp tefekkür ederken; diğer yandan da
gönüllerin günah kirlerinden arınacağı, sevgi, saygı ve yardımlaşma
duygularının yoğunlaşacağı on bir ayın sultanı Ramazan ayına girmek
üzereyiz. İnşallah önümüzdeki salı akşamı teravih namazı kılıp, gece sahura
kalkacak, çarşamba günü de oruçlu olacağız. Şüphesiz Ramazan ayı, tutulan
oruçlarla, okunan mukabelelerle, yapılan vaaz ve nasihatlerle, coşkuyla
kılınan vakit ve teravih namazlarıyla camilerimizde daha anlamlı bir
şekilde değerlendirilmektedir.. Camilerin bu açıdan da önemi büyüktür. Bu
itibarla nefislerin terbiye edileceği, yoksulların gözetileceği, sevap ve
mükâfatın artacağı, af ve mağfiretin bolca ihsan edileceği Ramazan ayını
mümkün mertebe camilerin manevi atmosferinde değerlendirelim. Geçmişimizi
muhasebe ederek, günahlarımıza tevbe edelim. Kur’ân ayı Ramazanı fırsat
bilerek yüce kitabımızı çokça okuyalım, okunacak mukabeleleri takip edelim;
ayrıca meâl ve tefsirlerinden de anlamını öğrenmeye ve öğrendiklerimizi
hayatımıza tatbik etmeye gayret edelim.
[1]Müslim,
Mesacid, 288
[2]Bk,
Enfâl, 8/24 |
|
Değerli Müminler!
Yarından itibaren, “Camiler ve Din
Görevlileri Haftası”na gireceğiz. Hafta boyunca camilerimizin anlam ve
önemini hep birlikte yeniden hatırlayacak; varsa ihmal ve eksikliklerimizi
gidermeye, iyi ve güzel davranışlarımızı da artırmaya çalışacağız…
Muhterem Kardeşlerim!
Kalplerimize nûr, gönüllerimize huzur ve
mutluluk bahşeden yüce dinimiz İslâm; müminler arasında sevgi, saygı,
kardeşlik ve dayanışma bilincinin gelişmesi için evrensel prensipler
getirmiş, bu konuda çeşitli müesseselerin oluşturulmasını öngörmüştür. Bu
müesseselerin başında da camiler gelmektedir. Yüce Rabbimiz hutbemin
başında okuduğum Tevbe sûresinin 18. âyetinde; “Allah’ın mescitlerini,
ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren
ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru
yolu bulanlardan olmaları umulur” buyurarak ihtiyaç olması halinde;
müminleri cami ve mescitler inşa etmeye ve onarmaya teşvik etmişlerdir.
Sevgili Peygamberimiz (a.s.) da, “Mescidler Allah'a en sevimli olan
mekanlardır”(1) hadis-i şerifleriyle cami ve mescitlerin önemine
dikkatlerimizi çekmişlerdir.
Camiler; günde beş kez okunan ezanlarla ilahi çağrının yapıldığı yerlerdir.
İnsanlar bu çağrıyla tevhide, namaza, kurtuluşa, huzura ve manen dirilişe
davet edilirler.(2) Şüphesiz insanları manen diri tutacak, gönüllerine huzur
ve mutluluk bahşedecek yegane reçete, Allah ve Resûlünün hayat yüklü
mesajlarında mevcuttur. Günde beş defa ezan sesine kulak vererek camilere
koşup kulluk görevlerini yerine getiren mü’minler; her namaza duruşlarında
Allah’ın huzurunda bulunmanın manevî zevkine ererler.
|