|
21.04.2006 |
|
|
|

|
|
Saygıdeğer Müminler!
Zulüm, bireysel ve toplumsal huzurun
bozulmasında, insanların haysiyet ve onurlarının zedelenmesinde baş
etkendir. Zulüm, bir toplumda birlik ve beraberliğin, sevgi, saygı ve
sadakatin, barış ve hoşgörünün önündeki en büyük engeldir. Zulüm,
fıtratı bozulmuş, gönlü kirlenmiş, vicdanı kararmış insanların bir
niteliğidir. Bu konumdaki insanlar belki dünyada nefislerini tatmin
edebilir, emellerine ulaşabilirler ama her şeyin ayan beyan ortaya
döküleceği ahirette kendilerini kötü bir sonun beklediğini asla
unutmamalıdırlar.Kur’an’ın ifadesiyle kıyamet günü “Zulmedenlere,
‘Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle yaptıklarınızın cezasına
çarptırılıyorsunuz’ denilecektir”4. Alemlere rahmet
olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz de bir hadis-i şeriflerinde
"Zulümden sakınınız. Zira zulüm, kıyâmet günü (sahibini kuşatan)
karanlıklar (olacak)dır."5 buyurarak, zalimlerin ahirette
karşılaşacağı zor durumu dile getirmiştir.Unutulmamalıdır ki haksızlık
ve zulüm, ahirette, zulmeden kişiyi iflasa götürür. Bir defasında
Sevgili Peygamberimiz, “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye
sorduğunda, Ashâb: “Bize göre müflis, parası ve malı olmayan kimsedir”
dediler. Peygamberimiz: “Şüphesiz ki ümmetimin müflisi; kıyamet günü
namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip; şuna sövdüğü, buna iftira ettiği,
şunun malını yediği, bunun kanını döktüğü, şunu dövdüğü için
iyiliklerinin sevabı başkalarına verilen ve üzerindeki kul hakları
bitmeden sevapları bittiği için hak sahiplerinin günahları kendisine
yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir”6 buyurdular.
Hutbemizi Sevgili Peygamberimizin bu
konudaki bir uyarısıyla bitirelim:
“Mazlumun bedduasından sakınınız. Çünkü
onunla Allah arasında perde yoktur"7
___________________
1- Enfâl, 24.
2- Al-i imran, 140.
3- Müslim, Îmân 218.
4- Yunus, 10/52
5- Buhârî, Mezâlim, 8.
6- Müslim, Birr, 59.
7- Buharî, Cihâd, 180. |
|

|
|
Yunus, 10/52 |
|
|
|
İNSANA
SAYGI VE ZULÜM |
|
|
|
Muhterem Müslümanlar!
İslâm dinî, insana büyük değer vermiş, ona
vazgeçilmez haklar tanımış ve bu hakları dokunulmaz kabul etmiştir.
Günümüzde temel insan hakları olarak nitelendirilen bu haklar, insanın
emniyetini, huzur ve mutluluğunu hedeflemektedir. Şüphesiz insanlık
aradığı huzur ve mutluluğu ancak İslam’ın evrensel değerlerine gönlünü
açmakla bulabilecektir. Kur’an-ı Kerim’de; “Ey iman edenler! Allah ve
Resûlü, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, o çağrıya uyun…”1
buyurularak, ilahi mesajların insanlara “hayat” verdiği dile
getirilmiştir. Gerçekten cehalet ve zulüm gibi hayatı adeta yaşanmaz
hale getiren nice olumsuzluklar içinde yüzen insanlık, İslâm’ın
gelişiyle adeta yeniden hayat bulmuştur. Zira bu rahmet yüklü ifadelerin
merkezinde hep insan, insana saygı ve insanın dünya-ahiret mutluluğu yer
almıştır. Şüphesiz huzur ve mutluluk filizleri, sadece hakların
gözetildiği bir ortamda yeşerebilir.
Değerli Kardeşlerim!
Adaletin, hak ve hukukun gözetilmediği
ortamda zulüm vardır. Şüphesiz insan onur ve şerefiyle bağdaşmayan,
temel hak ve hürriyetlere aykırı her türlü tutum ve davranış zulümdür.
Bir insanın asla vazgeçemeyeceği hayat hakkından tutun da, emeğinin
gaspına, fitne, fesat, iftira ve gıybetle huzur ve mutluluğunun elinden
alınmasına varıncaya kadar sözlü ve fiili her türlü tutum
zulümdür.Hiçbir sebep zulmü, meşru kılamaz. Dinimiz, gerek insana
gerekse diğer canlılara karşı zulmü kesin olarak yasaklamıştır. Kur’an-ı
Kerim’de “Allah zulmedenleri sevmez.”2 buyurularak,
zulüm ile Allah’ın rıza ve sevgisinin bir arada bulunamayacağına vurgu
yapılmıştır. Sevgili Peygamberimiz de yemin ederek insanlara haksızlık
ve zulmeden kişinin, cehenneme gireceğini, cennetten de mahrum
bırakılacağını ifade etmiştir.
3 |
|