TRT 1 ve Diyanet TV ekranlarında yayınlanan “Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması”nın finali, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Programa, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş da katıldı.
TRT 1 ve Diyanet TV ekranlarında bu yıl 10’uncusu yayınlanan “Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması”nın finali, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, yarışmanın büyük finali vesilesiyle katılımcıları milletin evinde ağırlamaktan, manevi havayı birlikte solumaktan büyük bahtiyarlık duyduğunu söyledi.
Katılımcılara, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne, bu gazi mekana "hoş geldiniz" diyen Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "Bugün bizlerle beraber olan hocalarımıza, hafızlarımıza programa teşrif eden Kur'an bülbülü kardeşlerime ve siz kıymetli konuklarımıza canıgönülden teşekkür ediyorum. Sözlerimin hemen başında artık uğurlamakta olduğumuz ehli imanın üstüne saye salan, ehli irfanın üstüne nur gibi doğan Ramazan-ı Şerif'inizi ayrı ayrı tebrik ediyorum." dedi.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, kalplere sürur, hanelere huzur, sofralara bereket getiren bu mübarek günlerin hem uhuvveti hem de muhabbeti güçlendirmesini Allah'tan niyaz ederek, şöyle konuştu:
"Aynı şekilde yardımlaşma ruhunun zirve yaptığı bu rahmet mevsiminin ülkemiz, milletimiz, İslam dünyasındaki kardeşlerimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bu gece yüce Allah'ın bin aydan daha hayırlı olduğunu müjdelediği Leyle-i Kadri de inşallah idrak etmenin sevincini yaşıyoruz. Beşeriyetin Hazreti Kur'an ile müşerref olduğu bu kutlu gecenin gerek milletimiz, gerekse İslam alemi için hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Edeceğiniz duaların, yapacağınız ibadetlerin, semaya açılan ellerden arşı alaya yönelen kalplerden intişar edecek o samimi niyazların Hak katında kabul ve karin olmasını diliyorum."
"Yeise düşmek bize haram kılınmıştır"
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şöyle devam etti:
"Gazze'deki mazlumlar başta olmak üzere, gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde ramazanı ve Kadir Gecesi'ni zorlu şartlar altında ihya etmeye çalışan tüm kardeşlerime, yine buradan en güçlü dayanışma mesajlarımı gönderiyorum. İmkanlar ne kadar kısıtlı, zalim ne kadar azgın, zulüm ne kadar şedit olursa olsun ümidini yitirmeyen dirayetle, metanetle, sabırla ve elbette izzet ve haysiyetle var oluş mücadelesi veren tüm kardeşlerimizin yanında olduğumuzu ve daima yanlarında olacağımızı bir kez daha ifade ediyorum."
Özellikle içinde bulunulan kasvetli günlerde paylaşmak istediği bir mesajı olduğunu aktaran Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "Yeise düşmek bize haram kılınmıştır. Müstekbir ve müstevliye boyun eğmek, zulme rıza göstermek bize yasaklanmıştır. Alemlerin Rabb'inden umudumuzu asla kesmeyeceğiz. Bizi sürüklemek istedikleri karamsarlık girdabına kesinlikle düşmeyeceğiz. Gücümüz yetiyorsa elimizle, yetmiyorsa dilimizle kötülüklere karşı koyacağız. Onu da yapamıyorsak hiç olmazsa kalbimizle buğzedeceğiz. Dik duracağız, kimseden çekinmeden, korkmadan, eğilip bükülmeden hakikati haykıracağız. Zalimin hasmı mazlumun dostu olacağız." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Filistin'de, Lübnan'da, Sudan'da, Somali'de, Yemen'de, Arakan'da kalbimizin attığı, elimizin uzandığı her yerde mazlumların, masumların, gariplerin, yetim ve öksüzlerin yanında olmaya inşallah devam edeceğiz. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun diyorum. Yine sizlerin vasıtasıyla 81 ilimizin yanı sıra yeryüzünün dört bir yanında İ'la-yi Kelimetullah davasına gönül veren, kendisini bu yola vakfeden, ilmiyle, ahlakıyla, gayesiyle, eserleriyle, cehdi ve emeğiyle ümmete katkı sunan Fahri Kainat Efendimizin bizlere emanet ettiği ve her ikisine de sımsıkı sarıldığımız müddetçe yolumuzu şaşırmayacağımızı müjdelediği Kur'an ve sünneti dimağlara nakış nakış işleyen tüm hocalarımıza, kardeşlerimize buradan saygı, sevgi ve şükranlarımı iletiyorum."
