Sunday, November 21, 2021

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Kanal 7’nin canlı yayın konuğu oldu

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Kanal 7’nin canlı yayın konuğu oldu

 

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Kanal 7’nin canlı yayın konuğu oldu
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Kanal 7’nin canlı yayın konuğu oldu
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Kanal 7’nin canlı yayın konuğu oldu
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Kanal 7’nin canlı yayın konuğu oldu
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Kanal 7’nin canlı yayın konuğu oldu

 

Başkent Kulisi programının konuğu olan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, salgın hastalık sürecinde yürütülen din hizmetleri ve eğitimi, il buluşmaları programları, Başkanlığı hedef alan manipülasyon ve algı operasyonları gibi birçok konuda değerlendirmelerde bulundu

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Kanal 7 ekranlarından canlı yayınlanan Başkent Kulisi programının canlı yayın konuğu oldu.

Gazeteci Mehmet Acet’in sorularını cevaplayan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığının önemi, salgın hastalık sürecinde yürütülen din hizmetleri ve din eğitimi, il buluşmaları programları, çocuklara ve gençlere yönelik yürütülen faaliyetler, Başkanlığı hedef alan manipülasyon ve algı operasyonları gibi birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Acet’in, Başkan Erbaş’a, yeniden Diyanet İşleri Başkanı olarak görevlendirilmesiyle ilgili düşüncelerini sorması üzerine, “Öncelikle muhterem Cumhurbaşkanımıza şükranlarını arz ediyorum. Bu çok mukaddes, ulvi göreve bizi layık görmesi sorumluluğumuzu arttırıyor. İnşallah buna layık oluruz. Bizden önce nice hocalarımız bu görevi ifa ettiler. Bugüne kadar benden önce 17 hocamız bu görevi ifa etmişler. Bugün emanet bizim üzerimizde. Bu bir emanettir İnşallah milletimize doğru dini bilgi ulaştırma ve doğru din hizmetini ulaştırma noktasında elimizden gelen gayreti gösteririz.” dedi.

Başkan Erbaş, sahih dini bilgi ve doğru din hizmetinin vatandaşlara ulaşması noktasında Diyanet İşleri Başkanlığının çok büyük bir öneminin olduğunu belirterek, “Diyanet İşleri Başkanlığı nevi şahsına münhasır bir kurumdur. Türkiye'de özellikle dini anlayışı Kur'an ve sünnet çizgisinde devam ettirme, marjinal anlayışlara çok fazla itibar etmeme noktasında Diyanet İşleri Başkanlığının çok büyük bir payı var. Başka ülkelere baktığımız zaman farklı din anlayışındaki insanların camilerde bile kavga etmesi, camilerde bile saldırılar düzenlemesi, böyle bir teşkilatın olmayışından kaynaklanıyor. Rabbimizin müsaade ettiği kadar bu teşkilatta hizmet etme bu ana kadar nasip olduğu gibi bundan sonra da elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Biz diyoruz ki, Rabbim kolaylaştır, zorlaştırma ve hayırla bu görevi tamamlamayı nasip eyle.” diye konuştu.

Salgın sürecinde Diyanet’in hizmetleri

Salgın sürecinde yürütülen çalışmalara değinen Başkan Erbaş, “Merkezden mezraya ülkemizin her yerinde (personeli) olan tek kurum biziz. İmamlarımız, milletimize sadece camide namaz kıldırmakla görevli değil, milletimizin iyi günlerinde, kötü günlerinde sürekli yanında. Salgın döneminde de hamdolsun Vefa Destek Gruplarında 61 bin hocamızla çalıştık. Evlerinden çıkamayan yaşlılarımızın ihtiyaçlarını giderdiler. Pek çok imamımızın camilerinin bir köşesini market haline getirdiğini gördük. İhtiyaç sahipleri geliyor oradan ihtiyacı kadar alıyorlar. Bu noktada milletimize de ben teşekkür ediyorum. Camilerimizin 3 ay kadar cemaatle namaza kapanma dönemi oldu. Milletimiz hiçbir zorluk çıkarmadı.” ifadelerini kullandı.

Başkan Erbaş, salgın hastalıkla mücadele kapsamında alınan tedbirleri Diyanet İşleri Başkanlığı olarak vaazlarda, hutbelerde sürekli vatandaşlara hatırlattıklarını söyledi.

