|

|
|
Yine kalitesiz ve kusurlu malları,
kaliteli ve kusursuzmuş gibi satışa arz eden kişiler hakkında; “…Aldatan
bizden değildir” [7];
“Kusurlu bir malı, ayıbını söylemeden satmak bir Müslüman’a helâl
olmaz” [8]
buyurmaları; hatta kıyâmet gününde Yüce Allah’ın, kendileriyle
konuşmayacağı, rahmet nazarıyla bakmayacağı, affetmeyeceği kimselerden
birinin de, “..yalan yere yemin ederek ticaret malını fâhiş bir
fiyatla satmaya çalışanlar.”
[9]
olduğunu ifade etmeleri, tüketicinin alış-veriş esnasında korunmasına
yönelik manevî yaptırımlardır.
Peygamberimiz (s.a.v.)’in zaman zaman
pazarı denetlemeleri, temel tüketim mallarını piyasadan çekerek; mal arzında sıkıntıya yol
açıp, daha sonra fırsatını bulunca gerçek değerinin üzerinde satış yapan
karaborsacıları ağır ifadelerle eleştirmeleri;
[10] mal ve hizmet fiyatlarının
serbest piyasa ortamında, rekabet şartlarına göre oluşmasını istemeleri
[11]
ve her türlü tekelciliği yasaklamaları,
hem üretici hem de tüketicilerin
haklarını koruma amacına yönelik uygulamalardır.
Aziz Kardeşlerim!
İslâm dininin genelde hak kavramına,
özelde ise tüketicinin korunmasına verdiği bu büyük önem dolayısıyladır
ki; satın alınan mal veya ürünlerin kusurlu çıkması halinde, belirli
süreler içerisinde bunları iade etme hakkı tanınmış; böylece her türlü
aldanma, aldatma, hile ve haksız kazanca karşı tüketicilerin haklarının
korunması amaçlanmıştır.
O halde, İslâmî ve insanî duyarlılığa
sahip olan hiçbir kimse, gerek ürettiği ürünlerle, gerekse piyasaya arz
ettiği mal ve hizmetlerle tüketicilere zarar vermemelidir. Sağlığı
tehdit edici mahiyetteki, son kullanma tarihi geçmiş ya da bozulmuş
temel gıda ürünlerini satışa sunmamalıdır. Kalitesiz veya kusurlu
malları, kaliteli ve kusursuz gibi takdim etmemelidir. Müşterilerinin
bilgisizliğinden yararlanarak, onlara fahiş fiyatla mal ve hizmet
satmamalıdır. Bu konudaki hak ihlallerinin de, ödenmesi çok zor olan
birer kul hakkı olduğunu asla unutmamalıdır.
Dr. Muhlis AKAR
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı
__________________________
[1] Müslim, İmare, 36 Tirmizi, Cuma, 80
Cihad, 28
[2] Bk, Muvatta, H. No:1429; İbn Mâce, H.
No, 2341-2342; Ahmed b. Hanbel, I/313.
[3] Bk, Bakara 2/279
[4] Şuarâ: 26/181-183; ayrıca bk, En’âm:
6/152; İsrâ: 17/35.
[5] Mutaffifîn: 83/1-6.
[6] Müslim, İman, 164; Ebû Dâvûd, Büyû, 50
[8] Müslim, İman, 43, 164; İbn Mâce,
Ticârât: 45
[9] Müslim, İman: 171
[10] Bk, ibn Mâce, Ticârât, 6; Dârimî,
Buyû,12; Kamil Miras, Sahih-i Buhârî Muht. Tecrid-i Sarih Terc. D.İ .B.
Yay. VI / 449
[11] Bk, ibn Mâce, Ticârât, 27.
|
|
Muhterem Mü’minler!
Yaratılmışların en değerlisi olan
insanın; din, can, akıl, namus ve mal güvenliği gibi vazgeçilmez kabul
edilen temel hakları vardır. İnsanlara sağlanan bu haklar dokunulmazdır.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) insanların can, mal ve ırzlarının her
türlü saldırıdan korunduğunu beyan ederek;
[1]
bu hakların önemini vurgulamışlardır.İslâm’da
başkalarına zarar vermenin yasak oluşu”
[2]
bu temel prensiplerin bir gereğidir.
Günümüzde, tüketicilerin korunmasına
yönelik olarak, tüketici haklarıyla ilgili yapılan düzenlemeler de canın
ve malın korunması kapsamında değerlendirilebilir. Çünkü tüketici,
ihtiyaç duyduğu mal veya hizmetleri satın alıp tüketirken; gerek sağlık
yönünden, gerekse ekonomik yönden zarar görmemeli; kendisi de üretici
veya satıcılara zarar vermemelidir.
[3]
Değerli Kardeşlerim!
Yüce dinimiz İslâm, başından beri bu
konuyla da ilgilenmiş; mal ve hizmetlerin gerek üretimleri, gerekse
satış ve tüketimleri aşamasında, uyulması gerekli genel prensipler
getirerek, tüketicilerin haklarının korunmasını hedeflemiştir. Kur’ân-ı
Kerîm’de, “Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın. Doğru
terazi ile tartın. İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin.
Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”
[4]
“Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar, insanlardan
ölçerek bir şey aldıkları zaman tam ölçerler. Fakat, kendileri onlara
bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp, eksik
tartarlar. Onlar, o büyük gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Öyle bir gün ki, (o gün) insanlar Âlemlerin Rabbinin huzuruna
çıkacaklar”dır.
[5]
buyrulması, tüketicinin haklarını korumaya yönelik ilahi uyarılardır.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de, “Allah Teâlâ, bir iş
yaptığınız zaman, onu sağlam ve güzel yapmanzı sever”
[6]
buyurarak; daha üretim aşamasından itibaren tüketicilerin korunmasını
sağlayıcı mahiyette mesajlar vermişlerdir. |