"Bu ümmetin, bu milletin, bu medeniyetin bir parçası olmakla daima iftihar ediyoruz"
İslam'a, Müslümanlara ve insanlığa hizmet etmiş, hayatını 'Emri bil maruf nehyi anil münker' yoluna adamış ve sonunda emaneti sahibine teslim ederek fani dünyadan ukbaya göç etmiş tüm hocaları ve tüm büyükleri rahmetle yad ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "Rabb'im hepsinden razı olsun, onları cennetiyle cemaliyle şereflendirsin. Bizleri de inşallah Efendimizin (s.a.s.) Liva-ül Hamd sancağı altında kendileriyle haşr-u cem eylesin. Birazdan ödüllerini takdim edeceğimiz tilavetleriyle gönül bahçemizi yeşerten Kur'an bülbüllerini tebrik ediyorum." dedi.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, aynı şekilde büyük finale katılan tüm karileri, hafızları ve hocaları da yürekten kutladığını belirterek, "10'uncu yaşını dolduran Kur'an-ı Kerim'i güzel okuma yarışmasının daha nice seneler devam etmesini, bu müstesna organizasyonun hanelerimizi daha nice yıllar Kur'an sesleriyle tezyin etmesini diliyorum." dedi.
Bu kıymetli programı 10 sene boyunca ekranlara taşıyıp, çok geniş bir izleyici kitlesiyle buluşturan TRT ailesini ve katkı sunan Diyanet İşleri Başkanlığını bilvesile tebrik eden Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "Jüri üyelerimize, seçici kurulumuza, yarışmada emeği geçen her bir kardeşime teşekkür ediyor, Rabb'im bu gayretlerinizi inşallah hayra tebdil eylesin diyorum." şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şöyle devam etti:
"Hepimiz biliyoruz ki hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Biz zaman zaman unutma gafletine düşsek bile hamdolsun gerçekten çok nasipli, şerefli, çok talihli bir milletiz. Rahmet elçisinin 'Kardeşlerim onlardır ki, beni görmedikleri halde bana iman ederler' lütfuna nail olmuş bir ümmetiz. Kim ne derse desin, bu iltifatı kendimiz için en büyük şeref payesi olarak görüyor, bu ümmetin, bu milletin, bu medeniyetin bir parçası olmakla daima iftihar ediyoruz. Öyle bir değerler manzumesini tevarüs ediyoruz ki bu kıymet havuzunda güzellik, merkezi bir konumda yer alıyor. Zira insanın en güzel surette ahsen-i takvim üzere yaratıldığı Kitabullah'ta zikrediliyor."
Zümer Suresi'ni anımsatan Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şifa kaynağı, rahmet vesilesi, hidayet ve hayat rehberi Kur'an-ı Kerim'in şüphesiz sözlerin en güzeli olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Peygamber'in bir hadis-i şerifinde "Şüphesiz ki Allah güzeldir ve güzelliği sever." diyerek, bu hakikati en yalın, en sade şekliyle ifade buyurduğunu kaydederek, şöyle konuştu:
"Şu husus da son derece dikkat çekicidir. Hadis kaynaklarımıza baktığımızda gönüller sultanının, Kur'an-ı Kerim'in hızlı okunmaması konusunda ashabını ikaz ettiğini, Kelamullah'ın ahenkle, huşu ile tevşih ile hülasa güzel bir sesle tertil ve teenni edilmesinden hoşnut olduklarını görüyoruz. Bu noktada Resul-i Kibriya Efendimizin (s.a.s.) tavsiyelerine harfiyen uyarak kıraatleriyle, tilavetleriyle, o apaydınlık sesleriyle hem haşyetimizi artıran hem de kalplerimize dokunan buradaki tüm kardeşlerimi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Sizleri vesile kılarak, Kur'an ve sünnetin istikametinden ayrılmamayı, son nefesimize kadar sırat-ı müstakim üzre bir hayat sürmeyi, Peygamber-i Zişan Efendimizin (s.a.s.) güzel ahlakıyla ahlaklanmayı hepimize, tüm ümmet-i Muhammed'e nasip eylesin diyorum."