“Vatandaşlarımızın talepleri doğrultusunda camilerde safları sıklaştırıyoruz”

Camilerde saf düzenindeki mesafelerin kaldırılması noktasında vatandaşlardan yoğun talepler olduğunu belirten Başkan Erbaş, “Bunu biz tedrici olarak yaptık. Bu dönemde de aşı olan kardeşlerimizin sayısı da artıyor, aşı olunmasını da teşvik ediyoruz. Bir taraftan temizliğe, maskeye dikkat etmek suretiyle milletimizden gelen talepleri mümkün olduğunca karşılamaya çalışıyoruz. Milletimizin geçmiş dönemde nasıl mesafe noktasında bize destek olmuşsa biz de onlara destek olmuş isek bugün de onların talepleri doğrultusunda yavaş yavaş yüz yüze eğitimler başladı, Kur'an kurslarımızda yüz yüze eğitimler başladı. Mümkün olduğunca yine tedbirlere riayet ederek şimdi de yavaş yavaş saf düzenini sıklaştırmaya çalışıyoruz. Ama bu tamamen normalleştik, tedbirleri elden bırakalım anlamına gelmiyor.” şeklinde konuştu.

Başkan Erbaş, salgın nedeniyle ara verilen umre ziyaretleri ve kısıtlı sayıyla yerine getirilen hac ibadetiyle ilgili henüz yeni bir gelişmenin olmadığını dile getirerek, “Gönlümüz açılmasını istiyor ama bu konuda karar verici olan biz değiliz, Suudi Arabistan. Gerekli müzakereleri yapıyorlar, biz de zaman zaman görüşüyoruz. Biz onların kararını bekleyeceğiz. 2 milyon kadar kardeşimiz Hac için kayıtlı, bekliyor. Eğer belli olursa; mesela Suudi Arabistan bir sayı verirse; kriterleri bekleyeceğiz. Açılırsa, ne kadar kontenjan verilirse Türkiye’ye bizim hazırlıklarımız tam. Milletimiz müsterih olsun. Bu konuda geçmiş dönemde kendisine kura çıkan vatandaşlarımızın önceliği var.” diye konuştu.

Kudüs ziyaretleri başlıyor

Diyanet İşleri Başkanlığının Kudüs ziyaretlerini başlattığını dile getiren Başkan Erbaş, “Bu ayın sonundan itibaren Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar olmak üzere 4 günlük Kudüs ziyaretlerimiz başlıyor. Farklı kategoride uygulamalarımız olacak. Kudüs ziyaretlerini çok önemsiyoruz. İlk kıblemiz, Miraç mahalli, vahyin kutsadığı şehir diyoruz. İsrail'in zaman zaman saldırıları oluyor. O saldırılara Diyanet İşleri Başkanlığı olarak hemen gerekli tepkileri gösteriyoruz. Bu Ramazan Bayramı'nın hemen arefesinde Mescid-i Aksa'ya bir saldırı olmuştu. O gün uluslararası bir toplantı düzenleyerek çevirim içi İslam ülkelerinin Diyanet İşleri Başkanları, Din İşleri Bakanları ile geniş çaplı bir toplantı yaptık. Bütün camilerimizde Kudüs'e dua ettik. Bizim gönlümüzde Kudüs her zaman Filistin'in başkentidir ve kıyamete kadar da öyle kalacaktır. Müslümanların Kudüs'te Mescid-i Aksa'da çok daha fazla görünür olmaları gerektiğini düşünüyorum. Filistinli kardeşlerimiz de Türkiye'den ve bütün Müslüman ülkelerden Kudüs'e ne kadar çok ziyaret olursa onlar o kadar bundan memnun oluyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

“Din istismarı ile mücadele seferberliği başlattık”

Başkan Erbaş, ‘İl Buluşmaları’ programları kapsamında illere yaptıkları ziyaretlerle ilgili detayları paylaşarak, şunları söyledi:

