|

|
|
insan tertemiz fıtrat üzere
yaratılmıştır…” (4)
Aynı şekilde ana-babaya, kadınlara, yaşlılara şefkat gösterilmesini ve
iyi davranılmasını emretmiş; kişinin mü’min kardeşine tebessümde
bulunmasının bile sadaka olduğunu belirtmişlerdir. Şüphesiz bütün bunlar
o Yüce Peygamber’in âlemlere rahmet olarak gönderildiğini
göstermektedir.
Saygıdeğer Müminler!
Sevgili Peygamberimiz’in “âlemlere rahmet
oluşu” yalnızca insanlarla sınırlı kalmayıp, bütün
canlıları kuşatmıştır. Bir hadislerinde; “Allah, merhametli
olanlara rahmetiyle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere
merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsinler...”
(5) buyurarak bütün varlıklara şefkatle muamele edilmesini
istemişlerdir. Diğer bir hadislerinde de; “Haksız yere bir
serçeyi bile öldürenden Yüce Allah kıyamet gününde hesap soracaktır”
(6) buyurmuşlardır. Bir defasında açlıktan karnı sırtına
yapışmış, yorgun ve bitkin duruma düşürülmüş bir deve görünce;
“Konuşamayan bu hayvanlar hakkında Allah’tan korkun” (7)
buyurarak deve sahiplerini ikaz etmiştir. Yine
kedisini aç bırakarak işkence eden bir kadının ilahi cezaya uğrayacağını
bildirmiş, köpeğe yaptığı iyilik yüzünden de bir kişinin cennete
gireceğini haber vermişlerdir.
(8)
O halde Aziz Kardeşlerim,
geliniz, bizler de Sevgili Peygamberimiz
gibi; ailemiz, çocuklarımız, komşularımız, akrabalarımız, kısaca tüm
insan ve canlılar için rahmet vesilesi olalım. Elimizle, dilimizle, iş
ve icraatlarımızla çevremize faydalı olup, güven, huzur ve mutluluk
verelim.
Sözlerimi, hutbemizin başında okuduğum
âyet-i kerimenin meâliyle bitiriyorum:
“(Ey Muhammed!) Seni ancak
âlemlere rahmet olarak gönderdik.”
Dr. Muhlis AKAR
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı
_____________________
1- Enbiya 107
2- Dârimî, Sünen, “Mukaddime”, 3.
3- Buhâri, Edep, 18.
4- Müsned, Ahmed İbn Hanbel, III/ 435.
5- Tirmizi, Birr 16; Ebû Dâvud, Edeb 58.
6- Nesâi, Dahâyâ, 42.
7- Ebu Davud, Cihad, 44.
8- Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 16; Şirb, 9,Edeb,
27; Müslim, Enbiya, 54; Müslim, Selam, 153.
|
|
Değerli Müminler
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) henüz
dünyaya gelmeden önce, insanlar değer ölçülerini yitirmiş, yollarını
şaşırmışlardı. Küfür ve şirk gönülleri karartmış, haksızlık hayatın
bütün alanlarını kuşatmıştı. Sosyal hayat bozulmuş, ahlâkî değerler
yozlaştırılmıştı. Akrabalık bağları koparılıyor, komşuluk hukuku ihlâl
ediliyordu. Kadınlara insanî muâmele yapılmıyor, zâlimler mazlumları
eziyor, emeğin hakkı verilmiyordu.
Muhterem Kardeşlerim!
İşte Sevgili Peygamberimiz, karanlığın
böylesine yoğun olduğu bir dönemde dünyayı şereflendiriyordu. Sapıklık,
putperestlik ve hurafelerle kararan gönülleri, Kur’ân’ın nûruyla
aydınlatıyor; insanlığı yalnızca, Allah'a kulluk etmeye çağırıyordu. Bu
çağrıya kulak verenlere, sözün doğrusunu söylemeyi, emanete riâyet
etmeyi, akrabalık bağlarını korumayı, komşularla iyi geçinmeyi ve kan
dökmekten sakınmayı öğütlüyordu. Zina yapmaktan, yalan söylemekten,
yetim malı yemekten, haksız kazanç sağlamaktan, namuslu insanlara iftira
etmekten uzak durmayı emrediyor; insanları namaz kılmaya, oruç tutmaya,
zekât vermeye, iyilik yapmaya, bireysel ve toplumsal sorumluluklarını
yerine getirmeye davet ediyordu. Çünkü O, Yüce Kur’ân’ın ifadesiyle
“alemlere rahmet olarak gönderilmiş”ti.(1) Bir
hadislerinde; “Ben bir rahmet ve hidayet rehberiyim”
(2) buyurmuş; müşriklere bedduâ etmesini teklif edenlere,“Ben
lânet eden değil, âlemlere rahmet olarak gönderildim” diye cevap
vermiştir.
Çocuklara şefkat ve merhamet gösterilmesini istemiş; çocukları öperken
birisinin; Ya Rasûlallâh, ‘Siz çocukları öper misiniz? Ben çocukları hiç
öpmem’ demesi üzerine;
“Allah senin
kalbinden şefkat ve merhameti çıkardıysa ben ne yapayım!”
(3)
diye bu
kişiyi uyarmıştır.
Bir savaş esnasında bir kaç çocuğun çarpışan iki taraf arasında kalıp
öldüğünü görünce, bundan büyük üzüntü duymuş; “Ey Allah'ın Rasûlü, neden
bu kadar üzülüyorsunuz, bunlar müşrik çocuklarıdır” diyenlere şu ibretli
cevabı vermişlerdir; “Bunlar müşrik çocukları da olsa
masumdurlar…Dikkat edin, çocuk öldürmeyin! Her |