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "Hira'da 'Oku' ayetiyle başlayan kutlu vahiy, o ebedi kurtuluş çağrısını hayatımızın bütününe tatbik etmeye, Peygamber Efendimizin siret ve sünnetini tüm derinliğiyle en güzel surette idrak etmeye bizleri müyesser eylesin diye dua ediyorum. Üstat Necip Fazıl'ın, 'Allah'tan gelen sonsuz icaz, sonsuz mana, sonsuz ahenk, sonsuz nizam, sonsuz azamet, sonsuz hikmet, sonsuz ölçü, sonsuz nispet çağlayanı.' olarak tarif ettiği Kur'an'ın çağlar üstü mesajını dünyanın dört bir yanına ulaştırmaya Cenabı Mevla bizleri mezun eylesin diyorum." diye konuştu.
"Dayanışma ve aklıselimi özellikle bu dönemde hakim kılmak zorundayız"
İslam dünyası olarak çok dik bir yokuşu tırmanmak zorunda kaldıkları zorlu bir güzergahta olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şunları söyledi:
"Yakın çevremizden başlayarak bölgemizin ve gönül coğrafyamızın pek çok noktası bugün maalesef savaşlarla, krizlerle, acılarla boğuşuyor. Masum çocuklar, savunmasız insanlar, on binlerce kardeşimiz ardı arkası kesilmeyen bombalarla, kurşunlarla, saldırılarla şehit ediliyor. Bu yangının daha da büyümeden söndürülmesi, daha fazla insanın hayatını kaybetmemesi için hepimizin elini taşın altına koyması gerekiyor. Şunun altını özellikle çizmek durumundayım. Müslümanlar olarak tefrikanın, rekabetin, görüş ayrılıklarının bize güç kaybettirmesine engel olmamız gerekiyor. Asırlardır süregelen tartışmaları, imtihan günlerinden geçtiğimiz bu kritik süreçte daha sonra çözüme ulaştırmak üzere bir kenara bırakmamız gerekiyor. Allah'ın ipine sımsıkı sarılarak birbirimize destek olmamız, birbirimizin yaralarına merhem olmamız gerekiyor. Dayanışma ve aklıselimi özellikle bu dönemde hakim kılmak zorundayız."
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şöyle devam etti:
"Şunu hiçbirimiz unutmamak mecburiyetindeyiz. Bir asır önce yazılan kirli ve kanlı senaryoların bugün tekrar sahnelenmesine izin verirsek, bunun vebalini ne biz ne de bu oyuna gönüllü ya da gönülsüz figüranlık edenler asla taşıyamaz. Şayet bölgemizde akan kanı durdurmak, annelerin, çocukların, masumların gözyaşlarını silebilmek, acının ve hüznün olmadığı müreffeh bir gelecek inşa etmek istiyorsak vahdet bilincimizi canlı tutacağız. Rehberimiz, kılavuzumuz, önderimiz, Efendimiz (s.a.s.) 'Mümin, mümin kardeşi için birbirine sımsıkı kenetlenmiş tuğlalardan oluşan bir bina gibidir.' buyuruyor. İşte bu ruha, bu idrake, bu bilince, dört elle sarılmamız, bu binada en küçük bir hasarın oluşmaması, eksik ve gediğin açılmaması için ne gerekiyorsa yapmamız boynumuzun borcudur. Aksi takdirde 'böl, parçala, yönet' planlarının kurbanı olmaktan Allah muhafaza kurtulamayız."
"İslam aleminin bugün muhtaç olduğu bilinç kesrette vahdet olmaktır"
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Mevlana'nın sözlerine atıfta bulunarak, "Mevlana Hazretlerinin hikmet dolu şu sözlerini kendimize rehber edinmeli, bir an olsun aklımızdan çıkarmamalıyız. O büyük gönül sultanı şöyle diyordu, 'Bu dünyaya ayırmaya, bölmeye gelmedik. Biz bölüneni birleştirmeye, kırılanı tamir etmeye geldik. Biz bir imtihan vesilesi olan dünyaya Cenab-ı Allah'a kulluk yapma yanında aynı zamanda işte bunun için geldik.'. İslam aleminin bugün muhtaç olduğu bilinç kesrette vahdet olmaktır. Ezeli ve ebedi kardeşliğimizi her şart altında yüceltmektir. Bu noktada hem millet hem de İslam dünyası olarak hepimizin üzerine düşen mesuliyeti en güzel şekilde yerine getireceğine ben şahsen gönülden inanıyorum." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Burada şunu tüm kalbimle ifade ve ilan etmek istiyorum. Zifiri karanlıkların inşallah kardan aydınlık günlere dönüşeceği dönemler yakındır. İnşallah uzak olmayan bir tarihte coğrafyamızda çiçeklerin açtığı, yüzlerin güldüğü, kalplerin huzurla dolup taştığı o barış iklimini Müslümanlar olarak hep birlikte inşa edeceğiz. Burada bulunan siz değerli kardeşlerime baktıkça bu inancımın daha da pekiştiğini, daha da güçlendiğini ayrıca ve özellikle ifade etmek istiyorum. Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum. Bu düşüncelerle milletimizle birlikte İslam aleminin Ramazan-ı Şerif'ini ve Leyle-i Kadrini bir kez daha tebrik ediyorum."
Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş: “Ramazan, Kur’an’ın tekrar tekrar okunduğu bir rahmet mevsimidir”
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ise yaptığı konuşmada, Ramazan-ı şerifin, Kur’an-ı Kerim’in insanlığa armağan edildiği mübarek bir zaman dilimi olduğuna dikkati çekerek, “Yüce Rabbimiz’in beyanıyla; ‘Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır.’ Bu ayet-i kerime, Ramazan ile Kur’an arasındaki derin bağı ifade etmektedir. Ramazan; oruçla bedenin arındığı, teravihlerle ruhun huzura kavuştuğu, mukabele geleneğiyle Kur’an’ın tekrar tekrar okunduğu bir rahmet mevsimidir.” ifadelerini kullandı.
“O, toplumun huzurunu, adaletini ve birlik ruhunu inşa eden ilâhî bir rehberdir”
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Hz. Cebrail (a.s.) ile her Ramazan’da Kur’an’ı karşılıklı mukabele ettiklerini hatırlatan Başkan Arpaguş, “Camilerimizdeki mukabele halkaları, evlerimizde okunan hatm-i şerifler ve bu gece burada yankılanan Kur’an nağmeleri o kadim geleneğin, o nebevî sünnetin asırlardır süregelen tezahürüdür. Kur’an-ı Kerim, yalnızca ferdî bir ibadet kitabı değildir. O, toplumun huzurunu, adaletini ve birlik ruhunu inşa eden ilahi bir rehberdir. İnsanlar arasındaki münasebetleri adalet, merhamet ve kardeşlik temelinde tanzim eder. Yüce Kitabımızda: ‘Şüphesiz bu Kur’an, en doğru yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.’ buyurulmaktadır.” şeklinde konuştu.
“O, hayatın her anına eşlik eden bir kılavuzdur”
Medeniyetimizin temelinde Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Kur’an ahlakı olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:
“Sevinçte şükür, kederde sabır, muamelatta adalet, insani ilişkilerde merhamet. Hepsi Kur’an’ın bize öğrettiği hayat prensipleridir. Kur’an-ı Kerim, okunmak, anlaşılmak ve yaşanmak üzere indirilmiştir. O, hayatın her anına eşlik eden bir kılavuzdur. Bu kutlu yolda, Kur’an ile hayatın o muazzam birlikteliğini tesis etmek, en büyük gayemiz olmalıdır. Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) ahlakını soranlara Hz. Âişe validemiz ne güzel ifade etmiş: ‘Onun ahlâkı Kur’an’dı’ buyurmuşlardır. İşte bugün de milletimiz, Efendimizin ahlakıyla, Kur’an’ın öğrettiği birlik, beraberlik, kardeşlik ve dayanışma ruhuyla ayakta durmakta, zorluklar karşısında birbirine kenetlenmektedir.”
“Kur’an’ı güzel okumanın asıl kemâli, onu güzel yaşamaktır”
Kur’an’ı adab ve erkânıyla okumak ne kadar kıymetliyse; onun emir ve nehiylerini hayatımızın merkezine alarak yaşamak da o derece elzem olduğunu ifade eden Başkan Arpaguş, “Hayatın karmaşası içinde koşarken, geceleri gündüze, gündüzleri geceye sığdırmak için çabalarken, Kur’an sayfalar arasında kalan bir metin değil; evlerimizde, ailelerimizde, toplumumuzda, şaşmaz ahlakımız olmalıdır. Asıl güzel okuma; Kur’an’ı sadece dil ile değil hal ile sadece harflerle değil amellerle tilavet etmektir. Zira Kur’an’ı güzel okumanın asıl kemali, onu güzel yaşamaktır.” diye konuştu.