“Milletimizle bir araya gelmeye gayret ediyoruz. Şırnak'tan başladık. Hakkari, Muş, Diyarbakır, Bitlis, Van şuana kadar 33 il olmuş. 33. programımızda geçtiğimiz günlerde Bingöl'de gerçekleşti. Gittiğimiz yerde öncelikle bütün görevlilerimiz ile bir toplantı yapıyoruz. Hepsi ile büyük bir salonda toplanıyoruz. Onlara devletin bize vermiş olduğu bir görev var, toplumu din konusunda aydınlatma. Ama nasıl aydınlatacağız? Buradaki düsturumuz, ilkemiz ne olacak? Kur'an ve sünnet çizgisinde doğru dini bilgi hurafelerden, aşırılıklardan, şiddetten uzak. Biz bunu yapmazsak tabiat boşluk kabul etmiyor. O boşlukları başkaları dolduruyor. Zaman zaman din ve şiddet kavramını bir araya getirerek bakıyorsunuz terör örgütü bile olabiliyor. DEAŞ, Boko Haram, Eş-Şebab, FETÖ gibi istismar ederek. Biz aynı zamanda din istismarı ile mücadele seferberliği başlattık. Sadece bu 33 ilimiz değil ülkemizin bütün illerinde, bütün ilçelerinde dinimizi nasıl istismar ediyorlar bunu anlattık milletimize. Yayınlar yaptık. Mesela FETÖ ve DEAŞ’la ilgili kitapçıklar hazırladık. 2 milyon adet bu kitapçıklardan gençlerimize, insanımıza dağıttık.”

“Cezaevlerinde hafızlar yetişiyor”

Türkiye genelinde 2 bine yakın manevi rehberle, öğrenci yurtlarında, hastanelerde, cezaevlerinde hizmet ettiklerini ifade eden Başkan Erbaş, “Cezaevlerinde bizim manevi rehberlerimizin yapmış olduğu rehberlik sayesinde Kur’an eğitimine, din eğitimine başlayan, hafız olan kardeşlerimiz var. Bingöl Cezaevi’nde hafız olan kardeşimiz var. Konya Cezaevi’nde geçen yıl birkaç kardeşimiz hafız oldu. Sincan Cezaevi’ne hafızlık merasimine gittim. Orada birkaç kardeşimiz hafızlığını bitirmiş ve yarıya gelmiş vardı. Bu ıslah hareketidir. Biz her zaman Diyanet İşleri Başkanlığı olarak her zaman hayra çağıracağız, iyiliği emredeceğiz, kötülükten men edeceğiz.” diye konuştu.

“150 bin çocuğumuz 4-6 yaş Kur’an kurslarımızda değerlerini öğreniyor”

4-6 yaş grubu çocuklara Kur’an kursları açtıklarını belirten Başkan Erbaş, “Peygamber Efendimiz çocuklarınız 7 yaşına gelinceye kadar onlara temel dini bilgiler öğretiniz, buyuruyor. Bu çocuklarımıza ilahiyat fakültesini bitirmiş hoca hanımlar ders veriyor. Bu hocalarımız pedagojik eğitim alıyor ve ancak onlar derse girebiliyor. Şu anda 150 bine yakın çocuğumuz bu sınıflarda. Bunlarla ilgili dört kitap hazırladık. Bu kitaplarımızdan ikisi öğreticilerimize ikisi de çocuklarımıza yönelik. Bu kitapları uzmanlarla hazırladık. Çocuk gelişim uzmanları, Milli Eğitim Bakanlığı'nda okul öncesi eğitimi almış uzmanlar, Başkanlığımızda ilgili uzmanların bir araya gelmesi ile hazırladığımız bu kitaplardan hem öğretmenlerimiz istifade ediyor hem çocuklarımız istifade ediyor.” ifadelerini kullandı.

“Algı operasyonları, manipülasyonlar dinimize zarar veriyor”

Başkan Erbaş, Acet’in Diyanet İşleri Başkanlığını hedef alan algı operasyonları ve manipülasyonlarla ilgili, “Bu saldırıları Ali Erbaş olarak değil de Diyanet İşleri Başkanı olarak nasıl karşılıyorsunuz?” sorusuna şu şekilde cevap verdi:

“Üzüntü ile karşılıyoruz. Şahsımız burada söz konusu değil, bizden önceki Başkanlarımıza da bu saldırılar oldu. Onların üzüntülerine de şahit olduk. Keşke olmasa. Kur’an-ı Kerim’de bir ayet var, “O gün yalancıların vay haline” şeklinde tercüme edebiliriz. Yalan söylemek bizim inancımızda en büyük günahlardandır. Dolayısıyla kimse ne olur yalan söylemesin, iftira atmasın. Hele iftira çok daha büyük günahtır. Dolayısıyla belki bilmiyorlar, bizi tanımıyorlar. Bizi tanımaları o kadar da zor değildir. 24 saat ulaşılabilecek insanlarız. Sadece şahsım için demiyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda tüm yetkililere her an ulaşıp doğru bilgi almak mümkündür. Doğru bilgiyi almadan, yalan yanlış, çeşitli sahte hesaplardan yapılan bazı iftiralardan hareketle haber yapmak, bunlar çok üzücü. Milletimize zarar veriyor. Sadece Diyanet İşleri Başkanlığına değil, dinimize de zarar veriyor. Bu bilgileri doğru zannederek onun üzerinden dine, Diyanete saldırıyorlar. Bu çok büyük bir vebaldir. Hiç kimse buna tevessül etmesin. Yunus Emre’nin, Yaratılanı severim Yaradan’dan ötürü, felsefesinden hareket ederek tüm yaratılmışları sevmeye gayret ediyoruz. Bu konuda sizin aracılığınızla bütün kardeşlerimize sesleniyorum, hiç kimseye, sadece Diyanet İşleri Başkanına, Başkanlığına değil hiç kimseye doğruluğundan emin olmadığı bir konuyla zarar vermesinler. Bakınız bir ayet-i kerimede Rabbimiz buyuruyor ki, “Ey iman edenler size bir fasık haber getirdiği zaman onu araştırın” Araştırmadan bu yanlış bilgiyi yayarsanız bir topluluğa, bir ferde zarar vermiş olursunuz.

