|
Muhterem müminler!
Allah Teâlâ yarattığı her insana belli bir ömür takdir etmiştir. Akıl
nimetiyle donattığı insanı erginlik çağından itibaren ölünceye kadar tüm
yaptıklarından ve yapması gerektiği halde ihmalkarlık edip
yapmadıklarından sorumlu tutmuştur. Bununla birlikte insanı yalnız
bırakmamış, onun aklına rehberlik etmek üzerede Peygamberler ve kitaplar
göndermiştir. İşte bu noktada İnsana düşen görev hayatı ve yapıp
ettiklerini düşünmek ve değerlendirmektir. Ben ne idim, ne oldum sonum ne
olacak?
İnsan önce bir hücre, sonra ana rahminde bir yavru ve dünyaya geldiğinde
her haliyle bakıma muhtaç bir çocuk, sonra delikanlı, sonra yetişkin bir
insan. Gücü kuvveti yerinde, dilediği gibi davranabilme yeteneğinde. Ne var
ki bu hep böyle devam etmiyor. Her çıkışın bir de inişi olduğu gibi,
gençliğin bir de yaşlılığı vardır. Arkasından da ölümün geleceği muhakkak,
ama onunla ne zaman karşılaşılacağımızı bilemiyoruz. O bakımdan her an
ölüm gelecekmiş gibi hazırlıklı olmak zorundayız.
Değerli müminler!
Kendi kendimizi bir hesaba çekmeliyiz. Mutlaka gerçekleşecek olan ölümü ve
kıyameti hatırdan çıkarmamalı, davranışlarımıza bu kaçınılmaz gerçekleri
göz önünde tutarak yön vermeliyiz. Öne alınması ve ertelenmesi
mümkün olmayan ecel yakamıza yapışmadan düşünmeliyiz: Acaba ölüme ve
ahirete hazır mıyız? Bir çok insan geçen yıl aramızda olduğu halde bu yıl
aramızda bulunmuyorlar. |