“Hiç şüphesiz Kur’an’ı biz indirdik, onu koruyacak olan da biziz”
Kur’an-ı Kerim’i en güzel şekilde tilavet eden genç hafızları dinlemenin, geleceğe dair umutları tazelediğini aktaran Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:
“Kur’an’ı gelecek nesillere aktarmak; onu ezberletmek, okutmak, anlamını öğretmek ve hayata taşımak, bizler için en büyük emanettir. Kur’an-ı Kerim’in korunması bizlere Cenab-ı Hakk’ın vaadidir. O; ‘Hiç şüphesiz Kur’an’ı biz indirdik, onu koruyacak olan da biziz.’ buyurmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı olarak yürüttüğümüz Kur’an eğitim programları, hafızlık projeleri ve ulusal ve uluslararası yarışmalar, Cenab-ı Hakk’ın bu vaadini gerçekleştirmek amacıyla, bu kutlu emaneti geleceğe taşıma gayretimizin en somut göstergeleridir.
Bugün bu salonda yankılanan, ruhumuzu doyuran Kur’an sadaları, sadece bir yarışmanın tezahürü değil; asil bir şuurun, sarsılmaz bir inancın gelecek nesillere aktarımıdır. Bu eşsiz değerleri yavrularımızın tertemiz dimağlarına işlemek, kalplerine Allah ve Peygamber sevgisini nakşetmek bizlerin en öncelikli sorumluluğumuzdur. Kur’an ile hemhal olan, onunla düşünen ve onunla yaşayan nesiller yetiştirmek, bu cennet vatanı bizlere yurt kılan ecdadımıza karşı vefa borcumuzdur.”
“O’nun nurundan uzaklaşan zihinler pusulasını yitirir”
Kur’an-ı Kerim’in asırlardır insanlığın ufkunu aydınlatan, yolunu kaybedenlere rehberlik eden yegâne hidayet kaynağı olduğunu anlatan Başkan Arpaguş, konuşmasına şöyle devam etti:
“O, karanlıklardan aydınlığa çıkaran, dünya telaşıyla paslanan kalplerimizi cilalayan ilahi bir nurdur. Yüce Kitabımız, her türlü zorluk, buhran ve sıkıntı karşısında bizlere tükenmez bir umut pınarı olmaktadır. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: ‘Bu Kitap ki onda hiçbir şüphe yoktur, muttakiler için bir hidayet rehberidir.’ Şunu çok iyi biliyoruz ki; onun hidayet rehberliğinden mahrum kalan gönüller çoraklaşır, O’nun nurundan uzaklaşan zihinler pusulasını yitirir. Dünyamızın huzursuzluk, çatışma ve belirsizlik içinde bunaldığı şu günlerde Kur’an’ın rehberliğine olan ihtiyacımız her zamankinden daha fazladır. Kur’an’a sımsıkı sarılan toplumlar tarih boyunca hep ayakta kalmış, ondan uzaklaşan topluluklar ise yönünü kaybetmiştir. Bugün insanlığın yaşadığı ahlaki ve manevi bunalımın yegâne çaresi, Kur’an’ın sunduğu evrensel mesajdır.”
“Rabbim, Kur’an-ı Kerim’i yolumuzu aydınlatan meş’ale kılsın”
“Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir” hadis-i şerifini hatırlatan Başkan Arpaguş, “Bu yarışma vesilesiyle Kur’an’ı öğrenen, öğreten, tilâvet eden ve yaşayan her bir kardeşimizi tebrik ediyorum. Tüm kardeşlerimize Kur’an’ın rehberliği ve gölgesinde bir hayat diliyorum. Öncelikle himayeleri ve katılımlarıyla programı teşriflerinden dolayı Muhterem Cumhurbaşkanımıza hürmetlerimizi arz ediyorum. Başta TRT Genel Müdürlüğümüz olmak üzere, programa emek veren değerli hocalarımıza, Diyanet İşleri Başkanlığımızın kıymetli personeline ve bu organizasyonu gerçekleştiren tüm ekibe teşekkürlerimi sunuyorum. Rabbim, Kur’an-ı Kerim’i gönüllerimizin baharı, gözlerimizin nuru, yolumuzu aydınlatan meş’ale kılsın.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan yarışmada birinci olan Enes Özsoy, ikinci olan Furkan Çınar ve üçüncü olan Muhammed Sizcan'a ödüllerini verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ve beraberindekilerle aile fotoğrafı çektirdi.