Benim hiçbir zaman söylemediğim ve hiçbir zaman söylemeyeceğim bir cümle, bir sahte hesapta yazılıyor. Hayret ediyorum bu zat, bu yalan bilgiyi nasıl kullanıyor da bunun üzerinden paylaşımlar yapıyor. Binlerce, belki on binlerce kişi bunun üzerinden dine ve Diyanete saldırıyor. Çok büyük bir vebaldir. Bunlara millet olarak çok dikkat etmemiz lazım. Biz buna üzülüyoruz ama bir taraftan da sabretmemiz gerekiyor. Doğru bilgide ısrar etmemiz gerekiyor. Zaman zaman, Diyanet İşleri Başkanlığı olarak biz doğruyu açıklıyoruz ama aylar, yıllar sonra o yalan haberler tekrar gündeme getiriliyor.”

“Dua yapmayı eleştirmeyi izah edemiyorum”

Başkan Erbaş, çeşitli programlarda yaptığı duaların eleştirilmesinin sorulması üzerine, “Dua müminin en büyük gücüdür. Biz Müslümanız. Müslüman olarak dua yapmak kadar güzel bir şey var mı? Bunu eleştirmeyi ben izah edemiyorum. Politikaya bulaştırmamak lazım. Siyasi görüşü ne olursa olsun, Müslümansa, hatta Müslüman olmayan da dua yapıyor. Allah'tan iyiliği, güzelliği istemek nerede olursa olsun çok güzel bir şey değil mi?

Furkan Suresi’nin son ayeti, “Dualarınız olmasaydı, Rabbim size ne diye değer verecek.” Dua ederek değerimizi arttırıyoruz. Onun için özellikle istirham ediyorum bu konuda işte bilerek, bilmeyerek yapılıyor belki alet ediliyor. Bizim niyetimiz halistir. Biz hiçbir zaman çağrılmadığımız yere gidip dua etmeyiz. Eğer merasimi düzenleyen kimse; buna teşekkür etmek lazım. Duayı alet etmek, farklı anlamlar yüklemek doğru değil. Duaya sığınmak, duayı teşvik etmek lazım. Bunun dışındaki görüşlerin doğru olmadığı kanaatindeyim.” cevabını verdi.

“Bütçemizin yüzde 96’sı personel maaşları”

Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi ile ilgili tartışmalara da cevap veren Başkan Erbaş, şunları söyledi:

“Bizim bütçemiz, devlet kurumu olduğumuz için ve çalışanlar da devlet memuru olduğu için bütçemizin yüzde 96’sı maaşlara, personel masraflarına gidiyor. Geriye kalıyor yüzde 4. O, yüzde 4'le biz planladığımız hizmetlerin yarısını bile yapamıyoruz. Bizim personel sayımız fazla. Buna rağmen bizim şu an 15 bin imam ve müezzine ihtiyacımız var. 9 bin de Kur'an kursu öğretmenine ihtiyacımız var. İllerden, ilçelerden, köylerden sürekli arıyorlar bizim köyümüzde, mahallemizde imam yok diye. Çünkü istediğimiz kadar ilan açamıyoruz. Bu sözler bizi üzüyor. Çünkü devlet imam olarak atamış, onun maaşını verecektir. 130 bin 630 kadar personelimiz var. Bunun dışında camilerimiz, Kur'an kurslarımız yapılıyor. Bunlar devletin verdiği ödeneklerle değil, tamamen milletimizin ve Türkiye Diyanet Vakfı katkılarıyla yapılıyor.”